Canım Aliye, Ruhum Filiz || YORUM


Mektupların insanın yaşamına açılan bir pencere olduklarını düşünüyorum. Bu yüzden mektup türünü okumayı seviyorum. Canım Aliye, Ruhum Filiz'de Sabahattin Ali'nin hayatına kısa bir yolculuk yapıyoruz.


"Dünyada herkesten ve her şeyden çok sevdiğim Aliye" diye başlamış Sabahattin Ali bir mektubunda. Bu cümleden de anlaşılacağı üzere çok derin seven, güzel seven bir adam Sabahattin Ali. İyi bir yazar olmanın yanında iyi bir eş ve iyi bir baba. Hayatı zorluklarla geçen bir yazar. "Güzelsin" gibi basit bir kelimeyi bile büyülü bir şekilde okuyucuya aksettiren bir kalemi var. Ölüm yeri olarak Kırklareli diye bilinse de aslında nerede öldüğü tam olarak bilinmiyor. Çeşitli rivayetler var ama kesin bir bilgi söz konusu değil. Hayatı gibi ölümü de trajik bana göre.. Hayatı boyunca oradan oraya, ceza evinden ceza evine sürüklenmiş, ailesinden uzak onlara hasret kalmış. Canım Aliye, Ruhum Filiz eserinde bu süreçte neler yaşadığını onun ağzından okuyoruz. Ben kitapta Aliye Ali'nin de mektuplarını görmek isterdim.


Kitaptan sevdiğim bir alıntıyı paylaşmak istiyorum; 
"Şunu esas olarak kabul etmeliyiz ki insanların hemen ekserisi yalnız kendilerini düşünürler. Dünyadaki bütün felaketlerin, uygunsuzlukların, bayağılıkların sebebi işte bu her şeyden evvel kendini düşünmek illetidir. İlk bakışta insana bir kurnazlık ve akıllılık gibi görünen bu hal hakikatte aptallıktır. Çünkü dünyada bir insanın başka bir insanın yardım ve alakasına muhtaç olmadan yaşaması mümkün olamayacağına, hatta en kötü hayvanlarda bile birbirlerine yardım hissi mevcut bulunduğuna göre, sadece kendini düşünmek ve başkalarının da böyle yapmasını istemek kendi kendisinin kuyusunu kazmaktır. İnsan başkalarına yardım ettiği, başkalarını sevdiği kadar yükselir. Dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir. Hatta mukabele bile edilmesini beklemeden sadece sevmek. Başka bir insanı bahtiyar edebilmek, kendini bahtiyar edebilmekten daha güç fakat daha insancadır. Bugün böyle düşünenlere saf, hatta enayi derler. Fakat ne derlerse desinler, biz kalbimizin ve kafamızın doğru bulduğu şeyleri etrafın ne dediğine bakmadan yapmalıyız. Hayatta en büyük vazife ve saadet olarak şunu almak lazımdır: bize yakın ve uzak bütün insanlara yardım etmek, bütün insanların iyiliğine çalışmak..."

Yazarı, bu kadar genç yaşta (41) kaybetmek beni üzüyor. Yine de bu kısa yaşamında bir çok eser ve iz bırakmış biz okuyuculara.. Yazarın kalemiyle yeni tanışacak olanlara Canım Aliye, Ruhum Filiz kitabını gönül rahatlığıyla öneriyorum.
Pinterest shareGoogle Plus share

Küçük Prens || YORUM


Fransız yazar ve pilot Antoine de Saint-Exupéry tarafından yazılan ve 1943'te yayımlanan hikaye başta çocuk kitabı olarak anılsa da aslında öyle değil. Küçük Prens'i çocuk kitabı olarak görmüyorum. Her yaş grubunun okuması gerektiğini düşünüyorum. Kitap yazarın uçağının kaza yapması sonucuyla Sahra Çölüne düşmesini ve orada Küçük Prens ile karşılaşmasıyla başlıyor. Küçük Prens'in gözüyle büyüklerin dünyasına kısa bir yolculuk yapıyorsunuz. Gezegenler, yıldızlar ve insanlar ile karşılaşıyorsunuz. Kitapta, insanlardaki otorite tutkusunu, umutsuzluğu, kendini beğenmişliği görüyoruz. Bunun yanında dostluk kavramıyla da tanıştırıyor bizi yazar. Küçük Prens ile ilgili şöyle bir şey var ki.. Her okunduğunda farklı anlamlar, izlenimler bırakıyor insanda.. Çevirisi nasıl olur diye başta endişe etmiştim ama Parodi Yayınlarının çevirisi gayet güzeldi. Tavsiye ederim. 😇

Ve son olarak kitapta sevdiğim bir alıntıyı bırakıyorum.
"İşte sana vereceğim sır. Aslında çok basit: Hakikati en iyi kalp gözüyle görebilir insan. Gözler asıl görülmesi gerekeni göremez."
Pinterest shareGoogle Plus share

Küçük Kara Balık || Bir Şeftali Bin Şeftali || YORUM



İran çocuk edebiyatının dünyaca ünlü yazarı olan Samad Behrangi çocuklara olduğu kadar büyüklere de hitap eden bir yazar. Eserlerinde kullandığı teşhis (kişileştirme) sanatı ile bir yandan coşkulu ve duygulu bir anlatıma sahipken bir yandan toplumsal sorunlara da işaret etmesi yönüyle bütün ilgiyi üzerine topluyor. Aslında işin sırrı bu kadar kısa bir öykünün her yaşa hitap etmesinde yatıyor. Bir Şeftali Bin Şeftali kitabında sevginin, emeğin, dostluğun ne olduğu üzerinde durulurken aynı zamanda toplumsal konulara da değinmeyi unutmamış yazar. Bir şeftalinin sevgi ve emek ile nasıl büyüyüp, geliştiğini, o sırada yaşadığı evreleri gözler önüne sermiş yazar. Küçük Kara Balık da ise bizleri dünyayı, yaşamı, özgürlüğü sorgulamaya itiyor.


Kitaptan sevdiğim bir alıntıyı paylaşmak istiyorum; 
"Yola düşüp gitmek, başka yerlerde neler olup bittiğini öğrenmek istiyorum. Ben bilmek istiyorum; gerçekten de yaşamak dediğimiz şey şu bir avuç yerde yaşlanıncaya kadar dolaşıp durmaktan mı ibaret; yoksa dünyada başka şekilde yaşamak da mümkün mü?"
Sonuç olarak çocuk kitabı olarak düşünmememiz gerektiğini ve her yaş grubundaki bireylerin büyük küçük demeden okuması gerektiğini düşünüyorum.

İletişim; https://www.instagram.com/hayalperestinzamanyolculugu/
Pinterest shareGoogle Plus share

Tuğba Y. Mazer || Yazar Röportajı


1. Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkürler. Klasik bir soru ile başlayalım. T. Y. Mazer kimdir? Kendinizden kısaca bahseder misiniz? 
Rica ederim, ben teşekkür ederim. 😊 Adım Tuğba, 87 doğumluyum evli ve bir canavar annesiyim. Şu an bir yandan çalışmakta bir yandan yüksek lisans yapmakta bir yandan da yazarlık yapmaktayım. Havacılık sektöründe Pazarlama biriminde çalışıyorum. İşimi çok seviyor olsam da, gerçek aşkım hayal etmek kurgulamak ve yazmak. 😊
2. Yazarlık serüveniniz nasıl başladı? 
Hayatım boyunca çok kitap okuyan bir insan oldum. Klasiklerden başlayıp, kurgu romanlarıyla devam ettim. Bir süre sonra çok fazla fikrim olduğunu düşünüp “ben neden yazmıyorum” dedim. Tabi ilkokul, ortaokul, lise boyunca şiir, kompozisyon yarışmalarına katılmış ödüller almıştım. Sonra lise, üniversite sınavları derken yazmayı hep erteledim. İlk kurgumu üniversite sonda yazmaya başladım.
3. Wattpad'i nasıl keşfettiniz? Wattpad de sizi hikayelerinizi paylaşmaya iten etken ne oldu?
Kardeşim ücretsiz hikaye okunan bir site olduğunu söylemişti. Tabi o zaman ben o kadar yoğunum ki, uygulamayı indirsem de 5-6 ay kullanmadım. Sonra bir gün hasta oldum ve can sıkıntısından Wattpad’i kurcalamaya başladım. Baktım ki hikaye yazıp paylaşabiliyorsun, ben de denemek istedim. 😊
4. Lacivert hikayesi nasıl ortaya çıktı?
Lacivert’i yazmaya başlarken aklımdaki tek detay evden kaçan genç bir kızı konu almaktı. Ama bu kaçış dramatik değil de heyecanlı olsun istedim. Sonra onun karşılaşacağı karakter de öyle özel olsun ki, okurken büyülenelim istedim. Bu yüzden de bilimkurguyu kullanarak James Hunter’ı mükemmelleştirdim. 😇
5. Yayınevlerine yazdıklarınızı gönderiyor muydunuz? Yoksa yayınevi mi sizi keşfetti?
Ephesus’dan başka bir yayınevine göndermedim. Açıkçası hemen kitaplaşsın da istemiyordum. Ama sonra bir şans oldu ve yayınevi sahibim sayın Mustafa Bey ile bir araya geldik, gerisi malum. 😊
6. Kurgularınızı oluştururken hangi aşamalara dikkat ediyorsunuz?
Her ayrıntıya dikkat etmeye çalışıyorum. Özellikle sahnelerin gerçekçi olmasına ve kurgu dışında günlük hayattan bir kesit ise doğru olmasına özen gösteriyorum. Bu da beraberinde uzun araştırmaları getiriyor. Örneğin; bir yaralanma sahnesi sonrası tedavi sürecini mi anlatıyorum, mutlaka bu alanla ilgili birine danışıyorum. 😊
7. Tarzınız dışında farklı bir tür yazmak isteseydiniz bu hangi tür olurdu?
İstediğim her tarzda yazıyorum sanırım. 😊
8. Can Yaman ile olan serüveniniz nasıl başladı? Kitabın tasarım aşamasında neler yaşandı? Kapakta Can Yaman'ın yer almasıyla ilgili neler hissettiniz?
Lacivert nam-ı diğer James Hunter benim için çok özel. Açıkçası kitap kapağında onun olmasını istedim ve bu figürün de öylece bir stok fotoğrafı olmasını istemiyordum. Bu yüzden çok beğendiğim bir oyuncu olan Can Yaman’la iletişime geçtim. Olur da (inşallah ) Lacivert’e bir gün senaryolaşma teklifi gelirse de böylece en başından beri Can’ı James olarak düşünmüş olur, yine beyaz perdede onu izleriz diye düşündüm. 
9. Bir gün kitap çıkarma hayalleri olan hikaye yazarlarına söylemek istediğiniz bir şeyler var mı? 
Yazmaktan vazgeçmesinler ve en önemlisi acele etmesinler. Efsane olmuş diye düşündükleri hikaye belki de a
slında yazmak istedikleri gibi değildir. Şahsen benim ilk yazdığım hikaye ağır romantizm barındırıyordu. Ama sonra Lacivert ile kendimi buldum Bir de çook araştırarak yazsınlar, kolaya kaçmasınlar. 😉
10. Son olarak okuyucularınıza neler söylemek istersiniz?
Onları çok seviyorum. Yazdıklarımın ruhunu anlayan beğenen, beğenmeyen herkese sonsuz teşekkürler. Onlardan daha değerli hiç bir şey yok. ❤️
Pinterest shareGoogle Plus share

Kitap Alışverişi#11



Uzun bir aradan sonra herkese merhaba 👋 
Alışveriş yazısı ile geldim. @bsraynk17 ile yaptığımız takas sonucu kitaplığıma giren güzellikler. 😍 Kendisi ile 11 tane kitap takası yaptık. 😊 Duman ve Kemiğin Kızı'nı çok önceden okumuştum. Sanırım o zamanlar ikinci ve üçüncü kitap yoktu daha ortalarda. İlk kitabı sevdim diye hatırlıyorum ama yeniden okuyacağım çünkü her şeyi unutmuş gibiyim. Ne zaman okurum bilmiyorum ama seriyi tamamladığım için mutluyum. 



Asi Yürek, Kan Kırmızı Yol, Cadı Avcısı ve Kral Katili çok merak ettiğim kitaplardandı. Sonunda kitaplığıma eklendi. @bsraynk17 sayesinde. 😊 Ne zaman okurum bilmiyorum ama olsundu. 


Bu seri Ephesus'un eski serilerinden biri. Romantik Komedi tadında. Tabi yine ne zaman okuyacağımı bilmediğim bir seri. Okul, sınav ve staj ile boğuşurken pek vakit bulacağımı sanmıyorum ama olsundu. 😁 Elbet bir gün okunur. Ve kitaplar tabi ki yine @bsraynk17 ile yaptığımız takas sonucu kitaplığıma eklendi. 😊 



Her ne kadar kitap okuyamasam da bu yeni kitaplar almama engel değil. Aklımda duracağına kitaplığımda dursun mantığı ile hareket ediyorum. 😁 Elbet bir gün okurum. Yalnız okunacak kitap sayısı 250'yi buldu. 😮 Kitap alma hızım kitap okuma hızımdan daha gelişmiş olduğu için okunacak listesi böyle uzayıp gidiyor. 😜 Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu ve Bir Kadının Yaşamından 24 Saat kitapları hakkında olumlu yorumlar okudum, bu da kitapları merak etmemi sağladı. Kitap yurdu sitesinden de almadan duramadım. Gerçi alalı çok oluyor ama olsun. Juliet Paramparça ise @bsraynk17 ile yaptığımız takas sonucu kitaplığıma eklendi. 😊 İlk kitabı sevdim mi sevmedim mi tam hatırlamıyorum ama ikinci kitabı okumasam olmaz. Çünkü serileri yarım bırakmayı sevmiyorum. 😑 



Ada Sırlar Çözülüyor ve Bir Sonraki Hayatımız ukitapta yaptığım takas sonucu kitaplığıma eklendi. Kore'deki Çatı Katımdan Sesleniyorum ise @ozudeiyiinsan ile yaptığımız takas sonucu kitaplığıma eklendi. 😍 😊 Hepsi de merak ettiğim kitaplar. Ne zaman okurum bilinmez ama olsundu, kitaplıkta dursun. 😊 CNR Kitap Fuarına gitmeden bir çok eksiğimi tamamlamış oldum böylece. 😊 Ve son olarak ukitap kitap takas ve satış sitesine biz göz atmanızı öneririm. 😇


Yeni yazılarımda görüşmek dileğiyle..
Instagram hesabımda daha aktifim.
Gelişmelerden haberdar olmak için; TIK TIK!
Pinterest shareGoogle Plus share
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI