- Ana Sayfa
- Alıntılar
- Tanıtımlar
- Okudum
- SİHİRLİ KİTAPLIK İLE OKUMA ETKİNLİKLERİ
- ÖNERDİKLERİM
- Wattpad
- KİTAP GURMELERİ İLE BLOG TURLARI
Müptela etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Müptela etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kral Süiti│Kitap Yorumu
#kitapyorumu
Kral Süiti ön yargıyla yaklaştığım ve yazılması zor bir kurgusu olduğunu düşündüğüm bir kitap.. Ersen 38 yaşında, işinde başarılı, otoriter ve evli bir adam ama bu evliliği zaruriyetten geliyor. Eşi Zeynep ona resmen tuzak kurmuş. Ve Ersen de hiç üstelememiş, her şeyi olduğu gibi kabul etmiş. Ama bir gün karşısına 23 yaşında genç, güzel ve enerjik, deli dolu bir kız çıkıyor. Şimal, Ersen'in otelinde işe başladığında Ersen'i görür görmez çekimine kapılıyor. Hakkında hiç bir şey bilmeden.. Ama sonra Ersen'in evli olduğunu öğrenince geri durmaya çalışıyor. Aynı şekilde Ersen'de.. Her ne kadar ikisi de geri durmaya çalışsa da olaylar bir yerde patlak veriyor..
İlişkilerinin çok yanlış başladığını ve sağlam temeller üzerine oturtulmadığını düşünüyorum. Nereden tutarsanız tutun yanlış.. Ersen'i hep kızan, bağıran ve öfkeli bir adam olarak gördük. Ama sonra karısı Zenep ile yollarını ayırınca ve kendini Şimal'e adayınca onu aşık bir adam olarak okuyoruz. Ama bu yanlışlar bitmiyor. Hata üstüne hata yapıyor iki tarafta.. Ben olayların daha farklı gelişmesini isterdim. Çok çabuk gelişti her şey.. Kurguda en çok üzüldüğüm Sercan oldu. Şimal'i koşulsuz, her şeye rağmen seviyordu. Ve bu yaşananları hak etmiyordu. Şimal'in Sercan ile olmasını isterdim. Sevdiğim diğer karakterler ise Atakan ve Caner oldu. Sevdim mi sevmedim mi emin olamıyorum, ortada kaldım. Herkesin okuyup seveceği, sindirebileceği bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Ama yazarın kaleminin akıcı olduğunu ve kısa bir sürede bitirdiğimi söyleyebilirim. Kitabın sonu ise muallakta bitti ve sanırım dayanamayıp devam kitabını da okuyacağım. Çünkü Zeynep başlarına türlü türlü çoraplar örecek gibi.. Ersen ve Şimal bu çıkmazda nasıl bir yol izleyecekler merak ediyorum.
Anka'nın Dönüşü │Kitap Yorumu
#kitapyorumu
Yıllar önce Anka'nın ruhunun bedeninden ayrılıp bir bebeğin bedenine girmesi ile başlıyor kurgu. Anka ruhunu taşıyan bebek (Carmen) dünyalı bir çifte veriliyor. Carmen 16 yaşına gelince gezegenindeki savaşı durdurmalı, güçlerini keşfetmeli ve görevlerini yerine getirmelidir. Bunun için en büyük destekçisi Ron ile bir maceraya atılır. Türklerin de fantastik yazabileceğini görmüş oldum Anka Kuşu'nda.. Yazarın kurguladığı evreni, karakterleri ve onların özellikleri sevdim. Özellikle Zümrüt'lerin özellikleri hayranlık uyandırıcıydı. O evren, o hayal gücü takdire şayandı. Oldukça da akıcıydı ki kitap okuyamadığım şu dönemlerde ilaç gibi geldi bana. Yazarın bu kitap ile yurt dışında eğitim hakkı kazandığını biliyor muydunuz? Bence bu takdir edilesi... 👏 Bir kaç eksiklik vardı ama bunun devam kitaplarında düzeleceğine eminim. Ki kitabın akıcılığı ile benden artı puanları aldı. 😊 Özellikle ilk kitabın sonu öyle bir yerde bitti ki.. Aslında bitti denilen herşey yeniden başlıyor. Ve ikinci kitap için umutlarım oldukça yüksek. Şahsen ben sinema filmi olsaydı keyifle izlerdim. Fantastik ve aşk ile bezenmiş kurguları seviyorsanız bir şans verebilirsiniz. 😊
Denize Karşı || Sinem İşler (Yorum)
"Vazgeçebilenler ve yeniden başlamayı seçenler gün gelir küllerinden yeniden doğarlar. Daha güçlü, daha umutlu!"
Deniz ve Şahin karakteri ile vermek istediği mesajlar, aynı zamanda alt metinde gözler önüne serdiği toplum eleştirisi ve kadın erkek ilişkilerine dair yaptığı göndermeler ile yazar gerçekleri gözler önüne seriyor.
Deniz Hemşire, nişanlısı tarafından aldatılınca her şeyi geri de bırakıp Göcek de yeni bir hayata başlıyor. Şahin de karısından boşanmış çocuğuna bakmak için elinden geleni yapan fedakar ve çok iyi bir baba. Aynı zamanda iyi bir insan.
İki karakterinde net olmasını ve her şeyi açıkça konuşmaları, birbirlerine önce saygı duymaları kitabı sevme nedenlerimden biri..
Deniz, ailesi tarafından sevgi görmemiş ve bunun eksikliği ile büyümüş yaralı bir çocuk. Bu noktada eksikliğini Şahin ve oğlu Murat sayesinde gideriyor.
Yazar, karakterlerin gelişimini basamak basamak işleyerek güzel bir sonuca bağlıyor. Bazı sahnelerde o kadar etkilendim ki gözlerim dolu dolu oldu.
Yazarın duyguları yansıtmada oldukça etkileyici bir kalemi var. Kaldı ki kalemi de o kadar akıcı ki başta 100 sayfa okurum diye başladığım kitabı 250 sayfa kadar okuduğumu fark ettim. Alıp götürdü beni. Yüreğime dokunan kısımları söylemiyorum bile. 😍 😢
Hüzünlü, gerçekçi, sevgi dolu aynı zamanda eğlenceli bir okuma serüveni oldu benim için.. Ve Denize Karşı kitabından sonra Sinem İşler takip edeceğim yazarlar arasına girdi. ❤
Etiketler:
Müptela,
OKUDUM,
Önerdiklerim,
Sinem İşler,
TAVSİYE ETTİKLERİM
Sen'li || Merve Akıncı (Yorum)
Bu defter, beraber yaşadığımız her şeyin anısına övgüyle yazılmış, hatırlanmaya değer her şeyi içeriyor.
Hayır, bu bir günlük değil, bu senli bir anılar geçidi olacak.
Senin ve Benim...
Karan ve Bahar'ın...
Sevgin içimde büyüyen bir çığı anımsatsa da, o çığın üstüme devrilip sonumu getireceğini adım gibi bilsem de yine de yanında olduğum için, varlığını hissedebildiğim için hep binlerce kez şükrettim. Seni sevmek daha değerliydi, kendimden daha çok…
* * *
"Hep uçurumlarda geziyordun. Her şeyin en kenarında... Pencerenin kenarı, çatının kenarı, korkulukların kenarı ve şimdi de ucu açık, ötesi olmayan bir uçurumun kenarı..."
* * *
Neden Karan?
Neden sevmedin Bahar'ı?
Neden izin vermedin?
Neden bir şans vermedin?
Neden Bahar?
Neden bu kadar sevdin Karan'ı?
Neden kendinden bu kadar ödün verdin?
Bunu kendine neden yaptın?
Peki değdi mi?
Kısacık ama oldukça etkileyiciydi.. Ve bence Merve Akıncı'nın kalemi bu! Onun kaleminden bu tarz da daha çok kurgu okumak isterim.
Okurken "neden" soruları ile boğuştum. Kimi yerde kızdım, kimi yerde üzüldüm, kimi yerde de alıp bağrıma basasım geldi. En büyük kızgınlığım ise Karan'a.. Bahar'ı incitmesine, bir şans vermemesine katlanamadım. Cidden! Bahar bunları hak etmiyordu.
Bahar ise o yaşına rağmen ne denli büyük sevdiğini kanıtladı bizlere.. Yaptığı fedakarlıkları ve katlandığı zorlukları okurken duygularıma hakim olamadım. Ahh, küçük yaprak! Keşke hiç sevmeseydin Karan'ı.. Keşke kendinden hiç bu kadar ödün vermeseydin.. Keşke bunları kendine yaşatmasaydın..
Büyük bir "AH!" ile bitti kitap. Kitabın sonu ise oldukça şaşırtıcıydı ki "vay bee" dedirtti. Sonuç olarak Merve Akıncı'nın diğer kitaplarından bir tık daha iyiydi.. Kitabın depresif bir yapısı ve başlayacak olanların bunu göze alarak başlamalarını tavsiye ederim. Son olarak bence Merve Akıncı bu türe daha yoğunlaşmalı.. 😊
Etiketler:
Müptela,
OKUDUM,
Önerdiklerim,
Tavsiye Ettiklerim
Lemariz Müjde Albayrak || Yazar Röportajı
1. Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkürler. Klasik bir soru ile başlayalım. Lemariz kimdir? Kendinizden kısaca bahseder misiniz?
💙Merhabalar. Esas ben çok teşekkür ederim benimle bu keyifli serüveni paylaştığınız için. Gözlerimden kalpler fışkırarak bakıyorum. Siz göremiyorsunuz ama kocaman bir gülümseme var yüzümde sayenizde. Gelelim soruya, Lemariz bir hayalperesttir. Uçsuz bucaksız hayaller aleminde yaşamını somut dünya ile hayal dünyası arasında bölmek yerine iki dünyayı bir birine karıştırmış bir sihirbazdırda diyebiliriz. Bunu nasıl yapıyorsun derseniz sanırım aldığım eğitime borçluyum. Lisans eğitimim Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi. Sonrasında da pazarlama ağırlıklı işletme yüksek lisansı yaptım (MBA). Halen daha da bu alanlarda çalışıyorum. Bu da bana bir çok farklı dünyanın kapılarını aralıyor ve bende o dünyaları kitaplarıma taşıyarak okurlarıma ulaştırıyorum. Neden hayalperest dediğime gelirsek, çünkü ben tüm gerçekliği hayallerle süsleyerek masallar yazan biriyim.
2. Yazarlık serüveniniz nasıl başladı?
💙Yazarlık serüveni kendimi yazarak ifade etmenle başladı diyebilirim. Yani takriben yazmayı ilk öğrenmemler başladı desem sanırım abartmamış olurum. Kendimi yazmayı ilk öğrendiğim zamanlardan itibaren yazarak ifade eder, öfkemi, sevincimi kağıda dökerdim. Ebeveynlerime mektuplar yazardım bana kızdıklarında. Daha sonraları bu hikayelere dönüştü ve lise yıllarımda kısa öyküler yazmaya başladım ancak utangaç bir gençtim, nadir olarak paylaşırdım. Bir gün yüksek lisansımda çok sevdiğim, reklamcılığın duayeni bir hocamız bizlerden boş bir kağıt çıkartmamızı istedi ve tek bir soru sordu: "Büyüyünce ne olacaksınız?" Bende tek bir cevap verdim ve dedim ki büyüyünce mutlaka en az bir roman yazacağım ve ben yazar olacağım. O soruya verilen cevapların kaçı bir gün gerçek oldu bilmiyorum ama benimki gerçek oldu.
3. Safir hikâyesi nasıl ortaya çıktı? Nede Historical Romance?
💙Safir benim çok zorlandığım bir dönemde girdi yaşamıma. Safir'i yazmaya başladığım dönemde ailevi bir dolu ve ciddi sağlık sorunları ardı ardına geliyprdu ve benim yazmakta olduğum Yoksun hikayesi tüm bu korkulu bekleyişler sırasında tıkandı. Benim için çok zorlu bir süreçti ama sağolsun canım gibi sevdiğim dostlarım beni yalnız bırakmadılar. Bırakmadıkları gibi her gün Yoksun sormaya başlamışlardı. Bende dedim ki onlara size bu hikayede ki karakterlerin atasını yazayım mı? Ben ne okumak istiyorsam onu yazarım ve o süreçte okumak istediğim şey kesinlikle tarihi romantik kurgulardı. Öykü Odabaş, İrem, Yağmur ve kendime diye özel olarak başladığım bu kurgu Hissiz serisinin karakterlerinin atası olmaktan çıktı ve kendi başına benim okumayı çok sevdiğim türde bir romana dönüştü. Ben buna yazmanın büyüsü diyorum. Sonuçta ben aşk yazıyorum, hangi zamanda, hangi mekanda ya da hangi gerçeklikte olduğunun hiç bir önemi yok. Belki bir gün karşınıza bir cinayet romanı ya da bir bilimkurgu ile çıkarım ama yine aşk yazarım. En çok hoşuma gidende o türü daha önce hiç okumamış, türe mesafeli okurlarımın ben yazdığım için okumaya başlayarak türü sevmeleri. Bu paha biçilemez.
4. Kaleminizden Safir’in devamı niteliğinde yeni bir kurgu okuyacak mıyız?
💙Evet. Tam devamı denemez ama yine tarihi romantik türde kitaplarım olacak inşallah. Ufukta da Marrok ve Alistaire'in aşkı var. Ben şahsen onları okumayı çok istiyorum, umarım benimle okumayı isteyip merak edenler vardır.
5. Kurgularınızı oluştururken hangi aşamalara dikkat ediyorsunuz?
💙Hayali aşk romanları yazıyorum ve bunlarda bir ölçüde gerçeklikten bahsedemeyiz. Hepsi birer masal ve masallarda prens üç başlı ejderhayla bile savaşabilir. Lakin ne var ki her ne kadar masalsı bir düzlemde yazıyor olsam bile her bir hareketin, tepkinin, olay - mekan örgüsünün belirli bir gerçeklik düzlemine bağlı kalması gerekir. Bu yüzden karakterlerimi oluştururken çok katı çizgilerle belirlememeye ve olaylar zincirinde bu adam/kadın bu olaya ne tepki verirdi diye tartmaya özen gösteririm. En dikkat ettiğim bir diğer şeyde sonunu baştan belirlemek. Her güzel şeyin bir sonu olmalı ki tadı damakta kalmalı. Aksi halde sezonu gereksiz uzatılıp reytingi düşen diziler gibi olur yazılan eser. Olay örgüsünde belirli iniş çıkışlar ve mutlaka son belirlenip o sona doğru kaba hatları belirlenen çizgide ilerlenirse o zaman yazarda yazdığı şeyin içinde kaybolmaz.
6. Tarzınız dışında farklı bir tür yazmak isteseydiniz bu hangi tür olurdu?
💙Kesinlikle cinayet ve fantastik. Belki bir gün yazarım ancak onlarıda da aşk romanı formuna sokacağımdan acaba başka bir tür olarak kabul eder misiniz?
7. Wattpad serüveniniz nasıl başladı? Kurgularınızı paylaşmaya nasıl karar verdiniz?
💙Wattpad serüvenim uykusuz geçen hamilelik sonrası emzirme dönemimde başladı. Online kitaplar okurken buldum ve uzunca bir süre takipte kaldım. Daha önce forumlar vardı ve bir sürede facebook'dan yayınlanan kitaplar ancak ben her ikisinede eser hakları açısından güven duymuyordum. Wattpad de doğru isimlerle tanıştım ve onların sayesinde wattpad'in hukuki boyutlarını, öğrendim. Bu sayede de wattpad'de paylaşmayı denedim.
8. Yazdıklarınızda sizi yansıtan ya da gerçek hayattan esinlendiğiniz yönler oldu mu?
💙Gerçek hayattan aldığım çok şeyde oldu. Frezya'da ki tüm karakterler örneğin gerçek hayattan doğan karakterler. Bir gün haberlerde polisin yaptığı fuhuş operasyonunda tutullananlar arasında yetiştirme yurdu bekçisinin olduğunu ve yurttaki kız çocuklarını kandırdıklarını izledim ve böylece Hacer doğdu. Zaman zaman kendimide yansıtıyorum hikayelere ama aramızda sır kalsın, misal Safir'de ki Caci benim olmak istediğim yaşlılık. Şimdi Aşk Hali'ni yazıyorum ve orada bir çok kişiye abartılı gelebilecek olan ve nefret edilen baba karakteri çok eski bir arkadaşımın birebir babası olur.
9. Bir gün kitap çıkarma hayalleri olan hikâye yazarlarına söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?
💙Yazın, hiç bıkmadan, usanmadan yazın ama yazdıklarınızı ilk siz okuyun. Kendi yazdıklarınızı hakkaniyetle okuyabilmek içinde önce çok kitap okuyun. Öyle üç beş tane tek türden değil, dini kitaplardan tutunda tıbbi kitaplara kadar her ne varsa okuyun. Yazmak belli bir kültür ve yaşanmışlık birikimidir. Yazarın yazı dünyası kendi yaşadığı dünya ile kısıtlıdır. Bilmediğiniz bir şeyi yazamazsınız öyle değil mi? Hepsinden ötesi, yazmak isteyenlere altın niteliğinde bir şey söylemek, bir ipucu vermek isterim: araştırın. Okumayan, araştırmayan ve yazmaktan bıkan yazar olmaz. Bu yüzden de aslında bir yazar olmak için basılı bir kitabınızın olup olmamasının hiç bir önemi yok. Her basılı kitabı olanın yazar olmadığı gibi her kitabı basılı olmayana da yazar değil denmez bence.
10. Son olarak okuyucularınıza neler söylemek istersiniz?
💙Okuyun ve bir hobi edinin demek isterim. Okumak sonu olmayan dipsiz bir açlık. Okudukça daha çok okumak istersiniz. Bu yüzden ayrım yapmadan okuyun ve her şeyi, özellikle de size ait olmayan karşıt fikirleri okuyun ki neye karşı olduğunuzu en az kendi tezinizi savunmak kadar iyi bilin. Ancak böylece çürütülmeyen tezleriniz olur. Hobi de size farklı dünyaların kapısını açar. Gelişmek insanlara has bir özellik bu yüzden bu özelliği beslemek gerek diye düşünüyorum.
Aşkla kalın, sevin ve sevilin...
Bal Köpüğü || YORUM
Bal Köpüğü bitti.
Yalnız sevdim mi sevmedim mi bir türlü karar veremedim.
Okurken sürekli SMEP ile karşılaştırdım.
Ve genel olarak baktığımda SMEP'i daha çok sevdiğime karar verdim.
Bal Köpüğü'nü de sevdim elbette. Ama SMEP bir tık daha iyiydi bana göre..
Bal Köpüğü'nde yazarın daha toy olduğunu düşünüyorum.
SMEP de ise kendini geliştirdiğini ve bir tık daha iyiye gittiğini gözlemledim.
Görkem, soğuk duruşu ve sert yapısıyla Azra'yı kendine bağımlı hale getirirken Azra ise inatçı yapısı ile Görkem'in sınırlarını zorlamaktan geri kalmadı.
Zeynep Işıklar'ın sert erkeklerini seviyorum. Sert erkek derken; sevdiğine sahip çıkan, onu koruyup kollayan ve sonuna kadar sadık olan karakterlerden bahsediyorum. Zeynep Işıklar'ın kitaplarında da bunları görmek mümkün...
Kitapta sevmediğim bir kaç nokta var. Görkem, her ne kadar yaşadıkları ile kendini soyutlamış olsa da Azra'ya olan bazı tavırları beni rahatsız etti. Azra'ya sürekli bir şeyler dayatması, onu bazı şeyler için zorlaması ve Azra'nın ise kendinden taviz vermesi beni rahatsız etti. Azra kör kütük aşıktı Görkem'e o yüzden ona boyun eğmiş olmasını anlayabiliyorum. Ama Görkem'in Azra'ya karşı bu kadar katı olması, kendini ona açmaması Azra'nın olduğu kadar benim de kalbimi kırdı.
Sonuç olarak sevdim gibi.. Akıcı ve sade bir anlatımı var. Kafa dağıtmak ve kısa bir süre de okumak için kitap arayışları içerisindeyseniz Bal Köpüğü'ne bir şans verebilirsiniz. (=
Sen || Bir İntikam Bir Yemin Bir Aşk ~ Yorum ve Alıntılar
Herkese Merhaba!
Çok sevdiğim yazarın çok sevdiğim kitap yorumu ile karşınızdayım! Aslında kitabı okuyalı çok oldu ama bir türlü yorum yapma fırsatım olmamıştı. Kısmet bugüneymiş. :)
Etiketler:
Müptela,
OKUDUM,
Önerdiklerim,
Selvi Atıcı,
Tavsiye Ettiklerim
Okuma Etkinliği#8 - Ateş ve Buz │Yorum ve Çekiliş
Bu kitabı nasıl anlatsam bilemiyorum. Üç farklı kadın, üç farklı adam ve üç farklı hayat! Çelişkiler ve gözyaşlarıyla dolu bir hikaye. Hem yakacak hem de yanacak olanların hikayesi!
Etiketler:
Müptela,
OKUDUM,
Okuma Etkinliği,
PUANLAMA,
YAYINEVİ
Okuma Etkinliği#8 - Ateş ve Buz │Alıntılar
- Etkinliğimizin 2.gününde alıntılar yazısı ile karşınızdayım. Kitap hakkında fikir edinmek için sizi alıntılar köşemize alalım! Ayrıca Facebook ve blog üzerinden devam eden çekilişlerimize de katılmayı unutmayınız!
[Kitap] Deli Divane│Tanıtım
Bir yanda Karadeniz gibi bir adam: Hırçın, öfkeli, mert...
Diğer tarafta başına buyruk bir deli kız: İnatçı, sevimli, çenebaz...
"Benim ilk aşkım sensin Memet... Kalbim ilk defa sana attı ve Allah şahidimdir en son yine sana atacak..."
Ve doludizgin giden bir aşk: Karadeniz kadar hırçın, yaylalar kadar özgür, İstanbul kadar tutkulu...
Diğer tarafta başına buyruk bir deli kız: İnatçı, sevimli, çenebaz...
"Benim ilk aşkım sensin Memet... Kalbim ilk defa sana attı ve Allah şahidimdir en son yine sana atacak..."
Ve doludizgin giden bir aşk: Karadeniz kadar hırçın, yaylalar kadar özgür, İstanbul kadar tutkulu...
Sayfa Sayısı: 416
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Yayınevi: Müptela Yayınları
Satın Almak İçin:
Okuma Etkinliği#1 │Kimliksiz - Selvi Atıcı
1.GÜN:
+
2.GÜN:
3.GÜN:
4.GÜN:
5.GÜN:
Etiketler:
Kimliksiz,
Müptela,
Okuma Etkinliği,
Selvi Atıcı,
TANITIM,
TANITIMLAR,
YAYINEVİ
[Kitap] Mevsim │Tanıtım
Dört Mevsimi yaşatan iki aşk hikâyesi...
Tanıtım Bülteninden; Bahar kadar umutlu, yaz kadar tutkulu, güz gibi durağan, kış gibi fırtınalı. Bir yanda aşklarını itiraf edemeyen Esra ve Kaan'ın, diğer tarafta geçmişin izleriyle savaşmış Mevsim ve Tolga'nın doludizgin aşkları... Duygusallığı ve tutkusuyla… Bazen vazgeçmişliği, bazen umudu ile Aşk'ı şaha kaldıran sayfalar arasında kaybolmak için… Her Mevsim Aşk'ı hissetmek için... "Sadece onunla olmak, yanından bir an olsun ayrılmamak, suratı düştüğünde onu gülümsetebilmek, ağladığında ona sarılmak... Her zaman güçlü olmak zorunda kaldığı yorucu hayatında bir mola olmak... Bunların hepsi ve daha fazlası ne zaman oldu bilememek... Zamanla olan bir şey değildi aşk. Belki sevgi öyleydi ama aşk ilk görüşte ruhunu, beynini, kalbini sorgusuz vermekti… O'ydu. Geçmişim berbat olabilir, onu hak etmiyor olabilirim ama onu bırakamayacak kadar da bencilim."
Sayfa Sayısı: 480
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Yayınevi: Müptela Yayınları
Satın Almak İçin:
[Kitap] Annemin Gelini Olur Musun? │Tanıtım
"Annem bir gelini olsun istiyor. Ancak ben evlenmek istemiyorum, gençliğimi tek bir kadınla geçiremem. Anlarsın ya, her gece farklı bir çıtırın tadına bakmak varken tek kadına bağlı kalmak çok sık-" Aksen, "Kısa kes!" diye bir kez daha emretti.
"Peki... Seninle bir oyun oynayalım. Annemi gelin hayalinden vazgeçirecek tüm özelliklere sahipsin. Düşünüyorum da annemin gelini olur musun?"
Yekta'nın şu hayattan istediği tek bir şey var: Her gece farklı bir kızla hayatın tadını çıkarmak! Yekta'nın annesi Elçin'in fani hayattan istediği yegâne şey ise oğluna hanım hanımcık, istediği gibi bir gelin bulabilmek!
Hanım hanımcık gelin peşine düşen Elçin Hanım, çapkınlığın doruklarında dolaşan Yekta ve anneyi yıldırma operasyonunun kilit ismi Aksen arasında neler yaşanacak? Sizce Aksen, Elçin Hanım'ın gelini olur mu, ne dersiniz?
(Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı: 656
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Yayınevi: Müptela Yayınları
Satın Almak İçin:
Okuma Etkinliği#1 - Kimliksiz 5.Gün │Yazar ile Röportaj
4.Gün "Cast" görselleri için TIK TIK!
1.Kısaca Selvi Atıcı kimdir?
- İki çocuk annesi, hâlâ kabullenemediğim bir yaş olan otuz yaşında bir ev hanımıyım. Genellikle sessiz, sakin biriyim. Her hangi bir durumda sesimin biraz yükselmesi için çok fazla sabretmiş olmam gerekir. Sabrı ve sınırları sınırsız değil, ama geniş bir insanım. Yaşayan her canlıyı seven bir insanım. Arkadaşlık ve aileye çok önem veririm. Sanırım bu kadar :D
2.Yazar olmaya nasıl karar verdiniz?
- Aslında karar vererek olmadı desem daha doğru olur. Daha çok günlük yazıyordum. Bir şekilde yazmak hayatımın içinde hep vardı. Ama ben, aslında kompozisyonlardan en düşük alan öğrencilerden biriydim :D Aylarca elimde sürünen bir kitap olan Alacakaranlık’a başladım. Çok sevdim, ama Edward’ın düşüncelerinin olmadığı için çok bozum olmuştum. Günlüğüme onun ağzında; burada bunu demiştir, şurada belki de bunu demiştir diye birkaç şey karaladım. Ve sonra internette kardeşim gibi gördüğüm Tuba Özkat’ın Gece Yarısı Güneşi için devam yazısına rastladım. Yazılarını çok sevdim. Ondan özenerek, tamamen eğlence amaçlı başlamıştım. :)
3.İlk zamanlarda zorluk çektiğiniz anlar oldu mu?
- Zorluk çektiğimi söylemem. Kafasının için fazla dolu olan insanlardanım ben. Bir şekilde boşaltmaya, onları bir yere aktarmaya ihtiyacım vardı. Günlük yazmayı, bıraktım. Ama yazı yazmayı hiç bırakmadım… Yazı yazmak benim için zorluk çıkartmaktan daha çok, hayatımı kolaylaştıran bir eylem :D
4.Bir kitabı yazma süreciniz nasıl gelişiyor? Kitabınızı yazmaya başlamadan önce bazı araştırmalar yapıyor musunuz?
- Beynimin için sürekli bir meşguliyet halinde olduğunda ve hayal gücüm bir şekilde işlemeye başladığında; hoşuma giden bir tanesini seçiyorum. Sonra onun üzerinde düşünüyorum. Ortaya kısa bir kurgu çıkıyor, sonra bir taslak oluşuyor. Ama bunların hepsi kafamın içinde oluyor. Ardında defterlere küçük notlar düşüyorum. Sonra onlar kısa bölümler oluyor. Kurgunun tamamen oturduğuna inandığımda gerçekten yazmaya başlıyorum. Ama her ne hikmetse bir şekilde yazarken karakterlerin oyununa geliyor ve illa ki bir şeyleri fark etmeden değiştiriyorum. Araştırma kesinlikle yapıyorum. Mutlaka yanlışlarım vardır. Her insanın vardır, ama en aza indirgemeye çalışıyorum. Okuyan arkadaşlarıma daha düzgün bir yazıyla bir şeyler sunmayı istiyorum.
5.Yazarken sizi çok zorlayan, üzerinde defalarca düşündüğünüz bir karakter yada hikayeniz var mı? Eğer varsa hangisi ve neden?
- Yazarken eğer hikayenin içine gerçekten girebildiysem, onlar bana yaşayan, canlı-kanlı insanlar gibi geliyorsa hiç bir şekilde zorlanmıyorum. Eğer ben hissetmezsem zaten asla yazmıyorum. Çünkü inandırıcılığını kaybedeceğini düşünüyorum. Karakter olarak değil, ama hikaye olarak Pinokyo’nun Rüyası’nda biraz zorlanmıştım. Sanırım o da Ömer karakterinin bir cerrah olmasından kaynaklanıyordu. Okuduğum tıbbi terimlerin, bir düşme sonucu insanda oluşabilecek hasarların, sonuçların neler olacağını araştırmaya çalışırken beynim Çarşamba pazarına dönmüştü :D
6.Şu an ki türünüz dışında farklı bir türde kitap yazmayı düşünür müsünüz?
- Fantastik haricinde sanırım deneyebilirim. Ona biraz fazla beyin gerekiyor gibi geliyor bana :D Zaten yoğun ve kafası çok karışık olan bir insan olduğum için başta yazdığımı sonda hatırlamakta zorlanabilirim. Fantastik için gerçekten yüksek hayal gücü gerekiyor, inandırıcılığını sağlamak gerekiyor. Sanırım onu yapamam :D
7.Wattpad'de yayınladığınız hikayeniz "SEN"i bir gün raflarda görür müyüz?
- İnşallah görürüz :D Şimdilik Kayıp Şehir serisini bir bitirelim de, Daha sonra o da kendi sırasında raflarda olacaktır :D
8.Kitaplarınızı nerede yazıyorsunuz? Özel bir yazma köşeniz veya odanız var mı?
- Daha önceleri genelde bir mutfakta masam var; orada yazıyordum. Her nedense çocukluğumdan beri mutfak hep çalışma alanım olmuştur. Ama şimdi kendime ait bir çalışma alanım var. Hoş ve benimsediğim bir yer :D Artık yazılarımı orada yazıyorum.
9.Üzerinde çalıştığınız “Pinokyo'nun Rüyası” kitabınız hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?
- Kimliksiz kitabında adı geçen Ömer adlı yan karakterin hikayesi. Biraz çapkın, çokça iyi niyetli, yakışıklı, aşktan kaçan bir adam. Ama çoğu kitapta olduğu gibi o da bir gece arabasının tepesine,bir çatıdan düşen genç bir kızla karşılaşıyor ve aşkla mücadelesi o zaman başlıyor :D Kızın da gizemli bir geçmişi var… Böyle işte kısaca :D
10.Kitap yazanlara tavsiyeleriniz nelerdir?
- Yazmaktan keyif alan, bunu benim gibi hayatında bir çok şeyin önünde tutanlar için söyleyebileceğim tek şey; her şekilde hayallerinin peşinden koşmaları… Ve attıkları adımların her zaman cesur olması :D
11.Son olarak “Selvi Atıcı” okuyucularına neler söylemek istersiniz?
- Söylenecek çok fazla şey var… Okuyucu arkadaşlarımın destekleri her zaman bir adım daha atmak için bana çok fazla cesaret verdi. Çoğu zaman özgüvenindeki çatlakları görmezden gelmeme ve onları sıvamama yardım ettiler. Belki bir hikayenin yönünü tek bir samimi yorumla değiştirdiler… Ben, her şeyden önce kendim için yazan bir insanım. Paylaşmasaydım, yine de yazmaya devam ederdim. Ama paylaştığınız zaman kendinizi okuyucular sayesinde dışarıdan görme imkanınız doğuyor ve destek her zaman çok önemli. Yanımda oldukları için teşekkür etmekten başka bir şey gelmiyor elimden :D
12.Aşk Romanı mı? / Polisiye Roman mı?
- Şöyle içinde bol aksiyonlu, polisiye de olan bir aşk romanı desem? :D Aç gözlülük gibi olacak belki, ama tadından yenmez doğrusu :D
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
- Adem ve Şirin'in hikayesini ne zaman okuyacağız?
Adem ve Şirin için ben de çok istiyorum yazmak ama daha tam kurgu oluşturmadım. Belki, kısa bir hikaye olabilir onun için :)
- Kimliksiz'i yazarken kendinize yakın hissettiğiniz karakter/karakterler oldu mu?
Kimliksiz de kendime yakın hissettiğim karakterler aslında. Yazarken hepsi olabiliyorum ama Deryal'in kimi durumlarını özümsediğimi söyleyebilirim.
- Kitapta yaşanan olaylardan kızdığınız ya da "keşke şöyle olmasaydı" dediğiniz anlar/olaylar oldu mu?
Değiştirmek istediğim hiç bir şey olmadı kitapta:) Ama bazen, okuduğum kitaplarda da kaptırıp gittiğim, zamanlar da olduğu gibi kapılıp, ya bu da yapılır mı dediğim anlar oldu.
Bu keyifli sohbet için Selvi Atıcı'ya çok teşekkür ediyor, ve başarılarının devamını diliyorum. :) Etkinliğimizin son günü de böylece bitmiş oldu. Bu etkinlikte beni yalnız bırakmayan ve destekleyen Min Li Li'ye, röportajı kabul edip sorularımızı cevaplayan ve susmayan çeneme katlanan sevgili yazarımız Selvi Atıcı'ya ve son olarak da bu etkinliği yapmamızı sağlayan ve kitapları gönderen Müptela Yayınlarına bu teşekkürü bir borç bilirim. :) Umarım keyif almışsınızdır. Bir daha ki Okuma Etkinliğinde görüşmek üzere...
Etiketler:
Kimliksiz,
Müptela,
Okuma Etkinliği,
Selvi Atıcı,
YAYINEVİ
Okuma Etkinliği#1 - Kimliksiz 3.Gün │Playlist + Video
2.Gün Alıntılar yazısı için: TIK TIK!
- Etkinliğimizin üçüncü gününde playlist ile karşınızdayım. Kitabı okurken dinlediğim müzikleri sizinle de paylaşayım dedim. Umarım siz de benim gibi seversiniz. Ve aşağıda yapmış olduğumuz video var. Video işinde biraz acemiyim, o yüzden nasıl olduğuna dair bir fikrim yok. Ben daha iyisini öğrenen kadar bununla idare edeceksiniz artık :D Neyse fazla uzatmadan keyifli seyirler dilerim :)
- "Cast" ve "Alıntılar"dan oluşan "Kimliksiz" videosu:
Etiketler:
Kimliksiz,
Müptela,
Okuma Etkinliği,
Selvi Atıcı,
YAYINEVİ
Okuma Etkinliği#1 - Kimliksiz 1.Gün│Yorum + Çekiliş
Bir Otaku'nun Dünyası Yorumu İçin: Tık Tık
Yorumuma geçmeden önce bir kaç noktaya değinmek istiyorum;
- Selvi Atıcı; kalemiyle keşke daha önce tanısaydım dediğim bir yazar oldu. Wattpad de yayınladığı hikayesini okumam ile gönlümde taht kurdu Selvi Atıcı. Her hikayesinde kendini yenileyen ve geliştiren bir yazar. Kendini tekrarlamıyor. Ee haliyle okuyucuyu kendine bağlıyor. Kalemi sağlam olan yazarlardan biri. Ve benim de favori yazarlarımdan biri. Umarım yazarın daha çok kitabını raflarda görürüz. :D
- Yazarın kalemini sizde benim gibi sevdiyseniz ve ikinci kitabı beklerken yazarın wattpad de yayınladığı "Sen" hikayesi ile coşabilirsiniz :D
- Sen (Bir İntikam Bir Yemin Bir Aşk) Okumak İçin
NOT : AĞIR -SPOİLER- İÇERİR!
*Kimliksiz...bu kitapta aşk var, macera var, komedi var... Ne ararsanız var. Ee daha ne olsun canım :D
*Deryal Yiğit.. Nam-ı Diğer Kimliksiz.. Hayata zor bir başlangıç yapmış, kimsesiz ve yaralı bir adam. Tek dostu, can yoldaşı Adem ile işlettikleri gece kulübünde macera dolu bir hayat sürerken bir gece sahibi olduğu kulübe Burcu'nun gelmesiyle bütün hayatı değişir. Deryal başta takıntı olarak düşünse de Burcu, aradığı kadındır. Hayatının aşkı!
*Burcu... kız kardeşini Ogün'ün elinden kurtarmaya çalışan bir polistir. Deryal ile tanışması da Ogün sayesinde olmuştur. Çünkü Ogün, Deryal'in bir numaralı düşmanıdır. Her şeyden habersiz olan Deryal, Burcu'nun çekimine kapılrı ve ona karşı konulamaz bir şekilde aşık olur.
*Gerçekler ortaya çıktığında Deryal bunun bedelini Burcu'ya en ağır şekilde ödetir. Ona hunharca sahip olurken tek düşündüğü intikam almaktır. Ama gerçekle yüzleştiğine her şeyi yerle bir ettiğinin farkındadır. Ama artık her şey için çok geçtir.
*Burcu, kız kardeşini Ogün'ün elinden kurtarmış ve mesleğine veda etmiştir. Deryal'siz yapamayacağını düşünen Burcu, her şeyini geride bırakıp amcasının yanına geri dönmüştür. Ama unuttuğu bir şey vardır. Deryal, kolay kolay Burcu'dan vazgeçmeyecektir.
*Adem... dışarıdan göründüğü gibi olmayan Deryal'e hayatını borçlu olan sevdalı ve asabi bir adam. Şirin'e karşı her zaman katı gözükse de içten içe onu sevmektedir. Ve bu aşk bir gün saklandığı yerden patlak verir ve BOM! Adem, Şirin'e ilan-ı aşk ederken, Şirin'in de ondan aşağı kalır yanı yoktur. Bu sevimli ve kaçık iki sevgili aşklarıyla günlerini gün ederken, Deryal ve Burcu çifti ise mutluluklarını bir bebekle taçlandırmışlardır.
- Kitapta en sevdiğim çift Adem ve Şirin çifti oldu. Tamam Deryal ve Burcu çiftinin yeri ayrı ama Adem ve Şirin'i evlatlık edinesim geldi. Çok tatlılar yahu! Adem'in Şirin'i istemeye gitmesi, Şirin'in babasının inadı ve Adem'in asıl bombayı patlatması çok güzeldi. O sahneleri okurken çok güldüm. Adem'in "seviyorum ulan seni" diye yakarması ise takdire şayandı! Keşke biraz daha sahneleri olsa diye geçirdim içimden. Ama belli mi olur belki yazarımız her an bir sürpriz yapabilir bizlere.. :D
- Deryal'e bir konuda çok kızdım! O da Burcu'yu dinlemeden yargısız infaz etmesi! Böyle kafasından tutup duvara duvara vurasım geldi. O derece kızdım! Ama sonra işi tatlıya bağladılar da sorun falan kalmadı. Deryal hep aşık bir adam olarak kalsın istiyorum. Çok şey mi istiyorum? :D
- Ve itiraf ediyorum; Derya ismini ilk duyduğumda onu bayan bir karakter sanmıştım. Sonra Derya'nın erkek bir karakter olduğunu öğrenince kendimden utandım :D Bu arada Derya, Deryal'in babası. Daha fazla detay vermiyorum. Deryal'in hayatına dair bilgileri kitabı okuyunca görürsünüz. -Spoi yok!- :D
- Burcu'nun beceriksizliği, sakarlığı çok tatlıydı bence :D Deryal'in çok iyi yeme yaptığını biliyor muydunuz? Bende bir Deryal istiyorum banane!!! Yemek yapan erkek her zaman ilgi çekicidir benden söylemesi :D :D
- Okurken beni hem güldüren hem de merakta bırakan bir kitap oldu Kimliksiz. Özellikle yazarın anlatım tarzına, betimlemelerine, kalemine hayran kaldım. Selvi Atıcı önerebileceğim yazarlar arasına girdi bile. Aynı anda hem eğlenip hem de heyecana kapılmak istiyorsanız Kimliksiz tam size göre. :)
Benim için güzel bir etkinlik oldu. Her anından zevk aldım. Katkılarından dolayı Müptela Yayınlarına ve Selvi Atıcı'ya çok teşekkür ediyorum. Etkinlik Takvimi'miz üstte bulunmaktadır. Oradan gelişmeleri takip edebilirsiniz. Özellikle son gün Selvi Atıcı ile olan röportajı okumanızı öneriyorum. Ben çok eğlendim. Umarım siz de seversiniz. Ayrıca imza gününe ve çekilişe katılmayı unutmayınız diyerek puanlamaya geçiyorum. :)
Kitaba aslında 4 puan verecektim ama kıyamadım. Her ne kadar Deryal'e Burcu'ya yaptıklarından dolayı kızmış olsam da kitaba 4 puan vermeye gönlüm razı gelmedi. O yüzden o olay hiç yaşanmamış sayıyorum ve 5 puan veriyorum. Çünkü Kimliksiz bu puanı hak ediyor! :)
- Ben Hayal Perest ve Bir Otaku'nun Dünyası Min Li Li ile 7 Martta Selvi Atıcı ile beraberiz. Sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyarız :)
Etiketler:
Müptela,
OKUDUM,
Önerdiklerim,
Selvi Atıcı,
YAYINEVİ
[Bu Ay Neler Okudum?] Şubat│15
- Beni Yarına Bırakma [Yorum] │ 3 PUAN
- Delidolu [Yorum] │ 3 PUAN
- Mabet [Yorum] │5 PUAN
- Aynadaki Ben [Yorum] │2 PUAN
- Daima Aşk [Yorum] │ 4 PUAN
- Duvarların Dili Olsa [Yorum] │2 PUAN
- Masum Koza [Yorum] │3 PUAN
- Umutsuz [Yorum] │ 5 PUAN
- On Küçük Nefes [Yorum] │ 4 PUAN
- Kimliksiz [Yorum] │5 PUAN
- Aşka Zaman Ver [Yorum] │ 3 PUAN
- Bilinmeyen Serisi; Tesadüfler [Yorum] │3 PUAN
Siz bu ay kaç kitap okudunuz? Neler okudunuz?
Etiketler:
aspendos,
Dex Plus,
Eksik Parça,
elf,
hyperion,
Müptela,
OKUDUM,
olimpos,
Önerdiklerim,
pena,
postiga,
PUANLAMA,
TANITIM,
TANITIMLAR,
YAYINEVİ
CNR Kitap Fuarı 2015 │Neler Aldım?
Bir fuar yazısıyla daha karşınızdayım. CNR kitap fuarına bu ilk gidişim. Geçen sene gidememiştim. Bu seneye kısmetmiş. Fuarın ilk günü -yani 27 Martta- Min Li Li ile ilk günden fuara damladık :D İlk gün olduğundan ve hafta içine denk geldiğinden pek yoğun değildi. Yani rahat rahat gezdik, sahafları dolaştık, Kitap İklimi Pınar, Duygu Abla ve takipçim Feyza ile de görüştük, yani kısaca ilk günün tadını çıkardık. Çokta keyifli bir gündü.. :D :D
Ben ve Min Li Li 7 Martta yine fuara gideceğiz. Kapanışa doğru bir tur daha yapalım diyoruz. Eğer siz de orada olursanız tanışıp kaynaşalım :D Gelin, çekinmeyin :)
- Optimum Kitap Yayınlarının fiyatı 10 TL'ydi. İstanbul'u 10 TL'ye aldım. Golem ve Cin'i sahaftan 5 TL'ye aldım. Min Li Li; Ephesus Standında "Gözlerinin Esareti"ni aldı, ben de "Ünlü Aşk"ı aldım. Okuduktan sonra birbirimizle değiş tokuş edeceğiz. :) Elli Yazardan Grinin Elli Tonu ise hediye olarak geldi. :D
- Benim fuardan aldıklarım bu kadar. Toplamda; 48 TL tuttu. Fuara gidecek olanlarınız varsa; Optimum Yayınlarına, Epsilon ve Dex Yayınlarına uğramanızı öneririm.
- Epsilon Yayınlarında 3 kitap 12 TL indirimi vardı. Pek yeni kitaplar yoktu ama gidip görmekte fayda var. Optimum Yayınlarında ise kitaplar 10 TL'ydi. Fazla sahaf yoktu ama olanlara da bakmanızı öneririm, belki istediklerinizi bulabilirsiniz. Dex Yayınlarında da 4 ve 10 TL'ye kitaplar vardı. Martı ve Novella Yayınlarında da 5 ve 10 TL'ye kitaplar vardı. Aspendos ve Elf Yayınlarında da 10 TL'ye indirim vardı eğer yanlış hatırlamıyorsam ;) Siz yine de bir uğrayın derim. Nemesis de indirim vardı ama yüzde kaçtı hiç hatırlamıyorum.
- Fazla yayınevi yoktu. Pegasus, Akıl Çelen, Arkadya, Olimpos ve bazı yayınevlerini göremedim ben. İlk günden dolayı mı yoksa sonraki günler stant kurulacak mı bilmiyorum ama benim gittiğimde yoktu. İlk günkü fuar günlüğüm bu kadardı. İkinci gidişim de yeni kitap alır mıyım bilmiyorum ama imza günlerine katılacağım kesin. :D
- Rule ve Yeni Bir Başlangıç kitaplarını ise çekilişten kazandım. Bu zamana adar iki kitap kazanmıştım. İkisi de istediğim kitaplar değildi. Ama son zamanlarda şansım döndü ve istediğim bu iki kitabı çekiliş sayesinde edinmiş oldum. :D Kitapların nasıl olduğu hakkında bir fikrim yok, genelde herkes öneriyor ama ben okuyup göreceğim. :)
- Ali'm'i ise ukitaptan yaptığım takas sonucu edindim. İlk kitap Duygu'yu henüz okumadım. Ee o zaman neden ikinci kitabı aldın diyeceksiniz ama seri yarım bırakamama gibi bir takıntım olduğundan devam edeceğim gibi görünüyor. En kısa zamanda Duygu'ya başlasam iyi olacak. İlk kitabı alalı bir yıl oldu neredeyse ve ben hala okuyacağım. Çok üşengenim çok. :D Kitap o kadar kalın ki gözümü korkutuyor ne yapayım yani :D Kısaca kitaplığıma giren kitaplar bu kadar. Bir daha ki kitap alışverişinde görüşmek üzere... :)
Siz CNR Kitap Fuarına gittiniz mi? Neler aldınız?
Yorum bırakmayı unutmayın, geri dönüşlerinizi merakla bekliyorum :D
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




























