Kelimelerin Gücü


Ordan burdan, her telden hoşuma giden bir kaç yazıyı, sözü paylaşmak istiyorum.

* * * * * * * * * * * * * * *

Önemli olan nerede olduğun değil, orada nasıl hissettiğin. 
-Tatlı Tesadüf, Julie James

Öyle çok zaman sustum ki artık istesem bile konuşacak hevesim yok, kime ne anlatayım.

Kendimden binlerce kez özür dilerim. Kendimi soktuğum bütün durumlar, affetmeye kalkıştığım her kötü davranış ve hislerimi görmezden geldiğim her an için.

Yarın der yarından bir şeyler bekleriz.
Oysa yarının getireceği tek şey, diğer yarınlardan bir şeyler beklemektir.

Dedem anneannem için "O gitti, yerin altına bir buçuk metreye sığdı. Ben yere göğe sığamıyorum şimdi." dedi.

Uzun süredir yarın ne olacak kaygım yok. Yarına dair beni motive eden bir şet de yok. Sadece uyuyorum ve yarın oluyor, o kadar.

Siz yardım edilmiş yoksullar istiyorsunuz.
Bizse ortadan kaldırılmış yoksulluk!
O yüzden anlaşamıyoruz.
-Victor Hugo

Okuduğum bir kitapta, "Bir insanı sevmek, onun hikayesini sevmektir." yazıyordu.
İnsanları değiştirmeye çalışmayın.

Ev yanmışsa eğer, eşyalar kullanılamaz hale gelmişse, duvarların sağlam olması hiçbir şey ifade etmez.Kendimi görüyorum bu cümlede.

Pinterest shareGoogle Plus share

Kalbim Binlere Katıldığında || Kitap Tanıtımı


İki genç insanı bir araya getiren, baş etmesi zor bir duygu üzerine etkileyici bir hikâye...
Reşit olmasına bir yıl kalan Alvie Fitz bildiğiniz hiçbir kalıba uymuyor, ama bu umurunda değil. Yıllarını ilaç içmekle ve doktorların, sosyal görevlilerin verdiği kötü tavsiyelerle geçirmiştir: “İtaat et, topluma adapte ol ve normalmiş gibi davran.” Kulağa çok kolay gelen bu tavsiyeler Alvie için gerçekliliğini yitirmiştir. Onun kulağına fısıldanan tek bir gerçek vardır: “On sekizine kadar dayan, sonra özgür olacaksın.”
Ve Alvie belki de kendisinden daha tuhaf olan, değnekle yürüyen, her gün yeni bir yaralanma vakasıyla çıkıp gelen, bedeni bir cam kadar hassas görünen Stanley’yle tanışır.
Asperger sendromlu bir kız ve kalbinin etrafındaki kabukları kırmak için uğraşan, kronik hastalığı olan bir çocuk…
Kalbim Binlere Katıldığında iki sıra dışı karakterle okurlarına tek bir gerçekliğin olmadığının, aşkın ve yaşamın hepimiz için farklı gerçeklikler yarattığının en güzel örneğini sunuyor.

"Otizmle ilgili çirkin algıları güzelce çürüten, derin ve yoğun duygu yüklü bir aşk hikâyesi."
-  Kirkus Reviews yıldızlı inceleme  -

"[Alvie'nin] çöküntüleri ve tuhaf davranışları, Asperger sendromlu birinin zaten güzelce tasvirlenmiş hayatına daha derin bir boyut katıyor... Bu aynı zamanda yetişkin okurlara hitap edebilecek bir aşk hikâyesi. Aşkları uğruna çok savaşıyor ve onu gerçekten hak ediyorlar."
- School Library Journal yıldızlı inceleme -

"Nihayet! A. J. Steiger'in Kalbim Binlere Katıldığında adlı kitabı, gerçek aşkın bütün sorunlu yönleriyle -cinsellik, uyum, güven ve en önemlisi, dürüstlük- ilgili nefes kesici bir dürüstlükle iki sıra dışı karakter arasındaki aşk hikâyesini anlatıyor."
- Cammie McGovern, Say What You Will adlı kitabın yazarı -

Yazar: A.J. Steiger
Çevirmen: Selim Yeniçeri
Yayınevi :Novella Dinamik
Kitap Editörü : Sibel Çelik
Kapak Tasarım : Filiz Odabaş
Hamur Tipi : 2. Hamur
Baskı Sayısı : 1. Basım
İlk Baskı Yılı : 2018
Sayfa Sayısı : 384
Ebat : 13,5 x 21
Pinterest shareGoogle Plus share

Ya Hiç Gelmeseydin || Kitap Yorumu


İlk kitabı okuyalı üzerinden o kadar zaman geçti ki neler olduğunu unutmuşum. Hatırımda kalan tek şey bir öğretmen ve öğrenci ilişkisiydi. Bu yüzden kitaba adapte olmakta biraz zorlandım. Hatta ilk başlarda biraz sıkıldığımı da söyleyebilirim. Ama okudukça kurgu ve karakterler kendini sevdirdi. Ve Colleen bir kez daha şaşırtmadı 😍 Bu kadın ne yazsa okurum! Canım yazarım! 😍 Hem duygu yüklü hem de eğlenceli bir kalemi var. Okurken duygudan duyguya sürüklüyor insanı. Kitapta sevdiğim noktalardan biri şu; ekşi ve tatlı. Yani karakterler gün içerisinde yaşanan iyi olayları tatlı, kötü olayları ekşi şeklinde birbirlerine anlatıyorlar. Ve bu fikir çok hoşuma gitti. Sonra küfür etmek yerine "kelebek" tabirini kullanıyorlar. Mesela lanet olasıca yerine; kelebek olasıca gibi.. Çok tatlı bir fikir değil mi.. 😍

Bu kadar tatlı olayların yanında acı olaylar da oluyor tabi.. Özellikle Will'in eski sevgilisine karşı verdiği tavizden dolayı Lake ile aralarının bozulmuş olmaları çok sinir bozucuydu. 😡 Lake resmen darmadağın oldu. 😢 Bu noktada Will'e çok kızdım. Lake annesinin ölümünden sonra zaten yapayalnız kalmış ve duygu çalkalanması yaşarken böyle bir durumla karşı karşıya kalması kızı darmaduman etti. 😢 Neyse ki Will zor yoldan da olsa Lake'i ne kadar çok sevdiğini göstermiş oldu. 😏

İnişli çıkışlı bir şekilde ilerleyen ama çokta zihin yormayan, okurken kimi zaman güldürüp kimi zaman hüzünlendiren ama en sonunda huzura erdiren bir seri sonu kitabıydı. 😂 Bir de şöyle bir şey var ki ne zaman Colleen kitabı okusam daha çok okumak isterken buluyorum kendimi.. 😍 Daha nice Colleen Hoover kitapları okuma şansımız olur umarım diyerek yorumumu noktalıyorum. 😏

Pinterest shareGoogle Plus share

Narsist || Kitap Yorumu



Babası tarafından terk edilen ve insanlara kolay kolay güvenmeyen Soraya ile annesinin ölümünden sonra kendini işine adamış Graham'ın hikayesi. İkilinin yolları trende kesişiyor ve Graham'ın telefonunu düşürmesi ile olaylar başlıyor. Soraya telefonu hemen iade etmiyor önce bir güzel kurcalıyor 😂 Sonra adama vermek istiyor ama onu Bay Büyük Puşt olduğunu görünce kendi bacaklarının ve göğüslerinin fotoğrafını çekip adama öyle iade ediyor. Eh Graham da durur mu? O bacakları görünce dayanamıyor tabi ve Soraya'nın peşine düşüyor. 😂

Benim için okuması oldukça keyifli bir serüvendi. Okurken çok eğlendim. Sonlara doğru işler sarpa sarıyor tabii ama ikili güzel toparlıyor. Özellikle son bölüm çok tatlıydı. Graham'ın kitabın adıyla alakalı hiç bir özelliği yok yani Narsist değil. Ağzı bozuk evet ama göze batmıyor. Ben okurken çok keyif aldım. Anlayışlı, düşünceli aynı zamanda komik bir yapıya sahip. Soraya ise yaşadıklarından dolayı biraz içine kapanık ama Graham ile birbirlerini tamamlıyorlar. Kitapta çok güzel sahneler var aslında ama ne desem spoiler olur. Tipik bir Vi Keeland kitabıydı benim için. Gıcık eden yönleri olmadı değil ama keyifliydi. Diğer yazarın da hakkını yemeyelim. Oldukça akıcı ilerleyen sürükleyici bir kurgusu olduğunu söyleyebilirim. Keyifli dakikalar geçirmek isteyenler için çıtır çerezlik bir kitaptı. Ve böyle klişe de olsa duru ve basit bir şekilde ilerleyen güldürmeyi de unutmayan eğlenceli kurguları seviyorum. ❤ Diğer Vi Keeland kitapları için sabırsızlanıyorum. 😍
Pinterest shareGoogle Plus share

Ben Ölürsem || Kitap Yorumu



Dikkat! Kalbinizi kırabilir. 💔 
Ben Ölürsem bitti ve can acıtacak kadar güzeldi. 😍 Ağlattı, üzdü. 😢 Bittiği için kalbim kırık hissediyorum. 💔

Abisinin ölümünden sonra darmadağın olmuş ve arafta kalmış, sıkılmış ruhları görebilen ve onlara yardım eden Charlotte ile ikiz kardeşi Ike'ın ölümünden sonra kaybolmuş olan George'un yürek burkan hikayesi anlatılıyor.

Charlotte bütün bu kaybolmuş ruhlara yardım etme işinden vazgeçtiğinde artık dayanma gücü kalmadığında bir köprüye çıkıp intihar etmeye karar verir. Ama tam o anda karşısına Ike çıkar ve tüm herşey değişir. Ike ona kalacak bir yer ve iş ayarlayacağına söz verir. Ama bir isteği vardır. Kardeşi George'a yardım edecektir. George, Ike'ın ölümünden sonra kendini dağıtmış, kendini alkol be uyuşturucuya vermiştir. Ike ise kardeşimin bu durumuna üzüldüğü ve onu bırakıp gidemediği için arafta sıkışıp kalmıştır. Charlotte son bir kez şansını denemek ister ve Ike'ın teklifini kabul eder.

Charlotte, Ike sayesinde kalacak bir yer ve iş bulurken bir yandan da George'a yardım etmeye başlar. Zamanla ikili arasındaki ilişkinin boyutu değişir ve birbirlerine aşık olurlar. Ama şöyle bir sorun vardır ki Charlotte hem Ike'a hem de George'a aşık olmuştur.

Benim için okuması ve tercih yapması zor bir kitap oldu. Yazarın böylesine sevilesi iki erkek karakter yazıp sonra seçim yapmaya bırakması cidden çok acı verici. Hem okuyucu hem Charlotte için. Ki okurken Charlotte'un sık sık bocaladığını görüyoruz. Teknik olarak Ike ölü olsa da okurken keşke daha farklı şartlar altında tanışmış olsalardı derken buldum kendimi. Ike'ın ruhu sonunda refaha ulaştığında Charlotte ile birbirlerine veda etmek zorunda kalmaları cidden çok acı vericiydi. Başta aşk üçgeni olacak diye sinir olmuştum ama Charlotte iki erkeği de kendine göre sevdi. Yani kalbinin bir yarısı Ike'ın diğer yarısı da George'un.. Charlotte için baş etmesi zor bir durumdu. Sonu ise buruk bir tebessüm ile bitti. 


Okurken zaman zaman güldüren zaman zaman da hüzünlendiren bir kurguydu. Okurken insanı duygudan duyguya alıp götürecek özellikle kalp kıracak bir konusu olduğunu söyleyebilirim. Ben yazarın kalemini sevdim.
Ve yazarın daha çok kurgularını, karakterlerini okumak isterim. 😊


Mut - la - ka okuyun! 😍
Pinterest shareGoogle Plus share
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI