TAVSİYE ETTİKLERİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TAVSİYE ETTİKLERİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Aşkın Ritmi II Kitap Yorumu

 



#kitapyorumu

Aşkın Ritmi'nde; arkadaşından yediği kazık sonucu bütün eşyalarından olan, her an evden atılmasına ramak kalmış, iş, aile ve aşk hayatı da sallantıda olan Anne ile annesinin kanser olması ve çok az bir ömrünün kalmasından dolayı yoldan çıkmış, ne yapacağını bilemez bir halde olan ve annesinin dileklerini yerine getirmeye çalışan Malcolm'un hikayesi anlatılıyor.

İkisi bir partide bir araya geliyorlar ve olanlar oluyor. Anne ergenlik zamanlarından beri Stage Dive'ın bateristi Mal Ericson'dan hoşlanıyor. Partide onu karşısında görünce olanlar oluyor tabi. Mal'in deyimiyle deli deli bakıyor adama. 😂 Mal, Anne'in yaşadığı sıkıtılara kulak misafiri olurken aklında bir plan şekilleniyor. Ve Mal kendini Anne'ye yardım ederken buluyor.

Anne iş çıkışı evine geldiğinde evinin yeni eşyalar ile donatıldığını, kirasının ödendiğini ve karşısında Malcolm'u görüyor. Malcolm'un ise bütün bunlar için bir şartı var; Anne'den kız arkadaşı rolünü oynamasını istiyor.

Başta rol icabı olsa da zamanla aralarında karşı konulmaz çekim daha fazla kontrol edemiyor ve işler beklediklerinden daha farklı gelişiyor. Rol icabı olan sevgili olayı gerçeğe dönüşüyor.

İkisi de birbirinin hayatına dokunup, birbirlerine destek oluyorlar. Malcolm'a ve Anne'ye bazı yerlerde kızdığım oldu. Malcolm gerçekten bazen çok hödük, odun olabiliyor. Ve Anne'nin bu kadar kolay kabullenmesini, affetmesini beklemezdim. Biraz Malcolm'u süründürmesini isterdim. Ama söz konusu aşk olunca bütün planlar ters tepebiliyor..

Eskisi gibi kitap okuyamadığım için Aşkın Ritmi çok iyi geldi. Bir gün gibi kısa bir sürede bitirdim ki hızıma ben bile şaşırdım. Çok akıcıydı. Eğlenceliydi, sinir bozucuydu, komikti, duygusaldı.. Bütün duyguları aynı anda yaşadım. Ama en çokta eğlendim. Okurken büyük bir keyif aldım. Serinin devam kitaplarını da arayı fazla açmadan okuyacağım. Özlemişim böyle YA türünde kitaplar okumayı.. Eskiden çok vardı bu tarz kitaplar ama artık pek yok.. Keşke daha çok bu türde kitaplar okuyabilsek.. Aşkın Ritmi okurken eğlendiğim, karakterlerini kimi zaman sevdiğim, kimi zaman boğmak istediğim ama genel olarak sevdiğim bir kitap oldu. 💜

Pinterest shareGoogle Plus share

Winter II Kitap Yorumu


Cress'in ardından macera Winter ile devam ediyor. Cinder ve takımı Levana'yı alt etmenin türlü yollarını deniyorlar. Tabi bu uğurda bir çok olay başlarına geliyor. Kaçırılmalar, hastalığa yakalanmalar, vurulmalar derken bir çok olay geliyor başlarına. Ama en sonunda istedikleri gerçekleşiyor ve Levana'nın saltanatı sona eriyor. Cinder, Ay Ülkesinin gerçek kraliçesi hakkı olanı alıyor.

Winter da macera yönünden eksiklik yok. O koşturmaca sizi kamçılıyor. Ama duygular yönünden zayıf bulduğum kısımları var. Mesela Cinder çok donuk bir karaktere sahip. Başlarına o kadar olay geliyor ve sevdiği insanla karşılaşınca kal gelmiş gibi duruyor sadece.. Yarı sayborg olmasından kaynaklanıyor olabilir. Ama insan yine de okurken ister istemez bir sıcaklık bekliyor. Serinin genel olarak duygusal yönden zayıflıkları var. Daha çok bilimkurgu ağırlıklı.. Ben duyguların biraz daha işin içine girmesini isterdim.


Sonra Levana'nın ölümü.. Çok kolay oldu bana göre. Yani daha büyük bir olay beklerdim. Ölümü bana göre çok basite indirgenmişti..

Seride üzüldüğüm şeylerde oldu.. Karakterlerin başına gelenler.. Mesela Wolf'un tekrar operasyondan geçip daha da vahşileşen bir hale getirilmesi.. İçinde kalan bir parçacık insanlığı da kaybetmesi.. Neyse ki Scarlet var ki Wolf kendini daha iyi kontrol edebiliyor. Ve kaybettiğini sandığımız her şeyi aslında kaybetmediğini görüyoruz.

Winter da Levana öldükten sonra Kai ülkesine dönmüş, Cinder Ay Ülkesini yönetmeye çalışıyor, Cress ve Thorne Rampion ile letumosis'in ilacını dağıtıyor ve aynı zamanda dünyayı geziyorlar, Winter ve Jacin ise birbirlerine yapışık ikiz gibiler, aralarındaki bağlılık seri boyunca favorim oldu. Scarlet ve Wolf ise çiftlikte kendi meyve ve sebzelerini yetiştirip küçük kurtçuklar yapmanın peşindeler.. 😂 Kitabın sonu çok güzeldi.. Özellikle Scarlet ve Wolf'un düğün sahnesi favorim oldu. Keşke Kai ve Cinder'ın da düğününü görebilseydik ama onlarda ilk adımı attı.

Ay günlükleri serisi tüm maceralara, kayıplara, acılara rağmen sonunda mutluluğu yakalayan çiftlerin hikayesi ile bizlere veda etti.. Ay günlükleri serisi için kötü demiyorum ama öyle ölümüne sevip, bağlandığım bir seri olmadı. Bu seriyi daha önceden okusaydım yani daha küçük bir yaşta okusaydım belki çok çok severdim. Şuan ki bana göre ortalama bir seriydi.. Ama kesinlikle şans verilmeyi hak eden bir seri olduğunu düşünüyorum. Bütün karakterleri özleyeceğim.. 😍

Favorilerim; Scarlet & Wolf, Cress & Thorne, Winter & Jacin, Cinder & Kai

Başka kitaplarda görüşmek dileğiyle.. 🍀

Pinterest shareGoogle Plus share

Gölge ve Kemik II Kitap Yorumu


#kitapalıntısı

"Sadece ikimiz olacağız," dedi Malyen.

"Gerçekten mi?"

"Her zaman önemli olan sadece ikimizdik, Alina."

•••

"Hayatım boyunca her şeyi yoluna koymanın bir yolunu aradım. Sen uzun zamandır karşıma ilk umut kıvılcımısın."

•••

"Halkımız umuda aç. Senin sayende dini resim çizenlerin işleri açıldı."

"Ama ben bir aziz değilim ki!"

"Ama kutsanmış birisin, Alina Starkov. Kutsanansın. Tehlikeli biri oluyorsun ve daha da tehlikeli hale geleceksin."

•••

"Seni uzun zamandır bekliyordum, Alina. Birlikte dünyayı değiştireceğiz."

#kitapyorumu

Gölge ve Kemik serisini bir okumayan ben kalmıştım sanırım. Hazır filmi de yakın bir zamanda çıkacakken ilk kitabı bir okuyup aradan çıkarayım dedim.

Gölge ve Kemik serisi öyle bir seri ki ya çok seviliyor ya da hiç sevilmiyor. Ben ikisinin arasında bir yerdeyim. Ne sevdim ne sevmedim. Ama kitabı o kadar hızlı okuyup, kısa bir sürede bitirdim ki sevdim diyebilirim. Ben  bile bitirme hızıma şaşırdım. Kaplumbağa hızıyla ilerlediğim için.. Kitabın akıcılığına bir şey diyemem. Kitapta kurgulanan evreni de sevdim. Henüz bağlandığım bir karakter olmadı. Hiçbirine yüzde yüz güvenemiyorum. Ama Karanlıklar Efendisi bir tık daha cazip geliyor bana..

Serinin ilk kitabı olduğu için pek bir olayı yok. Yetim büyüyen Malyen ve Alina'nın hikayesi ele alınıyor. Malyen çok iyi bir izci olurken, Alina da iyi bir kartograf yani harita çizer oluyor. Ama bir gün Volcra'ların  saldırısına uğrarken Alina'nın gücünü keşfetmesi ile her şey değişiyor. Grisha halkının uzun zamandır aradıkları Güneşin Elçisi sonunda bulunmuştur. Alina, Karanlıklar Efendisi tarafından alıkonulup kendini bilmediği bir evrende buluyor. Bundan sonrası eğitimler ve gücünü kontrol etme süreci ile geçiyor.

Ben sevmezsem diye serinin diğer kitaplarını almamıştım. Ama şu an bir parça pişman oldum diyebilirim. O yüzden serinin diğer kitaplarını da temin edip en kısa sürede okumayı planlıyorum. Çünkü devamında neler olacak merak içerisindeyim.



Pinterest shareGoogle Plus share

Kuzgun - Sylvain Reynard II Kitap Alıntıları

 



Parmakları genç kadının bileğine sarılan William, Raven'in elini yüzüne bastırdı.
"Seni Konseye götürdüğüm gece bahsettiğim umut var ya, işte orada seninle bir aptal gibi yaptığım o duygusuz anlaşmanın ardında gizli olanı görebilmeni umuyordum. Seni istediğim kadar çaresizce beni istediğin için benimle kalmanı ve bana ait olmanı umuyordum."
Genç kadın hüzün dolu gözlerle ona baktı. "Bambaşka iki dünyaya aidiz biz."
"Belki beraberce yeni bir dünya yaratabiliriz." 
"Şehrin ve senin için büyük bir risk demek bu.
Bakışlarını bir an için onunkilerden kaçırmayan William derin bir nefes aldı.
"Eğer sen yoksan binlerce şehre sahip olmanın ne anlamı var ki?"
Raven, erkeğin çaresizlik dolu karanlık gözlerini inceledi. Bileğini tutan parmakların daha da gerildiğini hissediyordu. 
"Emin misin?" 
"Eğer seni kaybedersem her şeyimi kaybetmişim demektir. Dünyamda iyiliğe dair tek şey sensin."
"Çok uzun zamandır yalnızsın. Büyük bir kaybın acısını çekmişsin, bunun için çok üzgünüm." diyen Raven'in sesi yumuşacıktı. "Sırlarını paylaşmak istememeni anlayabiliyorum ama aşkta sır yoktur ve aşk tek taraflı değildir." 
"Evet, değildir." 
"O halde söyle bana."
William eğilerek genç kadının alnını öptü. "Je t'aim.
Bu iki eski kelimenin içine işlemesine izin veren Raven bir süre o anın tadını çıkarttı. 
Erkeğin duruşunu, yüz ifadesini ve gözlerini içine aldı. William'ın dürüst olduğu ve nasıl bir tepki göreceğinden emin olmadığı her halinden belliydi.
Genç kadın dudaklarını onunkilerle buluşturarak cevap verdi ona. 
Çaresizlik içinde onu öpen dudaklarında huşu içinde ve derin bir anlam gizliydi. 
Ayrıldıklarında alınlarını birbirine yaslayan William, "Seni kaybedene dek karanlığın ne demek olduğunu bilmiyormuşum," dedi. 
"Beni tekrar buldun. Ben de seni seviyorum" 

 
* * * 

"Ama merhamet gösterdin bana. Hayatımı kurtararak onun anısını onurlandırdın."
"Senin hayatını kurtarmış olabilirim Cassita ama seni kaybettim."
Sesindeki çaresizlik Raven'i hem yaralamış hem de rahatsız etmişti. 
Elini erkeğinkinden çekerek, "Beni kaybetmenin tek sebebi beni sevmemen.' dedi. 
"İşte orada yanılıyorsun." William tekrar onu kendine doğru çekti ve samimi bir ifadeyle devam etti. "Bu geçen ay boyunca senin için hissettiğim şeyin yok olacağını düşünerek bekledim. Eğer sevebilme yetim Alicia ile beraber ölmüş olsaydı veya vampire dönüşmemle birlikte son bulmuş olsaydı seni unutabilmiş olmam gerekirdi. Unutamadım. Her sabah ve her akşam tek düşünebildiğim yüzün, gülümsemen ve her şeyindi. Ne yaptığını, güvende olup olmadığını, birileriyle ona saldıran kişi arasına atlayıp atlamadığını merak etmekle geçirdim bütün zamanımı." 
Başparmağını genç kadının hayat çizgisi üzerinde gezdirerek avucunu öptü. 
"İsmin sana yakışıyor. Kuzgun; korkusuz, güzel siyah kuş. Yüzyıllardır yas tutuyordum ama hiçbir şey beni seni kaybetmek kadar derinden sarsmadı." 
"İncinen bir tek sen değilsin." Genç kadın içinden yükselen duyguları bastırmak istercesine yutkundu. 
"Bağışla beni." Genç kadının yanaklarını avuçlarına alarak devam etti. "Bu gece sana geldim çünkü seni son bir kez görmeden hayatımın ışığının yok olmasına izin veremedim." 
Raven, "O halde söyle bana." diye fısıldadı. 
Erkeğin yüz ifadesi değişti. "Kelimelerle aram iyi değil, hiçbir dilde." 
"Sadece anlat."Parmak uçlarında yükselerek eliyle erkeğin yüzüne değdi. "Ne hissettiğini söyle William. Cesur ol." 

* * * 
Kalbinde çaresizliğin buz gibi parmaklarını hissetmeye başlamıştı. 
"Seni hedef aldıklarında ne hissettiğimi biliyorum." Gözlerine yaşlar doldu. "Seni öldüreceklerini düşündüm."
 William, "Cassita." diye fısıldayarak onu kollarına aldı. 
Omuzları titreyen Raven'in gözyaşları erkeğin göğsüne akıyordu. 
"Sen tanıdığım en cesur insansın." Erkeğin sesi kısıktı. 
Genç kadının kendini feda etmesinin anlamını yeni fark etmiş gibi ona sımsıkı sarıldı. 
"1274 yılından beri vampirim ve hiç kimse, hiçbir insan veya vampir bu geceye değin beni kurtarmak için öne atılmamıştı. Canavarı görmene rağmen onu zihninden çıkartmak için ölümü arzulamadın. Beni hem şaşkına çeviriyorsun, hem de onurlandırıyorsun." 
Nazikçe genç kadının saçını okşayıp başına öpücükler kondurdu. 
Kısa bir süre sonra genç kadın onu kendinden uzaklaştırdı.
William şaşkınlıkla ona bakıyordu. "Cassita?"
"Seni onurlandırıyorum ama bana güvenmiyorsun."
 "Daha şimdi sana yaşımı söyleyecek kadar güvendiğimi gösterdim. Bence esas sorulması gereken soru, gelecekte senin bana güvenip güvenmeyeceğin." Erkeğin kaşları çatıktı. 
"Burada duruyorum William ve bana verebileceğin en ufak bir gerçeklik kırıntısı için yalvarıyorum. Seni tanımak istiyorum?"
 Dudaklarını birbirine bastıran William tek kelime etmeksizin araştıran gözleriyle ona bakmayı sürdürdü. 
 Genç kadın buğulu gözleriyle ona bakıp, "Beni seviyor musun?" diye sordu. 
Erkek ona doğru bir adım attıysa da Raven elini kaldırıp onu durdurdu. "Cevap ver bana:" William sabırlı ve yumuşak bir sesle, "Vampirlerin âşık olma kapasiteleri yoktur." diye açıkladı. "Bu gibi duygularımız insanlığımızla beraber bizden alınır. Daha önce de dediğim gibi benim için çok önemlisin. Sana saygı duyuyorum, seni istiyorum ve arzuluyorum."
 Genç kadın gözlerini silerek başını çevirdi. "Seni seviyorum William." 
Erkek olduğu yerde donmuştu. 
"İlk günden itibaren sana kapıldım. Kendimle ilgili bazı şeylerin farkına varmamı sağladın ve bu sayede seninle ilgili farklı şeyler hissetmeye başladım. Sana kendimi sunmamın sebebi bu. Aramızdaki bağın ne kadar derinleşebileceğini görmek istedim. Seni kaybedeceğimi düşündüğümdeyse seni sevdiğimi anladım." 
William onu kollarına almak ister gibi bir hamle daha yaptıysa da Raven geri çekildi. 
"Çok uzun bir süre aşkın bana göre olmadığını düşündüm. Beni fark eden erkekler çok az sayıdaydı. Hepsi de benimle arkadaş olmayı tercih etti hemen. Sense fikrimi değiştirmeme sebep oldun. Dünyamı değiştirdin. Günün birinde birinin beni sevebileceğine ve karşılığında benim de onu sevebileceğime inanmamı sağladın. Umudu hissettim William. Bana bunu verdin."
 "Buraya gel."
 Raven kesin bir sesle, "Ben sakat değilim." dedi. "Evcil de değilim."
"Elbette değilsi." William'ın sesi kısık ve sakinleştiren bir tondaydı. "Sen benim Kuzgunumsun."
"Anlamıyorsun. Bana karşı hissettiğin sadece etkilenmeyse senin için bir evcilden farkım yok demektir" 
"Bu doğru değil."
"Değil mi?" Genç kadın tekrar gözlerindeki yaşları sildi. "Benim için bir şey hissediyorsun ama bu aşk değil. Beni asla sevemeyeceğini söylüyorsun. Elimde kalan tek şey, acı çeken bir hayvana karşı hissettiğin acıma benzeri bir duygu veya bir arkadaşa karşı hissettiğin etkilenme."
"Kelimelerimi ağzıma tıkma." Erkeğin gözleri çakmak çakmaktı. "Sana acımıyorum." 
"Belki hissetmiyorsundur. Ama senin dünyanda bir evcilden daha fazlası olma şansım yok. ismini bile söyleyecek kadar güvenemediğin bir evcil. Aoibhe kadar güzel olmayabilirim veya diğer kadınlar gibi mükemmel işleyen bir çift bacağım olmayabilir ama aşkı hak ediyorum." 
William endişe ve karmaşa dolu bir ifadeyle ona bakmayı sürdürdü. 
Raven kısık bir sesle devam etti. "Yaşadığım süre boyunca seninle kalırdım. Ama görmüyor musun? Mutsuz olurdum. Belki hiç kimseyi sevemiyorsundur. Belki beni de sevemezsin. Her yeni günle beraber bir başkasını istemeye karar verip beni bir kenara atacağın günün, o gün olup olmadığını merak edeceğim." 
Erkek, "Bu asla olmayacak" diye itiraz etti. 
"Bundan emin olamazsın. Geleceği bilmiyorsun. Ama ben kendi geleceğimi biliyorum çünkü kendimi tanıyorum. Seninle kalmam demek, beni sevebilecek biriyle karşılaşma umudumdan vazgeçmem demek. Bütün umudum yok olana dek şüphelerimle ve senin sırlarınla yaşamam demek. Eğer seninle kalırsam William, sahip olduğum bütün umudumu öldürürsün." Gözlerinden iki damla yaş yuvarlandı. "Bunun olmasına izin vermeyeceğim."
"Raven." Erkeğin sesi boğuktu. "Eğer birini sevebilme yeteneğim olsaydı, bu sen olurdun." Raven gözlerini kapattı. "Beni sevdiğini söylüyorsun, ama çekip gidecek olan da sensin, öyle mi?" 
"Buna mecburum."
 Ellerini yumruk haline getirmiş olan William, odayı arşınlamaya başladı. 
"Senin kafan karışmış. Beni aşk yüzünden terk ettiğini söylüyorsun ama asıl gidiş nedenin kim olduğum. Daha doğrusu ne olduğum." 
Raven gözlerini açtı. "Bu doğru değil." 
"Mitolojide de böyle anlatılır zaten. Psyche, Cupid'in uyarılarını dikkate almaz ve sonunda her ikisini de incitir." 
"Beni sana âşık olmamam için uyardın mı?" 
"Sana Allegra'nın hikâyesini anlattım. Bu yeterli bir uyarı olmalıydı.
"Kendimi bir kulenin tepesinden aşağı atmayacağım William. Sadece kalbimi ayaklarının dibine fırlatıyorum, onu istersin umuduyla."
"Istiyorum. Seni istiyorum. Seni eşim ilan edeceğim. İnsanlarım arasında prenses olarak kabul edileceksin. Sana ne istersen alarak lükse boğacağım."
Raven erkeğe boş gözlerle baktı. 
"Hediye olarak aşkın yeterdi bana."
"Erkeğin buna verecek bir cevabı yoktu. Odada etrafına bakınarak genç kadını ikna edecek bir şeyler düşünmeye çalıştı. 
"Sana değer veriyorum. Teatro'da yaşadığımız o gece bunu ispatlamadı mı?" 
"Evet, beni vücudunla sevdin." Raven'in bakışlarına hüzün hâkimdi. "Ama kalbinle değil." William, "Kalbim de vücudumun bir parçası." diye fısıldadı. 
"O halde sev beni." 
 William bakışlarını başka yöne çevirdi. 
"Eğer gitmek istiyorsan, git." diyerek kapıya doğru yürüdü. "Ama şunu bil, paylaştığımız bu şeyi bitiren sensin. Aoibhe değil. Bir başka kadın değil. Ve kesinlikle ben de değilim." 

* * * 

Diz üstü bilgisayarındaki müzik değişmiş ve Madeleine Peyroux'un "Dance Me to the End of Love" isimli şarkısı çalmaya başlamıştı. 
William, "Bunu sevdim:' diye fisıldadı. "Modern müzik dinlemem aslında."
Eliyle Raven'in tişörtünün yakasını takip ederek göğsünün hemen üstündeki kıvrımları okşadı. Raven uzanıp onun bileğini yakaladı.
"Sendeki ilüstrasyonların orijinal olduğuna emin misin?"
 "Evet." William'ın kaşları çatıldı. "Unut onları. İlgilendiğim tek sanat eseri sensin."
Dudaklarını Raven'in boynuna götürdü. 
Raven savaşı kaybettiğinin farkındaydı. Erkeğin dokunuşu hafif ama tutku doluydu. 
Daha önce hiç kimse Raven'e böyle hissettirmemişti. Sanki William iradesini ve azmini lime lime parçalıyordu, kısa süre sonra geriye hiçbir şey kalmayacaktı. 
"Onları geri vermen gerekiyor." 
William başını kaldırdı. 
"Kesinlikle hayır."
 Raven hafif bir sesle, "Çok güzel şeylere sahipsin:' dedi. "Onları paylaşmak istemez misin?" "Hayır. Ve bu konuda konuşmak istemiyorum, özellikle de seni baştan çıkartmaya çalışırken." "Yaptığın şey bu mu?" 
"Bu aşkın dansı. Kadınlar ve erkekler bunu yüzyıllardır yapıyorlar. Aramızda olanın ne olduğunu sanıyordun?"
 "Daha önce hiç kimse bana... tutkuyla bakmadı:' Utanan Raven'in sesi titrek çıkıyordu. "Çünkü insanlar sığ ve cahil yaratıklardır." Erkeğin kaşları, Raven'in karşı çıkmasını bekliyormuş gibi yukarı kalktı. 

* * * 

"Bilmiyorum." 
Raven kaşlarını kaldırdı.
William omuzlarını silkerek, "Bu doğru."dedi. "Sebebini bilmiyorum. Benim gibi başkaları da olabilir ama bildiğim kadarıyla kurallarla oynayabilen bir tek ben varım."
"Bunun bir açıklaması olmalı."
Doğal olarak." Kollarını iki yana açıp etrafında bir tur attı. "Belki de beni incelemek istersin. Bilimsel bir açıklama getirmek falan?" 
Raven, William'ın çok etkileyici görünen sırtına ve arkasına bakmamaya çalışarak gözlerini çevirdi. "Neden buradasın?"
 William kollarını indirdi. "Hoş karşılanmıyor muyum?" 
"Karşılanmıyorsun, sadece gelişin beklenmedikti." 
William yatağa yaklaştı. "Sana bir şey vermeye geldim."
 "Ne?" 
"Bunu." Ellerini Raven'in kalçalarının iki yanına yerleştirerek ağzını onunkinin üzerine kapattı. 
Öpücüğü de tıpkı gelişi gibi aniydi. 

* * * 

"Beni, gözlerim bağlıyken bile etrafımdaki varlıkların gücünü ve açlığını hissedebildiğim bir dünyaya götürdün. Sonra da sizleri avlamak için gelmiş ve beni de yem olarak kullanmak isteyebilecek bir grup insandan bahsettin. Mümkün olan bütün koruma yöntemlerine ihtiyacım var?" 
William uzanıp elini tuttu ve dışına bir öpücük kondurup nazikçe kavradı. 
"Nuh kuzgunu serbest bıraktı ve kuzgun ona geri döndü. Eğer umut etme imkânım olsaydı, bana geri dönmeni umut ederdim. iyi geceler Cassita." 
"İyi geceler." Raven erkeğin sözleriyle ve elini öpüş şekliyle içinde beliren şaşkınlığı belli etmemeye çalıştı. Ve arabadan indiğinde hissettiği ani kayıp duygusu, şaşkınlığının artmasına sebep oldu. 

* * * 


Santo Spirito Meydanı'nı geçip Raven'in dairesine yaklaştıklarında William sessizliği böldü.
"Oğlana yardım edeceğimi söyledim ve iyileşene dek sözümü tutacağım. Ayrıca komşunun acılarını dindirecek ilaçlar temin edilmesini de sağlayacağım."
"Teşekkür ederim."
"Tanıdığın insanlara olan bağlılığının derinliği beni şaşırtıyor."
 Bakışları yandaki bir binaya kenetli olan William bir an için duraksadı. "Kolay kolay şaşırmam."
 Sözleri bir cevap gerektirmediğinden Raven sessizliğini korudu.
 Öne doğru eğilip sırt çantasını aldı ve kucağına koydu.
Luka, arabayı Raven'in apartmanının yakınına park edip hemen arabadan çıktı. Kapıyı kapatıp tetikte bir duruşla arabanın arkasına geçti. 
"Benimle kalmaya razı olmanın arkadaşlarına yardım etme amaçlı olduğunun farkındayım. Ama umarım..." William cümlesini tamamlamadı.
 "Ne umuyorsun?" Raven göz teması sağlamaya çalıştı. 
"Hiçbir şey:' diye cevap veren William'ın bakışları hala sokağa dönüktü. "Hiçbir şey ummuyorum çünkü umut beyhudedir."
 Raven çantasının sapıyla oynadı. "Umudun yokluğu çaresizlik doğurur." 
William, "Çaresizlikle ilgili bana ders vermeye kalkma." diye terslendi. 
Raven parmaklarını büktü.
Uysal bir sesle, "Özür dilerim." dedi.
Elini çenesinin altına koyan William ona döndü. "1274 yılından beri gördüğüm tek umut ışığı sensin. Kalbimin tekrar atmasına sebep olan tek şey sensin."
 Raven bir anlığına da olsa, erkeğin gözlerinde fiziksel arzudan daha derin bir şeyler gördüğünü düşündü. Ne olduğunu bilmiyordu ama hem görmüş hem de hissetmişti. 

* * * 

William kaşlannı çatarak, "Neden bahsediyorsun?" diye sordu.
"Baba'yı seyretmedin mi?" 
William'ın yüzünde neden bahsettiğini anladığına dair bir işaret yoktu.
 "Bilirsin ya, hani şu meşhur filmi?"
William boğazını temizledi. "Filmleri banal buluyorum."
 Raven bir kahkaha attı. "Tabii ki banal buluyorsundur. Bir ara Baba filmini izlemen gerekiyor. Bugüne dek yapılmış en iyi filmlerdendir, Casablanca gibi."
"Bu filmleri benimle izler miydin?"
Raven şaşkınlıkla gözlerini kırptı. "İzlememi ister miydin?" 
William parmaklarıyla Raven'in bileğini okşadı. 
"Senin eşlik edeceğin bir akşamdan daha çok keyif alacağım bir şey gelmiyor aklıma şu an, sadece film izlesek bile?"
Genç kadının dikkati William'ın parmaklarına odaklanmıştı. Bu harika bir duyguydu. 
"Tamam, ama bir şartım var."
 William bir an duraksadı. "Nedir?"
"Sanat koleksiyonunu incelememe izin verirsen?"
 William kaşlarını çattı. "Bu muydu şartın?" 

* * * 

William elini Raven'in saçlarının altından geçirip ensesini kavradı.
"Bana bak?" derken sesin hâkim olan hırçınlık, dokunuşundaki yumuşaklıkla tezat içindeydi. 
Yüzünü onunkine yaklaştırdı.
"Ölümcül yaraların iyileşti. Ama görünüşün ve bacağındaki yara eski haline dönüşecek, belki ufak tefek farklılıklarla?"
 Bakışları erkeğin ağzına takılan Raven, "Bu nasıl mümkün olabilir?" diye sordu.
"Bir kolye nasıl yabanı senden uzak tutabilir? Kutsal topraklar nasıl Aoibhe'yle Maximilian'ı senden uzak tutabilir?" 
Genç kadın konuyu değiştirerek, "Sen bir katilsin."' dedi. 
Erkek gözünü bile kırpmadı. "Evet"
 "Ve bir hırsız?"
William elini genç kadının boynundan çekip doğruldu. "İlüstrasyonlan kast ediyorsan, onları geri aldım, çalmadım." 
"Ama polisin öldürüldüğünü gördüğümde korkup korkmadığımı anlamak için yanıma geldin?" 
Erkek başıyla onayladı. 
"Ve bu akşam tehlikede olduğumu düşünüp tekrar yanıma geldin. Şimdi de hiç tanımamana rağmen beni kurtarabilmek için üç adamla mücadele ettiğini öğreniyorum." Şaşkın bakışlarını erkeğe dikti. 
William uzanıp genç kadının yüzünü avuçlarının arasına aldı. 
"Seni tanıyorum. Yalnız yaşadığını ve az sayıda arkadaşın olduğunu biliyorum. Bacağın ve bileğin yüzünden bir baston yardımıyla yürüdüğünü biliyorum. Evsiz bir adam için hayatını tehlikeye attığını ve ölümünün ardından yas tuttuğunu biliyorum. Hayatının basitliğine ve sıradanlığına rağmen, Floransa'da olduğun kadar hiçbir yerde mutlu olmadığını biliyorum?"
 Başparmağıyla Raven'in yanağında bir daire çizip çenesini okşadı. 
"Sen benim en büyük erdemim ve en derin kusurumsun." 
Göğsünde patlayan keder ve tutkuyla dudaklarını genç kadınınkilere değdirdi ve ısrarcı bir şekilde onu öpmeye başladı. Elini genç kadının güzel boynuna kaydırdığında boğazından şehvetli bir inleme koptu. 

* * * 

Adam o kadar uzun süre sessiz kaldı ki, Raven onun gittiğini düşünmeye başladı. Ondan bir iz var mı diye başını çevirip karanlığı gözleriyle taradı. Nihayet adam yumuşacık bir tonla, "Seninle ne yapacağım ben?" diye sordu. 
"Gitmeme izin ver. Sorularını cevapladım. Başka bir şey bilmiyorum." 
"Seninle ölümcül bir hata yaptım. Görünen o ki, şimdi hatamın bedelini ödemeye mahkumum." Adamın sesi kaderine boyun eğer gibi hafif ve pişmanlık doluydu. 
Raven, "Lütfen gitmeme izin ver?' diye tekrarladı. "Başına bela açmam." 
"Korkarım bela, açtığın bir şey değil. Bela, olduğun bir şey." 
Adam derin bir nefes aldı ve Raven, çıkan sesten, onun yüzünü ovuşturduğunu düşündü. 
"Floransa'yı terk et ve bir daha asla geri dönme." 
Genç kadın, "Ama burası benim evim." diye itiraz etti. "Hayatım burada. Arkadaşlarım..." 
"Eğer hapisteysen veya ölüysen arkadaşlarının hiçbir faydası olmaz sana." 
"Ölüyseın mi?" Raven koşmaya hazırlanırcasına sandalyede doğruldu. 
"İtalyan polisinden çok daha tehlikeli bir grubun dikkatini üzerine çektin. Şu an için güvendesin. Senin kim olduğunu anladıklarında seni avlayacaklardır." 
"Ama ilüstrasyonları ben almadım, yemin ederim!" 
Davetsiz misafir karanlık bir kahkaha attı. "Seni temin ederim ki sanatla ilgilenmiyorlar. Hayır, sana olan ilgileri tamamen şahsi."
 Raven'in vücudu gerildi. "Neden?" 
"Ne kadar az bilirsen o kadar iyi."
 "Benden ne istediklerini anlamıyorum. Ben özel biri değilim."
 "Orada yanılıyorsun." Adam Raven'in bileğini tutup havaya kaldırdı ve karanlıkta havada asılı bir meyve gibi tuttu. İki parmağını bileğindeki nabız noktasına bastırdı. Raven damarına kan verildiği bir hastane yatağında bağlı olduğuna dair ani bir görüntüyle olduğu yerde sıçradı. Farklı olan tek şey, tüpten geçen kan siyahtı. 

* * * 

Raven başını ona çevirdi. "Diğerlerinden biri seni burada görürse ne olur?" 
"Kutsal toprağın beni etkilemediğinin farkına varırlar. Halkım gücümün ne kadar farkına varırsa, beni öldürmek isteyenler o kadar çok olur?"
 "O halde neden bunu riske atıyorsun?" 
Erkek kelimelerini dikkatle seçmek istercesine bir an için sessiz kaldı. 
"Benim dünyama güzelliği sen getirdin. Bir gece için bile olsa aynısını yapmak istedim senin için?"
 Raven'in dudaklarından acı dolu bir inleme döküldü. 
"Bana işkence etme?"
 "Gerçek bu. Yıllar boyunca gecelerimin ve gündüzlerimin güzellikle dolu olduğunu düşündüm. Sonra karşıma sen çıktın ve ne kadar yanıldığımı anladım?"
 Raven gözlerini kapattı. "Gitmemiz gerekiyor. Burada olmak bana acı veriyor ve senin tehlikede olmam istemiyorum?"
"Sana acı verdiğim için özür dilerim. Hemen gideceğiz?" Eli genç kadınınkini okşadı. "Ama benim tehlikede olmamı düşünme bile. Bana ne yapabilirler ki? Değer verdiğim tek şeyi zaten kaybettim." 
"Neymiş o?"
 "Sen."
Genç kadın başını iki yana salladı. "Sana kalbimi verdim ve sanki hiçbir değeri yokmuş gibi onu bana geri fırlattın." 
"Değeri var." William yine kulağına fısıldıyordu. "Ona değer veriyorum, sana da. Sanırım bunu biliyorsun?"
"Bunun bir önemi yok. Beni sevmeyen birini sevdiğim bir hayata mahkum etmeyeceğim kendimi." 
"Tek istediğim sensin."
 Artık Raven erkeğin kollarında sakinliğini koruyamıyordu. 
"Beni evime götür?"
 "Biraz daha, lütfen, tek istediğim bu." diyen erkek zoraki bir ifadeyle gülümsedi. "Senin için bir şiir ezberledim, biliyor musun?"

* * *

Pinterest shareGoogle Plus share

Vahşi Adam II Kitap Yorumu



#kitapyorumu

İlk kitaptaki Gwen ve "bebeğim" fiyaskosundan sonra Tess iyi geldi. Tess, Gwen'a göre daha iyi. En azından kendini her gördüğü yakışıklı ve kaslı adamın kollarına atmıyor, kendini tamamen sevdiği adama adıyor. Başkalarını düşünmüyor. Brock ise muazzam bir karakter. Sevdiği kadın için her şeyi yapmaya hazır bir adam. Yazarın erkek karakterlerinin hepsini çok seviyorum, hepsi çok iyi. Kadın karakterleri sorunlu sadece. Ama dediğim gibi Tess, Gwen'dan çok, çok iyi.. Brock'un oğulları Joel ve Rex çok tatlı çocuklardı. Çılgın ve manyak annelerine rağmen. Çocuklar kendilerini çok iyi yetiştirmişlerdi. Tess ile beraber bir aile kurmaları, o mutlu aile tablosu kısmı çok güzeldi. Tess ve Brock birbirlerini kusursuz bir şekilde tamamlayan bir çiftti ve kalbimi bıraktım bu hallerine.. 😍 Yazarın kalemini seviyorum, daha öncede bahsetmiştim. Akıcı ve okurken sıkmıyor. Gereksiz detaylara boğmuyor. Olayları güzel bir şekilde bağlıyor. Yazım hataları var ama önceden olsa belki rahatsız olurdum ama şimdi o kadar da umursamıyorum. Akıcı olduğu, kendini okuttuğu ve kitaba kendimi kaptırdıktan sonra gerisinin bir önemi kalmıyor benim için.. Kanun Adamı hala favorim. 😍 Sonra Vahşi Adam geliyor. Keşke serinin 4.kitabı da çıkmış olsaydı demekten alıkoyamıyorum kendimi. Umarım bir gün okuma şansımız olur. 😂
Pinterest shareGoogle Plus share

Gizemli Adam II Kitap Yorumu



#kitapyorumu

Gizemli Adam, Gwen'in sinir bozucu karakteri, her önüne gelen yakışıklı ve kaslı adama dibi düşmesi, kitaptaki her erkeğin Gwen'inden hoşlanması ve her üç kelimeden ikisinin "bebeğim" olması dışında güzel ve akıcı bir kitaptı. Sürekli bebeğim denmesi yerine "Tatlı Bezelyem" daha kabul edilebilirdi. Yazarın kalemini ve bu türde kitaplar okumayı seviyorum. Ama Gwen olmasa daha iyi olurmuş. 😂 Yazar için ilk kitabın acemiliği diyelim. Hawk ise mükemmel bir karakter. Gerçekten. 😍 Gwen'in aradığı, hayatının aşkı diyeceği bir karaktere sahip. O yüzden bütün yıldızları Hawk topladı. 😍 Genel olarak sevdiğim bir seri #dreamman serisi. Ama serinin 4.kitabı #motorcycleman bir türlü çıkmıyor. Motosiklet çetesinin lideri Tack'in hikayesi. Ve Tack'in hikayesini okuyamamak kalbimi bir parçacık kırıyor. 💔 Umarım bir gün serinin son kitabını okumak şansımız olur. 😼

Pinterest shareGoogle Plus share

Yüzü Olmayan Adam II Kitap Yorumu



#kitapyorumu

Duru, rüyalarında gerçekleşecek olan olayları görüp, astral seyahat yapabilmektedir. Ve ona yardım eden bir "ses" ile yaşamaktadır. Bazen çıldırmanın eşiğine gelse de bu yeteneğini kabullenmiş ve kendini insanlardan soyutlamış, geçimini çocuk kitaplarına çizim yaparak ve en yakın arkadaşı Merve dışında kimse ile görüşmeyerek mütevazi bir hayat yaşamaktadır. Ama bir gün bir olaya yardım etmesi ile polislerin dikkatini, daha doğrusu Tarık'ın dikkatini çeker. Tarık hayatına girdikten sonra mütevazi olan hayatı hareket kazanmaya başlar.

Yüzü Olmayan Adam ütopik, heyecanlı, çılgınca ve okurken kimi zaman güldüğüm, kimi zamanda durup düşündüğüm ve Tarık ile Duru'nun birbirlerine olan aşkı ile mutlu olduğum bir kitap oldu. Sadece bazı olaylar çok hızlı gelişti. Mesela Duru ile Tarık'ın ilk birlikteliklerinin böyle aceleye gelmiş gibi değil de daha özel olmasını isterdim. Onun dışında karakterlerin hepsi kendine has ve birbirinden çatlak. 😂 Tarık'ın, Duru'yu "kumrum" diye sevmesi beni bitirdi. 😍 Yüzü Olmayan Adam da kurgulanan çılgınca dünyayı sevdim. Biraz fantastik, biraz kahkaha ve bolca aşk dolu bir kitap oldu benim için.. 🌸
Pinterest shareGoogle Plus share

En Güzel Hatam II Kitap Yorumu




#kitapalıntısı 

"Sana yalan söyledim. Senden bir şeyler sakladım. İncinmene sebep oldum. Sırtında bir yara izi taşımanın sebebi benim. Beni istemek, bana güvenmek ya da bana bir şans daha vermek için hiçbir sebebin yok ama denemek zorundayım. Denemek zorundayım çünkü seni seviyorum, Rachel. Sana öylesine çaresizce aşığım ki.." 

#kitapyorumu

En Güzel Hatam, en sevdiğim Vi Keeland kitabı olabilir. 😍 Okurken hem keyiften dört köşe olduğum hem de kendimi hüzünlü hissettiğim bir kitap oldu. Bazı kısımları ise eğlenceliydi.. Geçmişten gelen birbirlerini tanıma klişesi olsa da çok güzeldi. Klişeleri severim, güzel yazıldığı, hissettirildiği sürece. 😈 Rachel, yaşadıklarına rağmen güçlü olduğunu düşündüğüm bir karakter oldu. Caine'in geçmişte Rachel için yaptıkları o kadar güzeldi ki.. 😍 Bayılıyorum Vi Keeland erkek karakterlerine.. 😍 Birbirleri için doğru kişi olduklarını ve birbirlerine aşık olma süreçlerini okumak güzeldi. 😍 Hele o ilk fark edişleri.. Sudan çıkmış balığa döndü ikisi de.. 🤭 Tabii bir yerden sonra aralarındaki ilişki çıkmaza giriyor ama çok güzel bir şekilde tatlıya bağlıyorlar. En Güzel Hatam pişmanlık, affetme ve ikinci şans kitabı. Bu yazardan daha çok kitap okumak istiyorum. Umarım yeni bir Vi Keeland kitabı okumak için fazla beklemeyiz. 🍀
Pinterest shareGoogle Plus share

Tatlı Tesadüf II Kitap Yorumu


#kitapyorumu

Serinin üçüncü kitabında Twitter Terörist'i Kyle Rhodes ile Savcı Yardımcısı Rylann Pierce'in hikayesi anlatılıyor. Kyle'nin bir gece onu aldatan sevgilisinden intikam almak için Twitter'ı çökertmesi ile Rylann ile olan ilişkileri başlıyor. Aslında ikili geçmişte, üniversite mezuniyetini kutlamak için gittikleri bir barda tanışıyorlar. Ama Kyle annesinin ölüm haberini alınca apar topar gitmek zorunda kalıyor. Ve yolları burada ayrılıyor. Yıllar sonra ise Rylann ile mahkeme salonunda karşılaşıyorlar.

Tatlı Tesadüf adından da anlaşılacağı üzere tatlı, okurken insanı yormayan, araya üçüncü şahısların ve entrikanın girmediği, keyifle okunan bir kitap oldu benim için. Rylann ile Kyle'nin aralarındaki ilişki tatlı ve ikisi de birbirinin eksik parçasını tamamlar bir boyuttaydı. Özellikle Kylie'nin Rylann'a "Avukat Hanım" diye hitap etmesi çok hoştu. İnsan okurken eriyor. 😍 Rylann'ı düşünemiyorum. 🤭 Sonuç olarak sevdiğim ve okurken keyif aldığım bir kitap oldu. 🌸
Serinin devam kitaplarının çıkmayışı da bir parça üzdü. 😔 Umarım devamı gelir. 🍀
Pinterest shareGoogle Plus share

Ayaz Geceler│Kitap Yorumu



#kitapyorumu

Mine, kimsesiz büyümüş, aile sevgisi ve şefkati görmemiş, kendi ayakları üzerinde durmaya çok erken yaşta başlamış ama buna rağmen dayanmak zorunda olduklarına ve gücüne hayran kaldığım bir karakter. Ahmet Ayaz ise hayatı altın tepsi de sunulanlardan.. Başta kendisine çok kızdığım hatta sevmeyeceğimi düşündüğüm bir karakterdi. Ama sonra Mine ile tanışıp, hatalarını düzeltmek için her yolu denerken onu sevmeye başladım. Hataları var ama yaptıklarını affettirmek, pişmanlığını söküp atmak için o kadar çok şey yaptı ki.. Baştaki halinden farklı bir Ahmet Ayaz olarak çıktı karşımıza..

Ama bu kurguda favorim Mine. O kadar çok şeyler baş etti ki.. Onun hikayesini ve mücadelesini okurken duygulanmamak elde değil. Hatta gözlerim ıslanmış bile olabilir. Mine'nin o korkusu, kaçmak zorunda olması, sevdiklerini korumaya çalışma çabası.. Mine ve yaşadıkları sonra Ahmet Ayaz ve yaptıkları, aslında toplumumuza tutulan bir ayna.. Bütün bunları hangimiz yaşamıyoruz ki..

Mine ve Ahmet Ayaz her şeyi yoluna koyup, bir aile olmaya karar verdiklerinde ilişkileri inişli çıkışlı ilerlese de çok güzel şeylere vesile oldular. Onların birbirlerini tanıma ve sevme aşamalarını okumak güzeldi. Özellikle Ahmet Ayaz gözümde number one oldu. :D  Sonra Meltem ve Murat,  Rüzgar ve Ülker ve daha nicesi.. Kitaptaki her bir karakteri sevdim. Özellikle Mine'ye sahip çıkan, gerçek ailesi olmasa da na aile sevgisi ve şefkatini veren Hafize ve Bakkal Hasan Amca'nın yeri her zaman ayrı olacak. Hala böyle güzel insanların olduğunu bilmek umut verici..

Ayaz Geceler, bir hayatta kalma mücadelesi kitabı.. Ve benim Berrin Karapınar'ın okuduğum ilk kitabı. Ve sıfır beklenti ile başladım. Kitapla ilgili tek sıkıntı olayların çok hızlı gelişmesi.. Onun dışında yazarın kalemi oldukça akıcı ve sade.. Ki yazarın kaleminin sadeliğini sevdim. Böyle bir sadeliği, naifliği okumaya ihtiyacım varmış. Yazarın yeni kurguları için beklemedeyim. (= 
Pinterest shareGoogle Plus share

Hava Uyanıyor│Kitap Yorumu

#kitapyorumu

Ben ikinci kitabın sonuyla kendimi üçüncü kitabı okumaya ışınlarken serinin ilk kitabı için bir kaç bir şey diyeceğim.

Hava Uyanıyor için yazarın acemilik eseri diyebiliriz. Çünkü kurguda olsun, karakterler de olsun boşluklar ve eksiklikler vardı. İlk kitapta yıllar sonra ortaya çıkan, türünün son örneği olan Rüzgargüdücü Vhalla ve hikayesini okuyoruz.

Vhalla, basit, sıradan ve sade bir yaşam sürerken kendi tabiriyle önemsiz, sadece bir hiç olan bir Kütüphaneci Çırağı iken, kendini Rüzgargüdücü olarak buluyor. Tabi bu birden bire gerçekleşmiyor. Veliaht Prens Aldrik'ikurtarması ile büyü kanalları açılmış oluyor.



Vhalla'nın yatkınlığı hava ve bir Rüzgargüdücü olarak havaya hakim olabiliyor ve onu şekillendirebiliyor.
İlk kitap olduğu için giriş kitabı diyebiliriz. O yüzden Rüzgargüdücü'lere dair çok şey öğrenemiyoruz. Ama seri çok akıcı bir şekilde ilerliyor. Yazarın kurguladığı evreni sevdim. Sadece Vhalla'nın ve Prens Aldrik'in birbirlerine olan dengesiz hareketleri beni rahatsız etti. Aldrik o kadar yanlış mesajlar veriyor ki kızı da dengesizleştiriyor. Vhalla henüz 18 yaşına girmiş bir kız ve bir de Rüzgargüdücü olduğunu öğrenmesi var. Prens ise daha çok genç, 26 yaşında ve Taht gibi bir yük omuzlarında.. Vhalla'nın uyum süreci ve Aldrik'in Veliaht Prens olmasının sorumluluğu ve yükümlülüğü altında olmasından dolayı bu dengesiz ruh hallerini anlayabiliyorum.

Ama asıl olaylar serinin 2. ve 3. kitabında başlıyor. Ve ben seriyi oldukça sevdim. Akıcı olmasından dolayıda kısa sürede yalayıp yuttum. Fantastik okumayı özlemişim. 😍 Ve bu seri için heyecanlı hissediyorum, yerimde duramıyorum. 😍 Spoiler vermeden yorum yazmak o kadar çile ki.. Her şeyi, her şeyi anlatmak istiyorum. 😂

Büyülerin, arkadaşlığın, dostluğun, maceranın, aşkın ve fedakarlığın olduğu bu seriyi fantastik seven, sevmeyen herkese öneriyorum. 🔥
Pinterest shareGoogle Plus share

Toprağın Sonu │ Kitap Yorum

#kitapyorumu
~(Spoiler içerebilir!)~ 
Toprağın Sonu, bana Vhalla'yı ve duygularını sorgulatan bir kitap oldu. Aldrik için her şeyi göze alacak, hatta ölümü bile göze alacak bir durumdayken nasıl aklına David ya da bir başkası gelebiliyor? Aldrik yaralı ve zor bir durumdayken, hatta ölümle burun buruna iken kendini nasıl David'in kollarına, yatağına atabiliyor? Aldrik, onu her şeyiyle kabul ederken, ona her şeyini, hayatını bile adarken Vhalla'nın bu iki yüzlülüğü sinirlerimi bozuyor. Aldrik'i kurtarmak için Geçit'ten atladı, eyvallah.. Ama Aldrik hasta yatağında cebelleşirken ki duygu karmaşasını anlayamıyorum. Vhalla, Aldrik'i ölümü bile göze alacak kadar severken David'e olan yakınlığını kabullenemiyorum. Aldrik'i hak etmiyor gibi geliyor. Vhalla da zor şeyler yaşadı. Gücüne güç kattı. Kendini geliştirdi. Omuzlarında büyük bir yük var. Onu anlayabiliyorum da ama yine de Aldrik'e tam bağlılık sergilemesini beklerdim.

İmparator ise yine bildiğimiz gibi.. Vhalla'dan ölümüne nefret etmekte ve bunun için her şeyi yapmakta.. 🙄 Favori karakterim Aldrik oldu. Ve hep o olacak gibi görünüyor Çünkü Vhalla için o kadar çok şey yaptı ki.. Hak etmemesine rağmen.. Vhalla'nın özgürlüğü için kendi özgürlüğünden vazgeçti.. Ah kalbim.. 💔 Yazarın iki karakterin yollarını ayırması sinir bozucu.. Ama daha büyük bir şey için hazırlık yaptığını düşünüyorum. Zira ortada Kristal Mağaralar ve Balta meselesi var. Toprağın Sonu genel olarak Vhalla'ya sinir olduğum, Aldrik'e ise hayran kaldığım bir kitap oldu. Suyun Gazabı'nı okumak için sabırsızlanıyorum. 🤗
Pinterest shareGoogle Plus share

Ateş Düşüyor│Kitap Yorumu



Vhalla, Rüzgargüdücü olduğu öğrenildikten sonra kendini hiç bilmediği bir savaşın ortasında bulur. Krallık için savaşacak ve bu yolda ölmeyi bile göze alacaktır.

Serinin gittikçe güzelleştiğini söyleyebilirim. Özellikle karakter gelişimleri daha bir oturaklı hale gelmiş. İlk kitapta cevabını alamadığımız sorular ikinci kitapta yanıt bulmuş oldu.

Ateş Düşüyor da en sevdiğim karakter Larel oldu. Larel, aynı Aldrik gibi bir Alevtaşıyıcı. Metali yumuşatabiliyor ve alev yaratıp, ısıyı koruyabiliyorlar. Aynı zamanda ateşten yanmıyorlar. Larel ile Vhalla'nın ilişkisi ise benim için çok dokunaklıydı. Abla&Kardeş gibiydiler. Ve yazarın Larel için yazmış olduğu sonu kabullenemiyorum. Kalbimiz seninle Larel. 💔

En büyük kızgınlığım ise Aldrik'in babası İmparator'a.. Vhalla'ya hiç değer vermiyor ve onu hiç bir şeye layık görmüyor. Aldrik ile aralarına girme çabalarına ayrı sinir oldum. İmparator, Vhalla'dan adını, benliğini, ruhunu, kalbini ve aşkını aldı. Tebrikler İmparator kendi ellerinle bir ölüm makinesi yarattın. 👏

Vhalla'nın adım adım yokoluşu kalp kırıcıydı. 💔 Ama buna rağmen ayakta durmaya çalışması.. O güçlü yönü beni kendisine hayran bıraktı.
Ateş Düşüyor da Aldrik ile Vhalla ilişkisi de ilk kitaba göre gelişim gösteriyordu. Ben aralarının daha da güçlenip, birbirlerine daha çok kenetlendiklerini hissettim. Ve bu aralarındaki "bağ, birleşme" seremonisi beni heyecanlandırıyor. Sonuna kadar destekliyorum ikisini de.. ❤️ Benim en çok ödümü kopartan kitabın son sahneleri oldu. O kadar heyecanlandım ki hemen üçüncü kitaba geçip ilk bölümü okudum. 😍

Hava Uyanıyor serisi gittikçe güzelleşen bir seri haline geliyor. Ben yazarın kalemindeki amatörlüğün seri ilerledikçe azaldığını düşünüyorum. Özellikle karakter gelişimleri ve olay örgüsünü oturtma çabalarını görebiliyorum. Tek üzüntüm serinin son kitabının çıkmamış olması.. Umarım yayınevi tez vakitte serinin son kitabını bizlerle buluşturur. 🤗

Serinin kapaklarına bayılıyorum. 😍

Pinterest shareGoogle Plus share

Son Yıldız Sönene Kadar│Kitap Yorumu



Son Yıldız Sönene Kadar, iki gencin bütün engellere rağmen aşkı ve kendilerini bulma hikayesini anlatıyor. Kitabın başları adeta bir peri masalı.. Arkadaşları ile İtalya'ya tatile giden Lavin ile Ermanno'nun yolları bir restoran da kesişiyor. Ermanno, Lavin'in yemek yeme tarzına vuruluyor diyebiliriz. :D Sonra onun konuşmasına, gülüşüne, perçemlerine vuruluyor. Her şeyden habersiz Lavin ise Ermanno'nun Türkçe bildiğinden hatta Yarı Türk olduğundan habersiz çocuğa dibi düşüyor. :D Ermanno'ya dibi düşmeyen de ne bileyim. :) İkilinin yolları bir müzede kesişince Ermanno, Lavin'e "bana bir gününü ayır" diyerek o gönülleri fetheden hareketi yapıyor. (= Ermanno ile Lavin, İtalya'da birbirlerine ait bir gün geçirseler de, bunun tek bir günle sınırlı kalmayacağından habersizler..

Kitabın ilk başları o kadar masalsı ki.. Sırıta sırıta okudum. Ermanno'nun Lavin'i sevme şekli gönlümü fethetti. El ele tutuşmaları, alnından öpmesi, perçemlerini sevmesi.. Böyle küçük hareketlerin kölesiyim.  İkili daha sonra Türkiye de bir araya geliyorlar ama her masalın kötü prensi olduğu gibi Lavin ve Ermanno'nun masalının kötü prensi de Atilla! Allah seni bildiği gibi yapsın! Ermanno'nun ailesi ile olan mevzuda kendisinden şüphelenmedim değil! Kurgu bir peri masalıyken gelişen olaylar neticesinde drama bağlıyor arkadaşlar. Kalbimizi böyle pamuk gibi yapıp sonra kalbimizi kıran olayları okuyoruz. 


Ben karakterlerin yaşanan olaylar karşısındaki gelişimlerini sevdim. Lavin çektiği o acıyı ve hissettiklerini sanki kendi acımmış gibi hissettim. Manno'ya da kızamıyorum. Onunda kendince haklı sebepleri var. Onun içinde çok üzüldüm. İki karakter de daha bir olgun ve daha bir oturaklı göründü gözüme. İki karakter de çok şey yaşayıp, çok acı çekmiş olsalar da birbirlerine karşı duydukları sevginin, o güçlü bağın hiç azalmaması hayranlık uyandırdı bende..

Kitaptaki Doğu Ekspresi sahnesi hem güzeldi hem de buruktu benim için.. Aynı şekilde Cosplay sahnesi de.. Birbirlerine yazdıkları mektuplar da çok duygu yüklüydü. Ermanno ve Lavin'i bağrıma basıp, her şeyin geçeceğini söyleme isteğiyle dolup taştım. Karakterlerin duygularının hissiyatlı bir şekilde iyi yansıtıldığını düşünüyorum. Yoksa bu kadar kalbim kırılmış olmazdı herhalde.. Ermanno ve Lavin'in bir buçuk yıl birbirlerinden ayrı olmalarını unutamıyorum. Bu durum beni kahretti arkadaşlar. Çok sevdiğiniz birinden bir buçuk yıl haber alamamak, onsuz nefes almak, onsuz yaşamaya çalışmak çok kahredici olsa gerek! Lavin ve Ermanno'nun neler yaşadığını, birbirlerinden habersiz nasıl nefes alabildiklerini hayal bile edemiyorum. Birbirlerinden ayrı geçirdikleri her gün kendilerinden bir parçalarını kaybettiklerini düşünüyorum. Ve bu tahmin edilmesi zor bir acı..

Son olarak Son Yıldız Sönene Kadar aşklarına hayran olduğum, acılarını derinden hissettiğim, beraber güldüğüm ve keyif aldığım bir kurgu oldu. Gözleri ışıl ışıl parlayan iki gencin kendilerini ve aşkı bulmalarının hikayesini sadece gençlerin değil, ruhu genç kalanların da okumasını tavsiye ederim. (=
Pinterest shareGoogle Plus share

Karanlık Dokunuş │Kitap Yorumu




Daha fazla Sarah Maclean!
Daha fazlaaa!

Serinin üçüncü kitabında kibirli Dük bozuntusu Haven(Malcolm) ile yüreği yaralı Sera'nın hikayesi anlatılıyor. Kitabın konusundan bahsedecek olursam; Haven, onunla evlenebilmek için Sera'nın kendisini tuzağa düşürdüğünü düşünür. Ama gerçek öyle değildir. Sera'nın bütün itirazlarına rağmen evlenirler. Ama evlilikleri ikisinin de beklediği gibi ilerlemez. Ve bir gün Sera, Haven'ı terk eder. Sera'nın ardından Haven yaptığı hataların farkına varır ve Sera'yı bulmak için her yeri dolaşır. Üç yılın sonunda karısı ile Lordlar Kamarasında karşılaşırlar. Sera kararlıdır. Haven'dan boşanacak ve özgürlüğüne kavuşacaktır. Fakat Haven'ın ikisi için farklı planları vardır ve Sera'yı bırakmaya hiç niyeti yoktur. 

Yazar diğer kitaplarından farklı olarak bu kitabında bir geçmiş bir gelecek olarak olayları kaleme almış. Bu durum hoşuma gitti. Cidden, bu yazar ne yazarsa okurum ben. Her ne kadar okurken Haven'a sinir olsam da çok çok güzeldi. Özellikle gölün altındaki balo salonu ve heykel detayları kitaba farklı bir hava katmıştı. Ve bayıldım! Cidden, balo salonu hayranlık verici. İtiraf ediyorum orada olmak istedim! Haven'a kızdığım çok oldu ama.. Sera ile Haven birbirlerini çok sevmişler. O kadar çok sevmişler ki.. Bu sevgi birbirlerine zarar vermelerine neden olmuş. Aralarındaki bu sevgi zamanla bir savaşa, oyuna, intikama dönüşmüş. Aralarındaki bu çekişme iki tarafında mahvolmasına neden olmuş. 

Haven'ın Sera'ya olan aşkı nasıl desem Sera olmasa Haven yaşayamayacakmış, nefes alamayacakmış, yarım kalacakmış gibi.. Haven'ın hataları var ama adam aşkından ölüyor Ve hatalarını telafi etmek içinde uğraşmadığını söyleyemem. Gerçi ben Haven'dan daha fazlasını beklerdim ama neyse..

Kitap sadece bunlardan ibaret değil. Her şey detaylarda saklı. Ama spoiler olacağından pek açıklama yapmak istemiyorum burada. :D Ah ah, ne fırtınalar koptu şu sayfalarda.. Özellikle şu alıntı beni çok etkiledi.



"Beni istemiyorsun ama bana başkasının sahip olmasına da izin vermiyorsun. Başından beri başkasına ait olmamı istemedin."

Bazı sahneleri okurken deyim yerindeyse kalbimi bıraktım! Çok dokunaklıydı. Sera'nın tüm yaşananlara rağmen ayakta duruşu, yıkılmayışı ve mücadeleci ruhu hayranlık vericiydi. Haven'ın da hatalarına rağmen telafi etmek için her şeyi yapmaya hazır oluşu okumaya değerdi. Ama ben Haven'ın daha fazla ileriye gitmesini isterdim. 

Haven, Sera'yı öyle çok seviyor ki.. Kıskanmamak elde değil. Keşke hatalar ve pişmanlıklar olmasaydı, bu kadar yıpratmasalardı birbirlerini.. Ama sonunda hak ettikleri mutluluğu bulmaları çekilen bütün acıya değdi.. Kitabın son bölümü o kadar güzeldi ki.. Ahh, kalbim! Tam anlamıyla "mutlu aile tablosu" gibiydiler.

Ben karakterlerin acılarını, sevgilerini, mücadelelerini okurken duygudan duyguya kapıldım. Karakterleri alıp bağrıma basmak istedim. Başından sonuna her şeyiyle sevdiğim bir kurgu oldu. Ah, bu arada Sesily ve Caleb'ın hikayesini isiyorum. Aralarındaki çekim inkar edilemez. Yazarın bu çiftin de hikayesini yazmasını umuyorum. (=
Pinterest shareGoogle Plus share

Bu Ay Neler Okudum/İzledim?] OCAK│19



OKUDUKLARIM 

1. İlişki Durumu Çevrimiçi [Ocak] ~ 4
2. Sır Tutabilir Misin? [Ocak] ~ 4

İZLEDİKLERİM

DİZİ

1. Chicago Typewriter [16 Bölüm] ~ OCAK | 5
2. Memories Of The Alhambra [16 Bölüm] ~ OCAK | 4
3. Clean With Passion For Now [16 Bölüm] ~ OCAK|4 
4. Seven First Kisses [8 Bölüm] ~ OCAK | 2 
5. Secret Queen Makers [7 Bölüm] ~ OCAK | 2
6. Last Minute Romance [10 Bölüm] ~ OCAK | 3
7. You [10 Bölüm] ~ OCAK | 2
8. Kill Me Heal Me [20 Bölüm] ~ OCAK | 5
9. Six Love Story [4 Bölüm] ~ OCAK | 2 
10. Vampire Flower [6 Bölüm] ~ OCAK | 3


FİLM

1. Small Foot ~ 4
2. Bird Box ~ 4
3. Train to Busan ~ 4 
4. The Darkest Minds ~ 3
5. The Swindlers ~ 5
6. The Suspect ~ 4
7. Fantastic Beasts The Crimes Of Grindelwald ~ 3
8. The Party's Just Beginning ~ 1



Pinterest shareGoogle Plus share
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI