İLİK || YORUM



İlik bitti ve diyebileceğim tek şey 'vay canına!' Kitabın başlarında sıkıldığımı itiraf etmem gerek. Hatta yarım bırakmayı bile düşündüm. Ama sonra devam etmeye karar verdim. Kitap bir süre benim için 'bitse de gitsek' modada idi.. Bu türe pek yakın değilim o yüzden okumakta zorlandığım oldu. Ama ilerleyen sayfalarda kitap akmaya başladı. Tarryn Fisher'ın kalemi ile ilk defa tanışıyorum ve bu benim için yeni bir deneyim oldu. Neden bu kadar geç okudum bilmiyorum ama diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum.
Olaylar Margo etrafında dönüyor. Onun ağzından okuyoruz hikayeyi. Dediğim gibi başlarda sıkıldığım kısımlar oldu ama sonradan beni çok şaşırtan gerçeklerle karşı karşıya kaldım. Judah konusunda hala şüphelerim var. Benim için tam bir muamma.. 😑

Çeviriden midir yoksa yazarın anlatımından mısır bilmiyorum redaksiyonel yönde hatalar vardı. Okurken kitaba yoğunlaşmamı zotlaştırdı diyebilirim. Şimdiki zamanla anlatılıyor ve ben bu zamanla anlatılmış kitapları pek sevemiyorum. Ama yinede bir yerden sonra kurgunun içine girince o kadar göze batmıyor bu durum. Sadece belirtmek istedim. 

Kapak resmi ise beni benden alıyor. Sizce de çok yaratıcı değil mi? 😍 Yazarın kendine has bir tarzı var ve farkında olmadan sizi kendisine hayran bırakıyor. Kurgusu zekice düşünülmüş ve işlenmiş. Tarryn Fisher'dan da farklı bir şey beklenmezdi. Beğenmediğim yönleri olduğu kadar beğendiğim yönleri de oldu. Beğendiğim yönleri daha ön planda. Beni şaşırtmakla kalmadı afallattı. Bu da bir adım önde olmasını sağlıyor. Daha fazla uzatmak istemiyorum. Yazarı seviyorsanız ve henüz bu kitabını okumadıysanız en kısa süre de temin edip okumanızı öneririm. 😊
Pinterest shareGoogle Plus share

Mekanik Aşk || YORUM



✴ Kuzey Masalı'nın ardından macera kaldığı yerden devam ediyor. Alex'in bir kadın tarafından nasıl dize getirildiğini okumak eğlenceliydi. Onu kıvranırken görmek ve ettiği yeminlerin tek tek bozulduğunu görmek güzeldi. Alex'in kıvranan hallerinden ayrı bir zevk aldım. Julie de az değil hani.. Çektirdi çocuğa. Birbirlerini kışkırtmaları tam seyirlikti. 😊 Kitabın sonunda ise insanın yüzünde aptal bir sırıtış beliriyor. Kitabın iç tasarımını çok sevdiğimi söylemeden geçemeyeceğim. 😍 Son olarak Kuzey Masalı'nı okuyup sevdiyseniz ve eğlenceli bir kitap arıyorsanız Mekanik Aşk'a bir şans verebilirsiniz.. 😊
Pinterest shareGoogle Plus share

Kan ve Tuz || YORUM


✴ Kitap için fazla bir beklentim yoktu açıkçası ve kitap beni şaşırttı. Kitaptaki aşk üçgenini sevmedim. Yani o kadar olay oluyor ama Ash'ın aşkı düşünmesi saçma geldi bana. Bazı yerlerde çok saçma davranışlarda bulundu. Ash ve Dane'in arasında duygu eksikliği vardı bana göre. Carter, tatlı bir karakterdi. 😍 Kitap boyunca Ash'a sadık kaldı. Beth ve Rhys ikilisini sevdim. Bence çok tatlılardı. Kitabın kurgusu ve konusunun oldukça ilgi çekici olduğunu söyleyebilirim. Ben öyle düşünüyorum en azından. Yazarın anlatımından mıdır yoksa çeviriden midir bilmiyorum ama kitap çok akıcıydı. Normalde bu tarz kitaplar pek okumam ama bana bile sevdirdi bu türü. Kitabın korkutucu ve ürkütücü yönleri olacağını düşünmüştüm ama düşündüğüm gibi olmadı. Kitabı okurken korktuğum yada ürktüğüm söylenemez. Sıkıldığım kısımlar olmadı. Bir yandan kitabı bitirmek istiyor, bir yandan da bitmesini istemiyordum. Kitabı okurken kafası karışmış bir halde bilinmezliğe doğru sürükleniyordum sanki. Kitabın tasarımı, anlatımı, konusu, kurgusu, çevirisiyle kitap bana kendini sevdirdi. Son olarak okumayanların bir şans vermeleri gerektiğini düşünüyorum. 😊
Pinterest shareGoogle Plus share

Kızıl Ateş || YORUM


Kitapla ilgili düşüncelerime nereden başlasam bilemiyorum. Kitabın büyük çoğunluğunda sıkıldım. Kitap boyunca keyif aldığım kısım toplasak 20-30 sayfa eder. 

Kurguyu beğenmedim. Yazar yazamamış, tam oturmamış gibiydi bana göre. Eksikleri vardı. 

Karakterler arasındaki diyaloglar sıkıcıydı. Kitapta bir hareket yoktu. Sonlara doğru bir hareket kazanıyordu ama o da yeterli değildi. 

Karakterlerin bir numarası yoktu. Daha doğrusu karakterlere gıcık oldum. Çılgın Rogan'ı sevip sevmediğim konusunda kararsızım. 

Nevada'nın evinin önüne düzinelerce karanfil dizmesi çok tatlıydı. Ama onun dışında ukala herifin tekiydi. Yazarın anlatımından mıdır yoksa çeviriden midir bilmiyorum ama okurken sıkıldım. 'Bitse de gitsek' modunda okudum kitabı. 

Redaksiyonel yönden de gözüme batan detaylar vardı. Noktalama işareti deyip geçilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Sonra ''Adam'' ismini ''adam'' diye okurken buluyoruz kendimizi. Bu durum rahatsız etti beni. 

Kitapla ilgili beğendiğim kısımlar kapak tasarımı ve yukarıda da bahsettiğim 20-30 sayfa. 

Kapak tasarımını orijinal kapaktan daha çok beğendim. 😍 

Onun dışında beklentilerimi karşılayan bir kitap olmadı.
Pinterest shareGoogle Plus share

Sonsuzluğun Kıyısında || YORUM


Sonsuzluğun Kıyısında biteli çok oluyor ama ben yeni girebiliyorum yorumunu. Öncelikle kitap ilk kitap kadar tatmin etmedi beni. Pek şaşırtıcı olaylar olmadı. 

Karakterlerin ilk kitapta yaptığı seyahatlerde aldığım zevki bu kitapta alamadım. Sanki zorlama gibiydi her şey. Yazılmak için yazılmış gibiydi. Tek kitapla kalabilirmiş aslında.. 

Camryn ve Andrew'u bu kitapta nasıl desem yaşlı olarak hayal edemedim. Kitabın son bölümleri aceleye gelmiş gibiydi.

Birden 15 yıl gibi bir zaman atlaması olunca insan ''ne oluyoruz, yahu!'' diye düşünüyor. Çok hızlı gelişti her şey.. 

Bilemiyorum, ya. İlk kitap kadar keyif alamadım okurken.. Yazarın Sarai kitabını daha çok sevmiştim. 

Bence yazar o türde daha başarılı. Sonuç olarak yazarı ve kalemini seviyorum. O yüzden yeni kitaplarını merakla bekliyorum.

Son olarak kitap beni tatmin etmemiş olabilir ama belki siz sevebilirsiniz. Bu beklentinize göre değişir diyor, renkler ve zevkler meselesi diyerek konuyu kapatıyorum.. 

Yeni yorumlarda görüşmek dileğiyle.. 😊
Pinterest shareGoogle Plus share
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI