[Bu Ay Neler Okudum?] Nisan│17

Merhaba!
Nisan ayını 9 kitap ile bitiriyorum.
Gönül isterdi daha fazla okuyayım.
Ama son senem olduğu için yoğunluk bitmek bilmiyor. :/
Neler okuduğuma bakacak olursak;


  1. Takvim Kızı Mart; YORUM
  2. Sen Misin Eksik Parçam; YORUM
  3. Ölümsüz Aile; YORUM
  4. Şeker Portakalı; YORUM
  5. Alice Harikalar Diyarında; YORUM
  6. Canım Aliye, Ruhum Filiz; YORUM
  7. Küçük Prens; YORUM
  8. Küçük Kara Balık & Bir Şeftali Bin Şeftali; YORUM
İLETİŞİM; TIK TIK!


Pinterest shareGoogle Plus share

Sen Misin Eksik Parçam || YORUM


Yazar: Zeynep Işıklar
Yayınevi : Müptela Yayınları
Sayfa Sayısı: 456
Baskı Yılı: 2016
Dili: Türkçe
Yayınevi: Müptela Yayınları
Editör : Esra Baş
Kapak Tasarımı : Şükrü Karakoç
Yayın Koordinatörü : Tuğçe Nida Sevin
Sayfa Sayısı : 456
İlk Baskı Yılı : 2016
Dil : Türkçe

Sen Misin Eksik Parçam yazarın okuduğum ilk kitabı ve son olmayacağı kesin.. Kitap için fazla bir beklentim yoktu ama beni şaşırttı. Akıcı ve sade bir dili vardı. Tamer diyorum! 😍 Sen ne güzel seviyorsun be adam! Tamer'in sahiplenici ve korumacı tavırlarını sevdim. Cemre'nin saf halleri beni güldürdü. 😁 Yazarın bizleri Skolyoz hastalığı hakkında bilgilendirmesi kitabı sevme nedenlerimden biri. 😊 Sayamayacağım kadar çok alıntı çıkardığımı söylemiş miydim? 😊 😍 Tamer, en sevdiğim karakter oldu. Tolga'yı da unutmamak lazım. Onu da sevdim. 😍 Onun hikayesini okumak için sabırsızlanıyorum. 😇 Tamer'in sevme şekline ise hayran kaldım. 😍 Kitap durağan değildi, su gibi aktı sayfalar ve kitap kendini okuttu. Özellikle şu dönemde -sınav haftası- çok iyi geldi bana. Ders aralarında kısa bir mola vermek için benim kurtarıcım oldu. 😍 Kitabın yetişkin içeriğe sahip olduğunu belirteyim. (Siz anladınız onu? 😁) Son olarak günümüz aşk romanlarını seviyorsanız bir şans verebilirsiniz. 😊

Pinterest shareGoogle Plus share

Takvim Kızı; MART || YORUM


Takvim Kızı Mart bitti. Diğer kitaplara oranla bir tık daha sevdim. Bu kez eşcinsel bir çift ile karşıladı yazar bizleri; Tony ve Hector.. İkisini de sevdim. Mia her ne kadar sinirlerimi bozsa da serininn garip bi şekilde kendini okutan bi yanı var. Kitapta en sevdiğim kısım Wes'i yeniden görmekti. 😍 Ve cidden yazar orada bize bir güzellik yapmış. 😂 Özlemişim Wes'i.. 😍 Serinin diğer iki kitabına göre karakterleri ve kurgusu ile farklı bir kitaptı Takvim Kızı Mart. Ve Mia hala nefretimsin! 😒 Bu kızın ne hissettiği tam olarak belli değil ve bu halleri beni deli ediyor. Her neyse.. 😁 Genel olarak sevdiğim bir kurgu oldu. Yeni kapak her ne kadar içeriği yansıtsa da gönlüm hala ilk iki kitabın kapağında..😊 Son olarak Nisan ayı kitabı bir an önce gelmeli sevgili @arkadyabitter 😍

Pinterest shareGoogle Plus share

Ölümsüz Aile || YORUM



"Her şey hareket ediyor, büyüyor ve değişiyor. Mesela, sen. Şu anda bir çocuksun, ama bir gün kocaman bir kadı bir olacaksın. Ondan sonra hareket edecek ve yeni çocuklar için yer açacaksın."



Bir varmış bir yokmuş.
Evvel zaman içinde çok uzak yerlerden birinde Treegap adında bir kasaba varmış.
Bu kasaba da ıssız bir ormanın ortasında suyundan içine ölümsüzlük vaat eden bir pınar varmış... 

Bu ölümsüzlük suyundan içen TAK Ailesi durumlarından memnun değiller. Çünkü o kadar uzun süredir hayatta olduklarından etraflarındaki her şeyin öldüğünü ve yok olduğunu, değiştiğini izlemek acı vermektedir. Ölümsüzlük suyunu kaç yaşındayken içtiyseniz yaşınız ilerlese bile görünüşünüz aynı kalıyor. Zaman akıyor ama siz hep aynı kalıyorsunuz. Ve hiç bir şekilde ölemiyorsunuz. Hatta TAK Ailesi bunu denemek için çeşitli yıllar deniyorlar ama başarılı olamıyorlar. Sonra hayatlarına Winnie adında ailesinin baskısından kurtulmak için kaçma girişiminde bulunan küçük bir kız giriyor. Ve asıl olaylar bundan sonra başlıyor. Kısacık bir kitap olmasına rağmen sağlam bir kurgusu olduğunu düşünüyorum. Yazarın kalemini de çok akıcı buldum, okurken hiç sıkılmadım. Kitapta beni en çok etkileyen kısım kitabın son kısmında Winnie ile ilgili bir gerçeği öğreniyoruz. Dediğim gibi kısa olmasına rağmen beni etkileyen bir hikaye oldu. Okumayan herkese tavsiyemdir. 👍

Pinterest shareGoogle Plus share

Şeker Portakalı || YORUM


"Çok yükseleceksin, yumurcak. Adının Jose olması boşuna değil. Sen bir güneş olacaksın ve yıldızlar çevrende parlayacak."

Yazarlıktan garsonluğa kadar bir çok işte çalışan Jose Mauro de Vasconcelos'un Şeker Portakalı kitabında kendi yaşamından izler taşıyan küçük bir çocuğun Zeze'nin hikayesi biz okuyucuyla buluşuyor. Şeker Portakalı, "günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsü." Bu acı, ayağının cam tarafından kesilmesi ya da dayak yemesi değil; "insanın birlikte ölmesi gereken şeydi.."

Spoiler olacağından dolayı fazla detaya girmek istemiyorum ama..

Ah! Portuga! İçimi yaktın! İçimi dağladın! Keşke diyorum. Keşke bir mucize olsaydı..

Minguinho.. Küçük şeker portakalı fidanı.. Bazen bir at oldu, bazen bir sırdaş.. Ama o küçücük haliyle gönlümde taht kurdu..

Zeze'nin öyle yürek burkan bir hikayesi var ki.. Bilmiyorum belki yazarın yaşamından izler taşıdığı içindir beni çok etkiledi. Başta isimleri telaffuz edemediğim için adapte olmakta zorlandım. Ama sonra kurgu beni ele geçirdi ve kendimi Zeze'nin dünyasına ışınlanmış bir halde buldum.

Başta Zeze dışında kimseyi sevmediğim kanısındaydım. Fakat sonra işin içine Bay Portuga girdi. Hikayesiyle yüreğimi burktu, gönlümde taht kurdu. Sonra Zeze'nin çirkin öğretmeni Dona Cecilia Paim! Böreğini Zeze ile paylaşan iyi yürekli öğretmen. Ve Zeze'nin ablası Gloria. Zeze'yi her şeyden herkesten koruma çabasına hayran kaldığım Zeze'den sonra ailede sevdiğim tek kişi..

Hikayede Zeze'nin yaramazlıklarına şahit oluyoruz ve yediği dayaklara.. Öyle beter dayak yiyor ki.. İnsanın içi el vermiyor. Hani "bırakın istediği kadar yaramazlık yapsın" diyorsunuz. O kısımlarda Zeze'ye çok üzüldüm, böyle alıp bağrıma basasım geldi. Böyle zamanlarda Zeze'yi kaçırıp uzak diyarlara götürmek istedim.. Sonra Zeze'nin kendini Mangaratiba'ya feda etmek istediği düşüncesi geldi yüreğime oturdu. Kıyamadım ya, bilmiyorum. Orada koptu bende bir şeyler.. Böyle yürek dağlayan bir hikayeydi Şeker Portakalı..

Bazı kitaplar vardır. İçimizdeki bir şeyi -bir duyguyu- harekete geçirir. Acı ve yoksulluk vardır belki ama yolun sonunda o ışık -sevgi- de umut da vardır. İşte Şeker Portakalı böyle bir kitap.. Zeze, yaramaz bir çocuk olmasına rağmen kocaman bir ruha ve sevgi dolu bir yüreğe sahip.. Elimde olsa önüme çıkan herkese bu kitabı alıp onlara okutturmak isterdim.. Öyle derinden etkiledi beni Şeker Portakalı.. Ve yazarın diğer kitaplarını da okumak için tatlı bir sabırsızlığa düşürdü beni. Son olarak büyük küçük herkesin okumasını öneriyorum.
Pinterest shareGoogle Plus share
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI