Nemesis Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nemesis Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Küçük Tatlı Yalanlar II Kitap Yorumu


#kitapalıntısı

“Seni seviyorum Pru,” dedi Finn, sesi alçak ama kararlıydı.
Pru birden gözlerini açtı ve nefesi kesildi. Bu kelimeleri duymaya ne kadar çok ihtiyacı olduğunu fark etmemişti ama... “Aşk her şeyi düzeltmez,” dedi tekrar nefes alabildiğinde. “Bir ilişkide kurallar ve beklentiler vardır. Ve bazı şeyleri de geri alamazsın. Benim yaptığımda öyle bir şeydi.”
Finn başını iki yana salladı. “Hayat kural ya da beklenti dinlemez. Hayat karmaşık ve öngörülmezdir. Ve anlaşılan bizim aşkımız da aynı kendisi gibi, ne kural ne de beklenti dinliyor.”


Küçük Tatlı Yalanlar; tam yaz aylarında okunacak, kafa dağıtmalık, eğlenceli bir romantik komedi kitabı.. Yazar, Eğlenceye Fısıldayan Kadın Pru ile işiyle evli olan Finn arasındaki sırlarla dolu karmaşık ilişkiyi eğlenceli bir kalemle ele almış. Pru'nun hayatı ailesinin yaptığı bir trafik kazası sonucu tamamen değişmiştir. Kendini kazadan yaralanan insanların hayatlarını yoluna koymaya adamıştır. Ve onlardan biri de Finn ve kardeşi Sean'dır. Tabi bu gerçeği Finn ve Sean bilmiyor. Pru ise onlara her ne kadar söylemek istese de işler sarpa sarıyor ve Finn'e aşık oluyor. Finn'i görür görmez vuruluyor zaten, adeta salyaları akıyor adama karşı. 😂 Finn'in de ondan aşağı kalır yanı yok. Uzun zamandır etkilendiği tek kadın olduğu için Pru için yanıp tutuşuyor adeta. Ama ikisi de çaktırmamaya çalışıyor. Ama hesaba katmadıkları aşk ikisini de kalplerinden yakalıyor. Finn ise ailesinin ölümünden sonra kendi hayatını askıya almış, kendini kardeşine adamıştır. Sean ise uçarı, uçuk kaçık, deli, aklı bir karış havada, eğlenmekten başka bir şeyle ilgilenmeyen ama özünde iyi biri.. Kafasına vura vura yola gelmeye başladı diyebiliriz. 😂 Pru ikisinin hayatına bir ışık gibi doğuyor ve onların yükünü hafifletiyor. Tüm gerçekler, sırlar, kalp kırıklıkları ortaya çıktıktan sonra işler yolunda gitmemeye başlasa da sonu tatlıya bağlanıyor. Çiftimiz bu tarz kitaplar da beklediğimiz kendi "happy ending"lerine kavuşuyorlar. Yazarın okuduğum ilk kitabı ve kalemini sevdim, eğlenceli buldum. Ben Sean'ın hikayesinin yanında en çok Archer ve Elle'nin hikayesini merak ediyorum. 😈😈

 

Pinterest shareGoogle Plus share

Karanlık Dokunuş │Kitap Yorumu




Daha fazla Sarah Maclean!
Daha fazlaaa!

Serinin üçüncü kitabında kibirli Dük bozuntusu Haven(Malcolm) ile yüreği yaralı Sera'nın hikayesi anlatılıyor. Kitabın konusundan bahsedecek olursam; Haven, onunla evlenebilmek için Sera'nın kendisini tuzağa düşürdüğünü düşünür. Ama gerçek öyle değildir. Sera'nın bütün itirazlarına rağmen evlenirler. Ama evlilikleri ikisinin de beklediği gibi ilerlemez. Ve bir gün Sera, Haven'ı terk eder. Sera'nın ardından Haven yaptığı hataların farkına varır ve Sera'yı bulmak için her yeri dolaşır. Üç yılın sonunda karısı ile Lordlar Kamarasında karşılaşırlar. Sera kararlıdır. Haven'dan boşanacak ve özgürlüğüne kavuşacaktır. Fakat Haven'ın ikisi için farklı planları vardır ve Sera'yı bırakmaya hiç niyeti yoktur. 

Yazar diğer kitaplarından farklı olarak bu kitabında bir geçmiş bir gelecek olarak olayları kaleme almış. Bu durum hoşuma gitti. Cidden, bu yazar ne yazarsa okurum ben. Her ne kadar okurken Haven'a sinir olsam da çok çok güzeldi. Özellikle gölün altındaki balo salonu ve heykel detayları kitaba farklı bir hava katmıştı. Ve bayıldım! Cidden, balo salonu hayranlık verici. İtiraf ediyorum orada olmak istedim! Haven'a kızdığım çok oldu ama.. Sera ile Haven birbirlerini çok sevmişler. O kadar çok sevmişler ki.. Bu sevgi birbirlerine zarar vermelerine neden olmuş. Aralarındaki bu sevgi zamanla bir savaşa, oyuna, intikama dönüşmüş. Aralarındaki bu çekişme iki tarafında mahvolmasına neden olmuş. 

Haven'ın Sera'ya olan aşkı nasıl desem Sera olmasa Haven yaşayamayacakmış, nefes alamayacakmış, yarım kalacakmış gibi.. Haven'ın hataları var ama adam aşkından ölüyor Ve hatalarını telafi etmek içinde uğraşmadığını söyleyemem. Gerçi ben Haven'dan daha fazlasını beklerdim ama neyse..

Kitap sadece bunlardan ibaret değil. Her şey detaylarda saklı. Ama spoiler olacağından pek açıklama yapmak istemiyorum burada. :D Ah ah, ne fırtınalar koptu şu sayfalarda.. Özellikle şu alıntı beni çok etkiledi.



"Beni istemiyorsun ama bana başkasının sahip olmasına da izin vermiyorsun. Başından beri başkasına ait olmamı istemedin."

Bazı sahneleri okurken deyim yerindeyse kalbimi bıraktım! Çok dokunaklıydı. Sera'nın tüm yaşananlara rağmen ayakta duruşu, yıkılmayışı ve mücadeleci ruhu hayranlık vericiydi. Haven'ın da hatalarına rağmen telafi etmek için her şeyi yapmaya hazır oluşu okumaya değerdi. Ama ben Haven'ın daha fazla ileriye gitmesini isterdim. 

Haven, Sera'yı öyle çok seviyor ki.. Kıskanmamak elde değil. Keşke hatalar ve pişmanlıklar olmasaydı, bu kadar yıpratmasalardı birbirlerini.. Ama sonunda hak ettikleri mutluluğu bulmaları çekilen bütün acıya değdi.. Kitabın son bölümü o kadar güzeldi ki.. Ahh, kalbim! Tam anlamıyla "mutlu aile tablosu" gibiydiler.

Ben karakterlerin acılarını, sevgilerini, mücadelelerini okurken duygudan duyguya kapıldım. Karakterleri alıp bağrıma basmak istedim. Başından sonuna her şeyiyle sevdiğim bir kurgu oldu. Ah, bu arada Sesily ve Caleb'ın hikayesini isiyorum. Aralarındaki çekim inkar edilemez. Yazarın bu çiftin de hikayesini yazmasını umuyorum. (=
Pinterest shareGoogle Plus share

Karanlık Kalp || Kitap Yorumu


"Hikayeni duydum. Ve şimdi benimkini dinleme zamanı. Ben yaşlanınca, Alec, ve geriye dönüp baktığımda silik hatıralarına bakınca ne düşüneceğim biliyor musun? O olmayacak. Ve skandalımı düşünce, bunun için minnettar olacağım, çünkü bana seni getirdi. Ama üstüne çok düşünmeyeceğim, çünkü seni düşünmekle meşgul olacağım. Tartışmalarımızı ve tartıştığımızı hayal ettiğim geceleri düşüneceğim. Ekosenle sarılı geçirdiğim saatleri düşüneceğim. Seninle sarmalandığım saatleri de. Bana sanki dünyada başka bir kadın yokmuş gibi baktığını düşüneceğim. Beni kollarında tutuşunu düşüneceğim. Ve seni nasıl sevdiğimi."

Adı bir skandala karışan Lillian ile İngiltere'den ölümüne nefret eden Warnick Dükü Alec'in hikayesi anlatılıyor. Gerçi Alec, Lillian ile tanışınca İngiltere'yi sevmek için bir nedeni oluyor. 😍 Başta ikisi de birbirine karşı nefretle yaklaşsa da zamanla birbirlerine karşı çekim duymaya başlıyorlar ve asıl olaylar bu andan sonra başlıyor. Alec, Lillian'ın adını temize çıkarmak için her şeyi yapmaya hazır bir halde buluyor kendini.. Karanlık Kalp'i ilk kitaptan daha çok sevdim diyebilirim. Karakterlerin birbirleri ile didişmeleri, birbirlerine laf sokma cabası girmeleri okumaya değerdi. Özellikle kitabın son bölümleri o kadar güzeldi ki.. Beni mutluluktan ağlama kıvamına getirdi. 😍 O kendini beğenmiş, kibirli dük bozuntusu Alec, Lillian'ın aşkı karşısında süt dökmüş kediye dönüyor. 😂 Lillian'ın ise tüm olanlara rağmen güçlü duruşu ile beğenimi kazanan karakterlerden biri oldu. Yazarın kalemine ise diyecek yok. Bir historical kurguda bana istediğim her şeyi veriyor. Ve öyle akıcı ki.. Sıkmadan sizi o döneme gönderiyor. Karanlık Kalp; kurgusu, anlatımı ve karakterleri ile severek okuduğum kitaplardan biri oldu. İskoç seviyorsunuz hemen gidip okuyun! 😍 😍
Pinterest shareGoogle Plus share

Karanlık Sırlar || Yorum



Yazarın aykırı karakterlerini seviyorum. Ve uzun süredir historical okumadığım için Karanlık Sırlar ilaç gibi geldi. 😍 Ne zaman historical okusam kendimi o dönemlerde yaşamak isterken buluyorum. 😂 😍 Sophie, Kirli S'lerin en küçüğü ve en kabul görmez leydisi kendini kaçmak için bir faytona attığında hayatının bir Marki ile değişeceğini hiç düşünmemişti. King ise babasından ölesiye nefret eden ve ondan intikam almak için her yolu deneyen adı çıkmış bir Marki. Sosyetenin burun kıvırdığı, görmeye tahammül edemediği iki kişi bir araya gelince olanlar oluyor tabi.. 😂 King'in baştaki çekilmez, kendini beğenmiş hallerini Sophie bir güzel ona yediriyor. 😂 Beyefendi Sophie'ye öyle aşık oluyor ki.. Ehh, aralarındaki çekimi de unutmamak lazım. King her ne kadar onu bir Marki, Düşes yapmakta hevesli olsa da Sophie'nin tek istediği kendi halinde olmak, bir kitapçı dükkanı işletmek ve King'i sevmek.. Onunla evlenmek istemiyor. Sadece onu sevmek istiyor. King başta anlamıyor tabi ama sonradan bin pişman oluyor. Sophie'nin kaçışı ailesinin adını kötüye çıkarıp bütün kapıların yüzüne kapanmasına neden olurken Sophie'nin babasının King ve Sophie için planları vardır. İşler bir yerden sonra sarpa sarıyor tabi. Ama aşk her daim galip geliyor. Bunu gözler önüne seriyor yazar.. Bu türü okumayı seviyorum. Özellikle Sarah yazmışsa.. Aykırı karakterleri ve olaylar silsilesi ile oradan oraya savuruyor okuyucuyu. Heyecanın kesilmediği, kimi zaman hüzünlendirip ama en çokta kendini sevdiren bir hikaye oldu benim için.. Diğer kardeşlerin hikayesini de çok merak ediyorum. Onların hikayesini de okumak en kısa sürede nasip olur inşallah. 😇 Historical severler için tavsiyemdir. 😉
Pinterest shareGoogle Plus share

Biz || Selvi Atıcı (Yorum)


Kitabı yüzümde aptal bir sırıtışla okudum ve kitabı bitirdiğim mutluluktan ağlamak istedim. ❤︎ O kadar güzeldi ki.. Okurken alıntı olarak her yeri işaretlemek istedim. (İşaretledim de.) :D 

Çelik Mızrak'ı o kadar uzun zamandır bekliyordum ki ilaç gibi geldi. Çelik'in o yeşilcam filmlerinden fırlamış bir karakter oluşu, konuşması, tarzı, karizması her şeyiyle beni kendine hayran bıraktı. ❤︎ Seveceğimi biliyordum zaten ama okurken gözlerinden kalpler fışkıran emoji şeklini aldım. ❤︎

Çelik'in tam bir beyefendi gibi oluşu o kadar karizmatikti ki.. Böyle hayran hayran okudum. Demir ve Süheyla'yı görmek o kadar iyi geldi ki.. Özlemişim eşek sıpalarını! :D Çiğdem ise yaşadıklarına rağmen o kadar güçlü bir karakter ki başkası olsa sinip kalırdı sanırım. Ama Çiğdem sivri dili, dürütslüğü ve azmi ile gönlümü çaldı. ❤︎

Kitap bunun yanında alt metinde verdiği mesajlar ile de gönlümü çaldı. Şiddet ve evlat edinme konularına da değinerek bizlere o kadar güzel bir mesaj veriyordu ki yazarı öpmek istedim. ❤︎

Canım Selvi!
Canım kitabım!
Canım Çelik!

Dibine kadar fan girl'lüğü yaşıyorum! Aa, dostlar! ❤︎

Kurgusuyla, karakterleriyle kısacası her şeyiyle gönlümü çalan bir kitap oldu. Çelik'in "hanımefendi" deyişi beni benden aldı. Çiğdem ile aralarında olan diyaloglar hem eğlenceli hem de çok güzeldi. Özellikle son kısımda Çelik'in "Siz hanımefendi, kalbimin belasısınız!" dediği yerde ben bittim arkadaşlar, ben öldüm! ❤︎ Bu kadar mı güzel olur, bu kadar mı güzel sever bir insan! ❤︎Daha ne olsun. Alın, okuyun, okutun! ❤︎

Selvi Hatun sen hep yaz, biz hep okuyalım! ❤︎

Pinterest shareGoogle Plus share

Biz │Kitap Tanıtımı


Yayın Tarihi: 2018-03-05
Dil: TÜRKÇE
Sayfa Sayısı: 488
Cilt Tipi: Ciltli
Zengin, güçlü ancak bir o kadar da sert ve soğuk bir adam. 
Sorumlulukları onu erkenden ve belki de biraz fazla olgunlaştırmış. Âdeta çelikten bir duvar. 
Üç parça takım elbisesi, geniş omuzlarına oturan kaliteli paltosu ve kasketiyle tamamlıyor zırhını. Dışarıdan göründüğü kadarıyla bir masalı yaşıyor bu şövalye. Hayatında yeniliklere, sarsıntılara, yani aşka yer yok. Zaten kadınları da bir türlü anlamıyor. 
Ama bir gün; hayata karşı sağlam duran, hedefleri olan ve bunlara ulaşmak için çabalayan muhteşem bir kadın çıkıveriyor karşısına. Artık kendi kararlarını vermeye ant içmiş azimli bir kadın. Kaçınılmaz bir çarpışmayla bir araya geliyorlar. 
Peki, birbirlerine tamamen zıt hayatlarının kavuşması için kendilerine izin verecekler mi? 
Mevzubahis aşk olunca, geriye kalan her şey önemsizleşir mi? Ne kadar ödün verebilir insan kişiliğinden, hedeflerinden, geçmişinden ve ailesinden? Hızla gelen bir mermi, çelik bir duvarla karşılaşırsa 
ne olur?
Pinterest shareGoogle Plus share

Yarasa│Kitap Yorumu



Ahh! Kalbim ağrıyor.. 💔 

Yarasa, darmaduman etti beni.. Selvi Atıcı ne yazsa okurum. Net! 😍 Ama... Kitapta benim için bir kırılma noktası var ve ben bunu aşamıyorum. Yani bu kabullenebileceğim bir şey değil. 

Yarasa'nın yaptığını kabullenemiyorum ama adam şiir gibi konuşuyor ya. 😍 Etkisi altına alıyor insanı. Yarasa gibi bir adamdan beklenmeyecek davranışlar sergiliyor. Hayretler içerisinde kalıyorum. Ben Mavi ile Yarasa'nın aralarındaki aşka aşık oldum. 😍 Aşklarının arasında hiç kapanmayacak bir boşluk -yara- olsa da birbirlerine olan hisleri, tutkuları, birbirleri için yaptıkları hayran olunmayacak gibi değil.. 😍 

Yarasa'nın fotoğraf tutkusu, motosiklete binişi, silahı tutuşu, adamın adımları bile hayran olunacak cinsten.. Her ne kadar yaptığı şeyi unutamasam da keşke hiç olmasaydı derken buluyor insan kendini.. Kitapta çok dokunaklı sahneler vardı ki.. 

Duygulanmamak elde değil.. Selvi hatunun kalemine diyecek yok tabi ki.. Sayfalar yine su gibi aktı gitti.. Eyüp ve Levent karakterlerini de sevdim. ❤ 

Onların sahnelerini okumak eğlenceliydi.. Aşk, tutku, macera, eğlence ve dramı diye bünyesinde barındıran bir kurgusu var. Her sayfada heyecan hissi sizi sararken bir sonraki sayfaya atlamak istiyorsunuz. Aynı zamanda bitmesin istiyorsunuz.. ❤ 

Karakterleri, anlatımı ve kurgusu ile kalbe dokunan, beni darmaduman eden bir serüven oldu benim için.. Selvi hatunun teşekkür yazılarını okurken bile duygulanan bir insanım ben. 😍 

Eğer okumadıysanız kesinlikle bir şans vermelisiniz. 🍀 

Selvi hatunun yeni kurguları ve kitapları için sabırsızlanıyor, heyecanla bekliyorum. ❤
Pinterest shareGoogle Plus share

Kalbim Sende Kalmış || YORUM


Selam 🙋
Kalbim Sende Kalmış'a aslında Kasım ayında başlamıştım ama fuarlar ve sınavlarım derken bitirmem uzun sürdü. Selvi Atıcı en sevdiğim Türk yazarlardan biri. Bu hatun ne yazsa okurum ben arkadaşlar. 😍 Selvi Atıcı her kitabında çıtayı bir tık daha yukarı kaldırıyor. Benim için yazdıkları ile ülke sınırlarını aşması gereken bir yazar. 😍 Selvi hatuna olan aşkımı ilan ettikten sonra kitap hakkında bir kaç bir şey söyleyebilirim. 😁 Kalbim Sende Kalmış ilk kelimesinden son kelimesine kadar beğenimi kazanan bir kitap oldu. Karakterleri, kurgusu, konusu, anlatımı ve akıcılığıyla herkese önerebileceğim kitaplar arasına girdi. Karakterlere bazı kısımlarda kızdığım da oldu. Yani seviyorsunuz birbirinizi gidip konuşun aşkınızı yaşayın yani. İşi yokuşa sürmek de ne demek? 😑 Ama en sonunda herşey tatlıya bağlandı. 😊 Ali'nin Arya'ya olan aşkı beni benden aldı götürdü arkadaşlar. O nasıl sevmek. 😍 Arya'nın da aşkını küçümsemeyelim. O da çok sevdi. Kitapta diğer karakterleri de görmek çok hoştu. O kısımları okurken çok mutlu oldum. Bu serinin bitmesi beni üzüyor ama yeni maceralar içinde sabırsızlanıyorum. Kapak tasarımı çok güzel değil mi? 😍 Eline, yüreğine, kalemine sağlık Selvi Atıcı 
😍 Son olarak herkese tavsiye ederim. 😘

Ali, onu öfkelendirmeye bayılıyordu. O öfkelendiğinde gözlerinin koyulaşmasına, yanaklarına tırmanan kana, minik yumruklarını sıkmasına… Eliyle, ipeksi saçlarını sertçe arkaya savurmasına! Ali, onun her şeyine bayılıyordu. Yüzündeki her bir çizgiye, bedenine, saçlarına, duruşuna… Hüzünlendiğinde buğulanan bakışlarına! Gülümsediğinde dudaklarının kenarındaki kırışıklığa ve gözlerindeki, o içinde kaybolmak istediği tarifsiz bakışlara… Kaşının hemen üzerindeki minik bene – Arya, o bene sinir oluyordu. Minicik burnuna ve kimi zaman o burnu kibirle kimi zaman da inatçı bir direnişle havaya kaldırmasına. Kararlılığının izlerini taşıyan köşeli çenesine… Ali, onu her şeyiyle seviyordu. Her satırını, her kelimesini, sesinin hangi tınıyla süslenirse süslensin berraklığını…
Pinterest shareGoogle Plus share

Pablo Escobar Benim Babam || Kitap Tanıtımı



Bir gece La Iguana'dan çıkarken yanındaki arkadaşlarının asla unutamayacakları bir şey söyledi babam. Ciddi ve kararlı bir tonda çıkmıştı sesi. “Otuz yaşıma geldiğimde bir milyon pezo kazanmamış olursam, kendimi öldüreceğim!”
Yirmi altı yaşına geldiğinde, kendisini öldürmesine gerek kalmamıştı.

 
Benim doğduğum günden, onun öldüğü güne kadar babam benim arkadaşım, rehberim, öğretmenim ve güvenilir akıl hocamdı. Hâlâ hayattayken, ona gerçek hikâyesini yazması için zaman zaman yalvardım, ancak o bunu reddetti: “Grégory,” derdi, “tarihi yazabilmek için önce onu bitirmen gerek.”

Bu kitap kimseyi suçlamıyor. Bu kitap mutlak bir gerçek de değildir. Bu, babamın hayatına yakınlaşabilmek için bir araştırma, bir girişimdir. Bu, kişişel, özel bir incelemedir. Tüm erdemlerinin yanısıra tüm hatalarıyla bir adamın yeniden keşfidir. Bu kitaptaki anekdotların çoğu, yaşamının son yılında, ateşin başında hep beraber toplandığımız uzun ve soğuk geceler boyu bana anlattıklarıdır. Diğerleriyse, düşmanlarının hepimizi öldürmeye çok yaklaştıklarının anlaşıldığı zaman bana yazılı olarak bıraktıklarıdır.

Babamla ilgili “gerçekler” kısmen bilinmektedir –ya da hiç bilinmemektedir. Ve bu yüzden onun hikâyesini anlatmak büyük bir risk içermektedir; onun hakkında söylenen kötü şeylerin çoğu doğru gibi göründüğü için bunlar muazzam bir sorumluluk duygusuyla anlatılmalıdır. Bu anlatılanlar, benim babamla ilgili olmasının yanı sıra, insanlık tarihindeki en kötü şöhretli mafya organizasyonunun başında olan bir insanın iç dünyasının kişisel ve derin bir araştırmasıdır.

Babama acımasız dürüstlüğünden dolayı minnettarım; onu net bir şekilde görmek, yaptıklarını asla savunmadan onu olduğu gibi bir adam olarak kabul etmek benim kaderimdi.

Ben, babasının yaptıklarıyla değil, sadece kendi yaptıklarıyla hatırlanmayı dileyen bir insanım. Umarım insanlar, bu hikâyeleri okurken benimle ilgili gerçekleri unutmaz ya da beni babamla karıştırmazlar. Ne de olsa, bu benim de hikâyem.

Yayınevi: Nemesis Kitap
Barkod: 9786059545075
Eser Adı: Pablo Escobar Benim Babam
Yazar: Juan Pablo Escobar
Türü: Biyografi
Yayına Hazırlayan: Hasret Parlak Torun
Çevirmen: Gamze Tokgöz
Kapak Uygulama: Başak Yaman Eroğlu
Kâğıt Kalitesi: 3. HAMUR 60 Gr.
Sayfa Sayısı: 400
Ebat: 13,5*21
Baskı Yılı: Kasım 2016 (1.Basım)
Fiyatı: 25 TL
Pinterest shareGoogle Plus share

Gizemli Erkek Avcısı || Kitap Tanıtımı


EROS, KENDİ KAZDIĞI KUYUYA DÜŞERSE…
Özgür ruhlu, sert, alaycı ve iş arkadaşlarının deyimiyle “tam bir cadı” olan Seçil Kaya, erkeklerin önünde diz çökmesine alışıktır. Çünkü o seçilmez, sadece seçer. Üstelik uzun ilişki denen şey asla ona göre değildir.

Yine de her zor kadını dize getirecek bir şövalye çıkar.

Seçil’in karşısına da o şövalye çıkmak üzeredir: Baran.

Baran’la karşılaştıktan sonra, hissettiği şeylerin adını koymakta zorlanan Seçil, yardım almaya karar verir. Çalıştığı dergideki köşe yazısında okuduğu Gizemli Erkek Avcısı, Seçil’in aklındaki soru işaretlerinin cevabını verebilecek gibi görünmektedir. Ancak Seçil bu cevaplara hazır mıdır?
Yayınevi: Nemesis Kitap
Barkod: 9786059545051
Eser Adı: Gizemli Erkek Avcısı
Yazar: Aylem Güngördü
Türü: Türk Edebiyatı
Yayına Hazırlayan: Hasret Parlak Torun
Kapak Tasarım ve Uygulama:Başak Yaman Eroğlu
Kâğıt Kalitesi: 3. HAMUR 60 Gr.
Sayfa Sayısı: 280
Ebat: 13,5*21
Baskı Yılı: Kasım 2016 (1.Basım)
Fiyatı: 18 TL
Pinterest shareGoogle Plus share

Anılar Ağacı || Kitap Tanıtımı



1945 yılı. Malatya’nın Darende ilçesi. Dönemin en nüfuzlu ve kalabalık ailesi, Köroğlu Ailesi.

Ailenin reisi Acar Köroğlu, dört çocuk babasıdır. Dördü de erkek olan çocukları büyüyüp evlenirler ancak hiçbirinin oğlu olmaz. Acar Köroğlu, erkek torun hasretiyle yanıp tutuşsa da, kız torunlarına da gözü gibi bakan bir dededir.

En büyük oğlu İlbars’tan olma torunu Ceren evlilik çağına geldiğinde talipler ailenin kapısını aşındırmaya başlarlar. Torununu evlendirme işi Acar Köroğlu’na kalmıştır, çünkü Ceren’in babası başka bir kadın için ailesini terk etmiştir. Hem babasızlıkla hem de babası gittikten sonra hayata küsen annesinin sıkıntılarıyla boğuşan Ceren, onu istemeye gelecek olan Muallim Turan’a kalpten bağlanır. Onu çok sever.

Turan da geçmişinde yaşadığı onca felaketten sonra ilk kez kendini yeniden mutlu hissetmiş, Ceren’e tüm varlığıyla bağlanmıştır. Ancak bu iki gencin bir araya gelmesini istemeyenler de vardır.

Hem Köroğlu ailesini hem de Muallim Turan’la Ceren’i büyük sınavlar beklemektedir. Umutları bir ağaç gibi köklerini toprağa salarken, hayat onların mutlu günlerini eski birer anı olmaktan kurtaracak mıdır?

Yayınevi: Nemesis Kitap
Barkod: 9786059545013
Eser Adı: Anılar Ağacı
Yazar: Naşide Gökbudak
Türü: Türk Edebiyatı
Yayına Hazırlayan: Hasret Parlak Torun
Kapak Tasarım ve Uygulama: Başak Yaman Eroğlu
Kâğıt Kalitesi: 3. HAMUR 60 Gr.
Sayfa Sayısı: 456
Ebat: 13,5*19
Baskı Yılı: Kasım 2016 (1.Basım)
Fiyatı: 25 TL
Pinterest shareGoogle Plus share

Beklenmedik Bir Anda || Yorum


Jenna, uzun süre bir yere, bir kişiye bağlı kalamayan, kalp kırıklıkları olan bir yıldız. Bir müzik grubunda baş gitarist. 

Müziğe ara verdiği dönemde doğduğu yere Iowa'ya geçici bir süre yerleşmeye karar veriyor. Ama yaptığı planları yakışıklı yan komşusu Michael bozuyor. 

Michael başarılı bir kalp cerrahı. Ama baba olmak konusunda pek de başarılı olduğu söylenemez. Kızı Claire ile ne yapacağını bilemez durumda. Yardım almak için Jenna'nın kapısını çalıyor ve ikili beklenmedik bir anda kendilerini aralarındaki çekime kaptırıyorlar.. 

Nemesis son zamanlarda güzel kitaplar çıkarmaya başladı. 

Okuduğum yabancı yazarların çoğunun kitabını beğendim.

Beklenmedik Bir Anda da beğendiğim kitaplar arasında.. 

Karakterlerin sevmediğim yönleri olmadı değil ama en sonunda doğru yolu bulmaları ve birbirlerinden vazgeçmemelerine sevindim. 

Yazarı dili oldukça akıcı. Sıkılmadan okutuyor kendini. Kapak resmi daha farklı olabilirdi bence. Hani içeriğe uygun bir şeyler. Ama bu da güzel duruyor. 

Çeviri ve redaksiyon yönünden de iyiydi. Öyle göze batan fazla bir şey yoktu. 

Bazı kısımlarda yetişkin içerik vardı. Ama çokta abartı değildi. Yine de bu tarz sahnelerden rahatsız olanların okumasını tasvip etmiyorum. 

Ama onun dışında tam yaz aylarında okumak için uygun bir kitap. 😊
Pinterest shareGoogle Plus share

Vegas'ta Olan Vegas'ta Kalır || Yorum



Vegas'ta Olan Vegas'ta Kalır uzun süredir merak ettiğim bir kitaptı.  Sonunda okuyup bitirdim. 


Andie hayata at gözlükleri ile bakan ve hayatı kaçıran, anı yaşamayan, kendi hazırladığı 'yaşam planı'na bağlı kalan bir karakter. 


En yakın iki arkadaşı ile Vegas'ta bekarlığa veda partisine gidiyor ve orada tanıştığı Mack ile bütün hayatı değişiyor. Yaşam planı yerle bir oluyor. 


Andie karakteri gıcık bir karakter bana göre. Mack gibi bir adamı bulmuşken burnunun dikine gitmesi ve bir şans vermekten kaçınması tahammül edilemezdi. 


Mack gibi adamlar insanın karşısına milyonda bir çıkıyor. Kıymetini bilmek gerek. 


Yazarın anlatımı güzel, kurgu güzel, Mack daha da güzel. 😝💜 Daha ne olsun.. 


Tam yaz aylarında, plaj başında okunacak kitaplardan. 


Hele bir de kovboy fanteziniz varsa Vegas'ta Olan Vegas'ta Kalır tam size göre... 😊 


Tavsiyemdir. 👍

Pinterest shareGoogle Plus share

Hafta Sonu Kaçamağı || YORUM


Herkese Merhaba!

Bu aralar Reading Slump'a girecek gibiydim. Hiç havamda değildim.Ve beni sıkmayacak akıcı, kısa, ve çerezlik bir kitap arıyordum. Tam bu noktada "Hafta Sonu Kaçamağı" derdime derman oldu diyebilirim.

Kısaca kitabın konusundan bahsedecek olursam; Jason ve Claire aynı şirkette çalışmaktadırlar. Jason, Danvers şirktinin patronuyken Claire üç yıldır Jason'ın yönetici asistanlığını yapmaktadır. Her şey son derece profesyonel bir şekilde giderken Jason, hafta sonu gittiği bir bekarlığa veda partisinde farklı Claire ile tanışır.

Claire; babası ve kardeşini kaybetmiş, hasta annesine bakmakla yükümlü aynı zamanda bunun için iki ayrı işte çalışan yani kısacası kendinden başka herkesi düşünene ve hayatı kaçıran bir karakterdir. Annesi Alzheimer hastasıdır ve onun masraflarını karşılamak için özel günler düzenleyen bir şirkette "pasta kızı" olarak çalışmaktadır. 

Claire babasından dolayı geçmişinde yara almış bir karakterdir. Bunun için hayatını yönlendiremeye çalışan herkesi yıkıp geçmektedir. 

Jason, Claire'yi arkadaşının bekarlığa veda partisinde gördüğünden beri onu aklında çıkaramaz ve kaçınılmaz olan gerçekleşir. Jason ve Claire bir süre birlikte takılmaya başladıktan sonra birbirlerine karşı derin duygular beslemeye başlarlar.

Claire'ye bazı yerlerde çok gıcık oldum. Tamam gurur yapmasını anlayabiliyorum. Babasından dolayı hayatını kimsenin yönlendirmesini istemiyor. Ama Jason'ın kötü bir niyetinin olmadığını düşünüyorum. Yani, bence çok tatlıydı. Claire'yi korumak istemesi, zor zamanlarında yanında olması bence Claire'ye ne kadar değer verdiğini gösteriyor. Claire'de bunu anlamakta diretiyor. Neyse ki geç de olsa Claire gerçeklerin farkına varıyor.

Jason, en sevdiğim karakter oldu. Claire'yi de beni gıcık etmese onu da sevebilirdim belki.. Suzy çok manyak ve kafa bir karakterdi. Onu sevdim. Yazarın üslubunu, olayları ele alış şeklini, karakterlerin iç dünyasını yansıtma şeklini sevdim. Bence bu konuda yazar oldukça başarılı. Kitabın bazı kısımlarında yüzümde aptal bir gülümse oluştuğunu söyleyebilirim. Kitabı bir süre o şekilde okuduğumu belirtmeden geçmek istemedim. Kitap çok akıcıydı ki bir gün gibi kısa bir süre de bitti ve ben seriye devam etmeyi düşünüyorum.

Nedendir bilmiyorum ama Nemesis Yayınları'nın çıkardığı kitapları genel olarak beğeniyorum. Böyle RS'a gireceğim dönemlerde ya da kısa bir şeyler okumak istediğimde bana ilaç gibi geliyor. Bu konuda bizlere bu tarz kitaplar sundukları için teşekkür etmeden geçmek istemedim.

Son olarak eğer sizi sıkmayacak akıcı bir kitap arıyorsanız "Hafta Sonu Kaçamağı"na bir şans verebilirsiniz. (=

Instagram; @hayalperestinzamanyolculugu

Pinterest shareGoogle Plus share

Nemesis Yayınları || Ekim Ayı Kitapları




Aynı ateşte kaç kere yanabilirsin? 

Birbirlerini çocukluklarından beri tanıyan iki gençtir Ali ve Arya. Babalarının sıkı dost olması, ikisinin de hayatını çözülemeyecek bir düğümle birbirine bağlamıştır. Önce zorunluluktan başlamıştır bu ilişki. Ali, kendisine emanet edilen baş belasıyla vakit geçirmekten pek memnun değildir. Arya da kendisine göz kulak olma işini fazlasıyla abartan bay ukalayla.

Sonra her şey değişir. Didişmeler arkadaşlığa, zorunluluklar vazgeçilmeze dönüşmüştür farkında olmadan. Birbirlerinin en yakın arkadaşı hatta sırdaşı olmuştur artık Ali ve Arya.

Zaman geçer, kendileri gibi duyguları da büyür. İmkânsızdır istenen ama vazgeçmek, istenenden daha da imkânsızdır.

Evet, belki zordur onlar için… ama aynı ritimle atıyorsa iki kalp, belki de her şey mümkündür.

Barkod 
9786059809924 
Eser Adı 
Kalbim Sende Kalmış 
Türü 
Roman 
Yazar 
Selvi Atıcı 
Yayına Hazırlayan 
Hasret Parlak Torun 
Kapak Tasarım 
Başak Yaman Eroğlu 
Baskı 
Vizyon Basımevi 
Kâğıt Kalitesi 
3.HAMUR 70 GR 
Sayfa Sayısı 
432 
Ebat 
13,5*21 
Baskı Yılı 
Ekim 2016 (1.Basım) 
Fiyatı 
27,5 TL 


Lanetli bir kasaba. On yedinci yüzyıldan bu yana hayatta kalmayı başarmış, gözleri ve dudakları dikilmiş bir kadın. Gözleri açıldığında bakışlarıyla, dudakları açıldığındaysa sözleriyle insanları büyüleyebilecek bir cadı o. Black Spring kasabası ona ait. İçindekilerle birlikte.

Binlerce yıldır orada. Hiç istenmedi. Hiç gitmedi.

Laneti herkesin peşinde. Nasıl ki o hiç gitmediyse, diğerleri de gidemezler. Orada yaşayan insanlar, orada ölecekler.

Başka hiçbir yerde yaşayamazlar.

Orada doğan çocuklar, onun lanetine doğup son nefeslerini yine onun lanetiyle verecekler.

İnsanlar, büyüsünden kaçabilmek için Katherine’in gözlerini ve dudaklarını diktiler. Bakışlarından ve fısıltılarından kurtuldular.

Ancak o da dikişlerinden kurtulacak bir gün. O zaman hem gözünün gördükleri hem de fısıldadıklarını duyanlar, teker teker kendilerini öldürmeye başlayacaklar. Katherine onlara hiçbir şey yapmayacak. Onlar ölmeyi tercih edecekler sadece.

O Katherine. Black Spring’in laneti. 

Ve Black Spring’i yutmaya hazır.
Barkod 
9786059809917 
Eser Adı 
Büyü 
Türü 
Korku / Gerilim 
Yazar 
Thomas Olde Heuvelt 
Yayına Hazırlayan 
Hasret Parlak Torun 
Çevirmen 
Begümnaz Yürekli 
Kapak Uygulama 
Başak Yaman Eroğlu 
Baskı 
Vizyon Basımevi 
Kâğıt Kalitesi 
3.HAMUR 60 GR 
Sayfa Sayısı 
496 
Ebat 
13,5*21 
Baskı Yılı 
Ekim 2016 (1.Basım)
Fiyatı 
27,5 TL 





· Herhangi bir şeyi objektif olarak tecrübe etmemiz mümkün mü?

· Görev, hazdan önce mi gelmelidir?

· Bir şeyin çok fazla olması yetersiz olmasından daha mı iyidir?

· Tanrılar, merhametli olmalarına rağmen neden insanların acı çekmesine izin veriyorlar?

· Yaşamak ile canlı olmak arasında fark var mıdır?

Bunlarla ilgili ne düşünüyorsun? 

Peki o düşündüğün şeyleri neden düşünüyorsun?

Barkod 
9786059809931 
Eser Adı 
Düşündüğümüz Şeyleri Neden Düşünürüz? 
Türü 
Felsefe 
Yazar 
Alain Stephen 
Yayına Hazırlayan 
Hasret Parlak Torun 
Çevirmen 
Nihal Akcan 
Kapak Tasarım 
Başak Yaman Eroğlu 
Baskı 
Vizyon Basımevi 
Kâğıt Kalitesi 
3.HAMUR 70 GR 
Sayfa Sayısı 
176 
Ebat 
13,5*19,5 
Baskı Yılı 
Ekim 2016 (1.Basım) 
Fiyatı 
15 TL 
Pinterest shareGoogle Plus share

Nemesis Yayınları || Eylül Ayı Kitapları



Yazar: Catherine Bybee
Yayınevi: Nemesis Kitap
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 336

Bekâr bir anne olan Jessica, hayatına giren erkekler tarafından kullanılmaktan bıkmış bir kadındır. Duygularını incittikleri yetmiyormuş gibi zaten zor kazandığı parasını da kullanan adamlardan kendini korumak için bir karar alır: Bundan böyle parasız ve kariyeri iyi olmayan adamlarla onları ne kadar beğenirse beğensin arkadaşlık etmekten öteye geçmeyecektir. Jack, büyük bir otel zincirinin tek sahibidir. Onu hayattan soğutan şeyse, parası için onunla birlikte olan kadınlardır. Servetini değil, sadece onu sevecek kadını bulmak için daha sade bir hayat yaşamaya karar verir ve garsonluk yapmaya başlar. Jessica ile tanıştığındaysa, kendisi için doğru kadını bulduğunu hissetmiştir. Ama Jessica, kendine verdiği söz yüzünden Jack ile sadece arkadaş olmak zorundadır. Hissettiği şeyler daha fazlası için yalvarıyor olsa bile…



Yazar: Jennifer Apodaca
Yayınevi: Nemesis Kitap
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 288

Megan ve Adam birbirlerinin okul aşkıdır. O günlerde Megan'ı açıklayamayacağını söylediği sebeplerle terk eden Adam bir süre sonra kasabadan ayrılır ve kendine şehirde başka bir hayat kurar. Yıllar sonra kısa bir süre için kasabaya geri döner ve merakına engel olamayarak Megan'ı görmeye gider. Bu buluşma onlar için süprizlere gebedir. Genellikle kavuşmak imkânsız gelir insanlara ama o gün yaşananlardan sonra Megan ve Adam için ayrılık imkânsız olacaktır.


Jane, çocukluğunu, anne ve babasının ilgisinden mahrum, yalnız başına geçirmektedir. Ünlü bir yapımcı olan annesinin ona ayıracak vakti yoktur. Babasını ise iş seyahatleri nedeniyle nadiren görmektedir. Ama Jane'in yalnız günlerini dolduran ve sadece onun görebildiği bir arkadaşı vardır: Michael.

Dokuzuncu yaş günü geldiğinde, kendisi için büyük bir doğum günü partisi düzenlenen Jane çok mutludur. Annesi, babası ve en yakın arkadaşı Michael yanındadır. Ama bu mutluluk kısa sürecektir. Çünkü Michael'ın ona söylemesi gereken bir şey vardır. Michael onunla sonsuza dek kalamayacaktır ve gitme zamanı gelmiştir. Jane ondan ayrılmak için hazır olmadığını hissetse bile.

Michael'ın gidişiyle Jane'i tamamen esir alan yalnızlık, yıllar boyunca onun peşini bırakmaz. Jane otuz yaşına geldiğinde bile, çocukluğunda olduğu kadar yalnızdır. Erkek arkadaşıyla neredeyse hiç görüşemiyordur ve annesinin tek düşüncesi de hâlâ kariyeridir.

Ve bir gün hayalî arkadaşı Michael, onu yeniden bulur. Ancak Michael artık hayalî değildir. Jane'i hayatı boyunca önemseyen tek insan geri dönmüştür. Ancak Michael'ın yaşam bulmasıyla gerçekleşen bu mucizenin bir nedeni vardır. 

İkisinin de henüz bilmediği bir nedeni...


Sayfa Sayısı: 288
Baskı Yılı: 2016
Dili: Türkçe
Yayınevi: Nemesis Kitap


Piper George'un yaşadıklarının tek tanığı, yıllardır yazdığı günlükleridir. Yazdığı her satırda, genç yaşta anne olmanın zorlukları ve bebeğini başka bir aileye vermek zorunda kalmanın ona yaşattığı acı vardır. Kelimeleriyle kaybetmenin resmini çizer, satır aralarında umut ve kızına duyduğu derin sevginin izleri vardır. Asla unutamadığı kızına…

Ancak bir sonbahar günü, hayatında yeni bir sayfa açılır. Artık yeni bir komşusu vardır: Ned Chesterfield.

Piper ve Ned'in komşulukla başlayan arkadaşlıkları, zamanla seyrini değiştirir. Ancak Piper, arkadaşlıklarındaki bu değişikliğe ve kalbini başka birine açmaya hazır değildir. Çünkü kızını kaybetmek, hayatını geri dönülemez bir şekilde değiştirmiştir. Kızının kaybından sonra kalbinden geriye kalanların yeteceğinden ve Ned'e hak ettiği 
sevgiyi verebileceğinden emin değildir.

Ned'i de kaybetme ihtimali varken, Piper bir kalp kırıklığını daha kaldırabilecek midir?

Sayfa Sayısı: 272
Baskı Yılı: 2016
Dili: Türkçe
Yayınevi: Nemesis Kitap

Pinterest shareGoogle Plus share
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI