dex etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dex etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Vahşi Adam II Kitap Yorumu



#kitapyorumu

İlk kitaptaki Gwen ve "bebeğim" fiyaskosundan sonra Tess iyi geldi. Tess, Gwen'a göre daha iyi. En azından kendini her gördüğü yakışıklı ve kaslı adamın kollarına atmıyor, kendini tamamen sevdiği adama adıyor. Başkalarını düşünmüyor. Brock ise muazzam bir karakter. Sevdiği kadın için her şeyi yapmaya hazır bir adam. Yazarın erkek karakterlerinin hepsini çok seviyorum, hepsi çok iyi. Kadın karakterleri sorunlu sadece. Ama dediğim gibi Tess, Gwen'dan çok, çok iyi.. Brock'un oğulları Joel ve Rex çok tatlı çocuklardı. Çılgın ve manyak annelerine rağmen. Çocuklar kendilerini çok iyi yetiştirmişlerdi. Tess ile beraber bir aile kurmaları, o mutlu aile tablosu kısmı çok güzeldi. Tess ve Brock birbirlerini kusursuz bir şekilde tamamlayan bir çiftti ve kalbimi bıraktım bu hallerine.. 😍 Yazarın kalemini seviyorum, daha öncede bahsetmiştim. Akıcı ve okurken sıkmıyor. Gereksiz detaylara boğmuyor. Olayları güzel bir şekilde bağlıyor. Yazım hataları var ama önceden olsa belki rahatsız olurdum ama şimdi o kadar da umursamıyorum. Akıcı olduğu, kendini okuttuğu ve kitaba kendimi kaptırdıktan sonra gerisinin bir önemi kalmıyor benim için.. Kanun Adamı hala favorim. 😍 Sonra Vahşi Adam geliyor. Keşke serinin 4.kitabı da çıkmış olsaydı demekten alıkoyamıyorum kendimi. Umarım bir gün okuma şansımız olur. 😂
Pinterest shareGoogle Plus share

Gizemli Adam II Kitap Yorumu



#kitapyorumu

Gizemli Adam, Gwen'in sinir bozucu karakteri, her önüne gelen yakışıklı ve kaslı adama dibi düşmesi, kitaptaki her erkeğin Gwen'inden hoşlanması ve her üç kelimeden ikisinin "bebeğim" olması dışında güzel ve akıcı bir kitaptı. Sürekli bebeğim denmesi yerine "Tatlı Bezelyem" daha kabul edilebilirdi. Yazarın kalemini ve bu türde kitaplar okumayı seviyorum. Ama Gwen olmasa daha iyi olurmuş. 😂 Yazar için ilk kitabın acemiliği diyelim. Hawk ise mükemmel bir karakter. Gerçekten. 😍 Gwen'in aradığı, hayatının aşkı diyeceği bir karaktere sahip. O yüzden bütün yıldızları Hawk topladı. 😍 Genel olarak sevdiğim bir seri #dreamman serisi. Ama serinin 4.kitabı #motorcycleman bir türlü çıkmıyor. Motosiklet çetesinin lideri Tack'in hikayesi. Ve Tack'in hikayesini okuyamamak kalbimi bir parçacık kırıyor. 💔 Umarım bir gün serinin son kitabını okumak şansımız olur. 😼

Pinterest shareGoogle Plus share

İtalyanca Aşk Başkadır || Kitap Tanıtımı


İtalyanca Aşk Başkadır
Maeve Binchy
Romantik / Kurgu / Yabancı
Sayfa sayısı: 492
Ebat: 138 X 210
Yayın Tarihi: Eylül 2018
ISBN: 978-605-09-5510-1
Çevirmen: Lale Bulak

 * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * 

Yaşam yorgunu iki kişi karşılaştığında, mutlaka bir mucize gerçekleşir. Tek ihtiyacınız, hayallerinizi size hatırlatan bir öğretmendir.

Aşkı arama cesareti göstermek için hiçbir zaman geç olmadığını hatırlatan; tüm dünyada milyonlarca hayrana ve film uyarlamasına sahip olan İtalyanca Aşk Başkadır, Maeve Binchy’nin inanılmaz yeteneğinin zirvesi.


“Çekici... insanı saran... unutulmayacak bir roman.”
The Philadelphia Inquirer

“Binchy her birinin yaşamındaki gizli dramları inceleyerek karakterleri üzerinde başarılı bir şekilde yoğunlaşmasını biliyor.”
Chicago Tribune

“Maeve Binchy’nin romanlarını okumak eve dönmek gibi bir şey.” The Washington Post
Pinterest shareGoogle Plus share

Mükemmel Olmayan Hayatım || Kitap Tanıtımı


Mükemmel Olmayan Hayatım
Sophie Kinsella
Romantik / Kurgu / Yabancı
Sayfa sayısı: 368
Ebat: 13,8 X 21 cm
Yayın Tarihi: Ekim 2018
ISBN: 978-605-09-5561-3
Çevirmen: Bige Turan Zourbakis

Milyonların kalbini Alışverikolik serisi ile kazanan New York Times Çoksatan yazarı Sophie Kinsella’dan yepyeni bir aşk hikâyesi Katie Brenner’ın mükemmel bir hayatı vardı; rüya gibi bir işi, Londra’nın merkezinde muhteşem bir dairesi ve çok havalı Instagram fotoğrafları. Oysa gerçekler bambaşkaydı... Gardırobunun bile sığmadığı minicik bir dairede kalıyordu, ofisin en alt kademesinde çalışıyordu ve koyduğu Instagram fotoğrafları ona ait değildi. Ama hayaller, eğer onlardan vazgeçmezsek, bir gün gerçek olurdu değil mi?.. Tabii, sizin de patronunuz Demeter gibi biri değilse. Katie bir gün işten çıkarılıp babasının çiftliğine geri döner ve Demeter’den intikam alma planları yapmaya başlar... A, tabii bir de Alex var ama o sürpriz!

Hey bu arada, mükemmel olmamanın nesi kötü ki? 

“Bu kitabın ruhu kadın dostluğu... Yaşam bilgeliğiyle, hem Kinsella hayranlarını hem de yeni okurları kendine hayran bırakacak.”
The Washington Post

“Sophie Kinsella, kültürel yaşamımızın nabzını tutarken, beni kahkahalara boğuyor. Kitabı çok sevdim.”
Jojo Moyes


Yazar Hakkında
Sophie Kinsella

Sophie Kinsella kitapları dünya üzerinde, 60 ülkede, 40 milyon kopya satmış ve 40 dile çevirilmiştir. Yazar ilk olarak, Madeleine Wickham adıyla kitaplar yayınlamış, sonrasında filme de çekilen ve önce İngiltere sonra da dünya çoksatanlar listesine giren Alışverişkolik serisi ile tanınmıştır. Kitapları daha çok romantik ve mizahi türdedir. 2017 Goodreads ödülü sahibi de olan yazar, gençlik romanları da yazmaya başlamıştır. Şu anda Sır Tutabilir Misin? kitabı da filme çekilmektedir. New College, Oxford’ta müzik, felsefe, politika ve ekonomi okuyan ve beş çocuk sahibi olan yazar, ailesiyle Londrada yaşamaktadır.
Pinterest shareGoogle Plus share

Jamaica Caddesi || Kitap Yorumu


Üzülerek söylüyorum ki kitabı pek beğenmedim. Sevdiğim yönleri oldu elbette ama genel olarak beklediğim gibi olmadı. Ana karakterler çok ezikti bana göre. Olivia, içine kapanık bir kız olduğundan hoşlandığı erkeklerle iletişim kurmakta zorlanıyor. Yakın arkadaşı Nate'de tam bu noktada ona yardım etmeye karar veriyor. Nate ise her gecesini başka bir kadınla geçiren biri. Nate, Olivia'ya erkeklerle nasıl iletişim kuracağını ve fiziki yönden nasıl harekete geçeceğini gösteriyor. Uygulamalı olarak. Kitap bir yerden sonra "fuckbuddy" kıvamına geliyor. Olaylar bir süre böyle devam ederken ikili birbirlerine karşı bir şeyler hissetmeye başlıyorlar. 

Olivia, Nate'e olan duygularını açıkladığında Nate'den beklediği tepkiyi alamıyor. Cidden bu kısımda Nate'e çok sinirlendim. Kaldı ki bana göre Olivia'yı ders ayağına kullandı gibi geldi. Ki Olivia bu durumdan şikayetçi değil, o yüzden bu o kadar da göze batmıyor diyebilirim. 

Ama kitap boyunca karakterler dengesizlikleri ile beni sinir etti. Tamam, geçmişte yaşamış olduklarından dolayı bu hale gelmiş olabilirler. Bir yerde empati kurup, anlayabilirim ama ben böyle ezik karakterler yerine daha güçlü, ayakları yere basan sağlam karakterler görmek isterdim. 

Kitabın son 60 sayfası falan çok güzeldi. Nate'in Olivia'ya olan aşkını fark edişi, kendini affettirme çabaları okumaya değerdi. Kitapla ilgili şöyle bir şey var ki diğer karakterleri de (Joss, Branden, Jo, Cam vs.) tanıyamaz oldum. Sanki bir yabancı gibiydiler benim için. Sanki bu kitabı Samantha yazmamış gibi geldi bana. Bir de okurken sanki bazı bölümler atlanmış ya da eksikmiş gibi hissettim. Hiç beklemediğiniz bir anda hiç beklemediğiniz bir karakter çıkıyor karşınıza. Sanki böyle ışınlanmış gibi. Bu da moralimi bozan etkenlerden biri. Çeviriden kaynaklı sanırım. Haliyle böyle olunca kopukluk yaşadım. Bilmiyorum belki de kitaba büyük bir beklenti ile başladığım için böyle olmuştur. Sonuç olarak; ilk iki kitabı deli gibi sevmiş biri olarak Jamaica Caddesi beklentimin altında kaldı. 😢

Pinterest shareGoogle Plus share

Ölene Dek Beraberiz || Yorum




#kitapalıntısı

🌹 Zamanda geri gidebilecek olsaydım, on dokuz yaşındaki Sasha'ya, olanları kabul et, yaşa gitsin derdim. Davet edildiği okul partilerine gitmesini söylerdim. Geç yatıp geç kalkmasını, kendine daha fazla güvenmesini, aynaya baktığında sahip olduklarının farkına varmasını.. 

🌹 Nefes alırken, burnumda hastanenin temizlik malzemeleri ve hastalık karışımı o acısı, garip kokusunu duymayı bekledim. Ama onun yerine hiç de buraya ait olmayan temiz, limonsu bir koku çektim içime. Kalbim teklerken başımı sola çevirdim.
Ve aşık oldum.
Hemen, orada, o anda.
Aşık oldum.


 #kitapyorumu

Yazarın farklı bir türde yazdığı bir kurgu okuyacağım için hem heyecanlı hem de biraz şüpheliydim. Ama kitabı okudukça tüm şüphelerim ortadan kalktı. Ve Jennifer fantastik ve gençlik kurgularında başarılı olduğu kadar polisiye-gerilim türünde başarılı olduğunu da göstermiş oldu.

Sasha, 10 yıl önce yaşadığı trajik bir olaydan dolayı memleketini terk etmiştir. Ama bir gün dönmeye karar verdiğinde her şeyin güzel olacağına, yolunda gideceğine inanır. Ama hiç bir şey düşündüğü gibi olmaz. Damat tarafından kaçırılıp, işkence gördükten sonra ölmeye ramak kala onun elinden kaçmayı başaran tek kişidir. 

Gelelim kurgudaki en sevdiğim karaktere..

Cole. ❤︎ Canım Cole. ❤︎ FBI Ajanı, Sasha'nın ilelebet tek aşkı. Sasha geri dönünce Cole'u da yanında bulur. Her ne kadar istemese de.. Ama Cole gitmemekte kararlıdır ve Sasha'nın duvarlarını tek tek yıkar. Ve içeri sızar. 

Kurguda en sevdiğim karakterlerden biri oldu Cole. Sasha'ya olan tavrı, ona olan sevgisi o kadar tatlıydı ki.. Aradan bu kadar zaman geçmesine rağmen hala Sasha'ya bağlı kalması çok hayranlık uyandırıcıydı.. Romantizm yanında gerilim dolu bir kurguydu. Normalde bu türü okumayı tercih etmem ama yazar bana türü sevdirdi. Kimi yerlerde keyiften dört köşe olurken kimi yerlerde gerim gerim gerildim. Kitabın sonu ise hem nefes kesici hem de mutluluk vericiydi. Oldukça da akıcıydı. Kafamdaki soru işaretleri giderilmiş oldu ve bu türde aradığım her şeyi bulmuş oldum. Yazar karakterlerin gelişimini, psikolojik tahlillerini açıklayıcı bir şekilde yansıtmıştı. Benim için heyecan verici bir macera oldu. Özellikle Cole'u alıp bağrıma basmak, pamuklara sarmak isterken buldum kendimi.. ❤︎
Pinterest shareGoogle Plus share

Muhalifler || Marissa Meyer (Yorum)



Muhalifler, benim yazarın okuduğum ilk kitabı. Gatlon'da halk Muhalifler ve Anarşistler olarak ikiye ayrılmış durumda. İki grupta da iyiler olduğu kadar kötüler de var. Mesela Anarşistlerden Ingrid 😒 Muhaliflerden Eskiz gibi tatlı karakterler de var. 😍

Okurken hangi grubu sevdiğinize karar veremiyorsunuz. Zira bende öyle oldu. Bir an Anarşist oldum, bir an Muhalif. 😂

Bir de ben en çok Haydut ve Anarşinin Ası'nı merak ediyorum. Ve her şey ikinci kitapta ortaya çıkacak gibi görünüyor. 😏

Özelikle kitabın son bölümü oldukça şaşırtıcıydı. O yüzden ikinci kitap bomba etkisi yaratacak diye düşünüyorum. 😎

Distopya türü pek okumayı tercih ettiğim bir tür değil fakat Muhalifler'i oldukça sevdim. Yazarın kurguladığı dünyayı, oluşturduğu karakterleri, Kabus'un mücadeleci ruhunu ve yazarın kalemini sevdim.

Spoiler olacağından dolayı hissettiklerimi pek ifade edemiyorum ama eğer süper kahramanları hele ki X-Men serisini seviyorsanız kesinlikle bir şans vermelisiniz. 😊
(Ben okurken aklımda hep X-Men serisi canlandı.) 😍

Pinterest shareGoogle Plus share

Dirilen Sevgili || J.R. Ward (Yorum)


Serinin ikinci kitabından sonra çıkmasını dört gözle beklediğim kitabın yorumu ile geldim. Zsadist seri boyunca en merak ettiğim karakterlerden biriydi. Acının müptelası olmuş, kendine acı çektirmeyi seven, acı ile ayakta kalabilen bir karakter olduğu için merak etmemek elde değildi. Meğerse çok önemli bir sebebi varmış. Zsadist zamanında yani gençken bir köleymiş. Ve o kadar acı çekmiş ki.. Defalarca ölmek istemiş. Katlanmak zorunda olduğu acıları okurken yani o sayfalarda ciğerimi bıraktım. 😢 😢 Kaba saba, acımasız görünüşünün altında yaralı bir çocuk varmış halbuki.. Kardeşi Purry onu kurtarmış olsa da köle olduğu zamandaki etkiler hala sürüyor. Karanlıkta uyuyor, yatakta yatmayı sevmiyor yerde yastıksız döşeksiz yatıyor. Çok az yemek ile yetiniyor. İki elma yiyor sadece. 😢 😢 Ve kendini, bedenini sevmiyor. Kendini bir hiç olarak görüyor. Onun acısını okumak benim yüreğimi sağladı. Dıştan bakıldığında sert biri gibi görünse de aslında içinde fırtınalar kopan yaralı bir çocuk. Ve bu noktada hayatının aşkı ve isteyeceği, seveceği tek kadın Bella ile tanışıyor. Kendini Bella gibi aristokrat kesimden gelmiş güzel bir kadına yakıştıramıyor. Kölelikten kalma yaraları ve yüzündeki hasardan dolayı kendini değersiz görüyor. Haliyle kendini Bella'ya layık görmediği için ondan uzak durmaya çalışıyor ve bu yolda herşeyi deniyor. Tabi Bella'mız öylesine aşık oluyor ki Zsadist'e hiçbir kuvvet ayıramıyor onları.. Kitapta özellikle Bella ve Zsadist'in çekişmelerini okumak bana çok keyif verdi. Son bölümü olurken mutluluktan ağlayacaktım.. O kadar güzeldi ki.. 😍 Bella'nın duruşunu ise çok sevdim. Vazgeçmeyişini, sevdiği adam için çabalaması.. Güçlü karakterleri severim. Bella da onlardan biri.. 😍 Zsadist, hayatının aşkını bulunca o kadar güzel bir değişim geçiriyor ki.. Böyle alıp pamuklara sarmak istiyorsunuz. 😍 😍 Bu kadar acı çekmiş iki karakterin sonunda mutluluğu bulmaları çok mutluluklar verici geliyor bana.. Ben bu türü yani yetişkin fantastik türünü okumayı çok seviyorum. Yazarın da kalemi oldukça akıcı ve güzel .. Bir çırpıda kendini okutuyor.. Ve bazı sahneleri öyle güzel ifade etmiş ki o duyguyu hissediyorsunuz.

Kör Kral'ı ve Rhage aşklarımı yeniden görmek de ayrı bir keyif vericiydi. Bu türde istediğim her şeyi bana veren bir kitap oldu. Türü severlerin kesinlikle okuması gerektiğini düşünüyorum. 😍 😍

Wrath ❤ 
Rhage ❤ 
Zsadist ❤
Pinterest shareGoogle Plus share

Aramızdaki Uçurum || Samantha Young (Yorum)




Zaman zaman sinir krizi geçirdik, karakterleri boğmak istedik ama sonra sevdik, üstüne bir güzel içlenip yüreğimizi parçaladık, alt metinde verdiği mesajlar ile bir durup düşündük, en sonunda da "çok iyiydi yaa" moduna girip kitabın son sayfasını kapadığımız, klasik bir Samantha Young kitabıydı..

Samantha'ya Sam diyeceğim. Çünkü kendimi ona yakın hissediyorum. Ve her kurgusunda kendini sevdirmeyi başarıyor.

Sam'in kitaplarında arızalı ve sorunlu tipler olmazsa olmazıdır. Ve işin içinde illaki aile draması vardır. Bundan şikayetçi miyim? Nööööö! Arızalı karakterleri severim. Ayrıca aile draması ile günümüz problemlerine de dikkat çekmiş yazar. Ve bana göre bir olaydan etkilenip böyle bir kurgu yazdığını düşünüyorum. Eh, iyi de etmiş.

Okurken beni sinir eden o kadar karakter oldu ki.. Başta India dışında pek sevdiğim karakter yoktu. Ama okudukça hepsinin farklı bir yönünü görerek sevmeye başladım. Eloise'yi başta sevmemiştim kabul ediyorum. Ama zamanla ki yazar India ve Eloise'in gelişimini o kadar güzel yansıtmış ki bizlere, bazı yerlerde gözlerim dolu dolu oldu. Aralarındaki bağın gittikçe sağlamlaştığını görmek umut verici..

Finn'in hikayesi için kalbimi parçalayan cinsten. Yani böyle alıp bağrıma basmak, kimsenin görmeyeceği bir yere saklamak istedim. India içinde aynı şey geçerli. Çocuklar acı çekmemeli. Özellikle ebeveynlerinden..

Sonu biraz daha farklı olabilirdi ama yine de tatmin ediciydi. Aslında ikinci bir kitap da olabilirdi diye düşünüyorum. Ama öyle olunca da işin büyüsü bozulur muydu? Yoksa daha mı iyi olurdu? Bilemiyorum.

Zaman zaman beni sinirlendiren, zaman zamanda hüzne boğan ama çokça sevdiğim bir kurgu, kitaptı. Yazarın kalemini ise okuyanlar biliyor. Oldukça akıcı ve bir çırpıda okurken buluyorsunuz kendinizi.. Kaldı ki bazı kısımlarda sayfaların arasında ciğerimi bıraktım! Gerisini siz düşünün!

Bu kurgu ile bazı şeyleri fark etmemi ve görmemi sağladığın için, bir şey yapmak için hiç bir zaman geç olmayacağını gösterdiğin için teşekkürler Sam! Sen hep yaz, biz hep okuyalım!


Pinterest shareGoogle Plus share

Ayna Kral │YORUM


Wilhelmina’nın hikâyesi tüm hızıyla sarpa sardı.
Arkadaşları ona sırtını döndü. Felaket sırasında kimliği açığa çıkınca, Indigo Krallığı Wilhelmina’yı esir aldı. Balık Kartalları’nın lideri olabilecek en kötü anda ortaya çıkınca, Wil’e Kara Bıçak olmaktan başka seçenek kalmadı. Sihri kontrol edilemez bir hal aldı. Tılsımlı topraklarda kendini koruması için yönlendirdiği bir tılsım bulutu daha sonra kendi başına cisim kazandı. Artık tılsımdan yapılmış, yaşayan bir çocuk var; yıkıcı ve ölümcül, onun için her şeyi yapabilecek bir varlık. Kalbi paramparça. Tahta çıkmaya hazır olsa da kendini kraliçe ilan etmesi, savaş çıkması demek. İstediği ile doğru olanı yapma arasında sıkışıp kalan Wilhelmina, sonunda tahtın o kadar da önemli olmadığına karar veriyor. Indigo Krallığı’nın köylerini şimdiden yok etmeye başlamış olan tılsımı kontrol edemezse, yakında yönetecek toprak kalmayacak çünkü…
Wilhelmina’nın sokaklardaki yetim bir suçludan sihir güçleri olan bir kraliçeye doğru nefes kesici, cesur yolculuğu, Yetim Kraliçe’nin ardından Ayna Kral’la sona eriyor.

Ayna Kral ile bir serinin daha sonuna geldik. Ayna Kral da ne okuduk? Wilhelmina'nın ülkesini ve halkını kurtarması ve bir yandan Tılsım Laneti ile olan mücadelesini okuduk. Kayıplar ve savaşlar oldu. Ama zafer eninde sonunda sahibini buldu. 

Genelde distopya sevmem ama Jodi Meadows bana sevdirdi. Yerim Kraliçe serisi sevdiğim seriler arasına girdi. Seri boyunca en sevdiğim şey Wilhelmina'nın mücadeleci ruhuydu. Kimseye muhtaç olmadan kendi ayakları üzerinde durma çabaları ile gönlümü her defasında fethetti. Ve bu yüzden seride en sevdiğim karakter oldu. 😍 Hataları elbette oldu ama bu onu sevmeye engel değil. 😜 

Kitaplardaki fedakarlık dolu sahneler beni çok etkiliyor. Ayna Kral'da da böyle bir durum söz konusu. Yapılan fedakarlıklar okurken yüreğe dokunuyor. 😢 Hislerimi nasıl anlatsam bilmiyorum. 🙊 Çok güzeldi, ya. 😍 Beni hem heyecanlandırdı, hem hüzünlendirdi, hem de darmadağın etti. 😔 

Ne söylesem spoiler olacak. O yüzden bu seriye bir şans verin. 🍀 

Yazarın anlatımı ve özellikle kurguladığı dünyaya bayıldım. 💜 Yazar detayları ile okuyucuyu bunaltmıyor. Aksine sanki o kurgulanan dünyada bir karaktermişsiniz hissi veriyor. Benim en sevdiğim yönü bu oldu. Ve Jodi Meadows gerek diğer serisi gerek Yetim Kraliçe serisi ile takip edeceğim yazarlar arasına girdi. Cidden! Bu yazarın kalemi ile tanışmanız lazım. Sizi sürükleyen, alıp götüren bir anlatımı var. 

Kitabın baskısına ise bayılıyorum. Kapak resmi şahane değil mi? 😍 Çevirisi ile de oldukça göz doyurucu olduğunu söyleyebilirim. Zira sayfalar su gibi akıp ilerlerken bir yandan bitmesin diye yavaş yavaş okuduğum kısımlarda oldu. 

Sevdiğim şeyler kadar sevmediğim şeyler de vardı kurgu içerisinde. Her kitapta olduğu gibi.. Ama bu durum sevdiğim şeylere gölge düşüremedi tabi. 😁 

Kitaptaki o evrene girebilmek için, Wilhelmina'nın bütün yaşadıklarına rağmen bocalarken verdiği Kraliçe olmanın mücadelesini okumak için bu seriye bir şans vermelisiniz. 👑
Pinterest shareGoogle Plus share

Kanun Adamı || Kitap Yorumu


Hayallerinin erkeğine “evet” diyebilecek kadar cesur musun?

Tatlı, utangaç Mara tam dört yıldır uzaktan izlediği komşusu polis Mitch Lawson’a âşıktır.

Herkesten sakladığı geçmişi yüzünden Mitch gibi bir adamın ona asla yaklaşmayacağını düşünmektedir. Ancak bir gün musluğu bozulunca yardımına Mitch yetişir.

Mitch güzel komşusunu uzun zamandır izlemektedir. Mara’nın musluğu bozulunca sonunda onunla vakit geçirebilme şansını yakalar. İkilinin arasındaki elektrik alevli bir ilişkiye dönüşme yolunda ilerlerken, Mara kuzeninin çocuklarından bir telefon alır ve kendini, geride bırakmak için her şeyini verdiği geçmişinin pençeleri arasında bulur.

Seksi kanun adamı Mitch Lawson Mara’yı geçmişini geride bırakıp kendisiyle bir gelecek kurmaya ikna edebilecek midir?

x x x x x x x x x x x x x x x x x x x x x


Kanun Adamı 2017 favorilerimden biri oldu. ❤ 


Üst üste pekte iyi kitaplara denk gelmediğim için Kanun Adamı tam bu noktada ilaç gibi geldi. 😏 

Mitch, sen ne güzel seviyorsun be adam! Mitch kadar güzel seven adamların hikayesini okumaya bayılıyorum. 
Sevdiği kadına kırmaktan korktuğu kristal bir parça gibi davranan, onu bakışlarıyla seven adamlara tav oluyorum. Mitch de onlardan biri.. Adam güzel seviyor ve bu yönüyle kalbimizi fethediyor. 😍 

Yazar kurguyu öyle en ince ayrıntısına kadar işlemiş ki hiçbir detayı kaçırmıyorsunuz. Kurgu sizi sıkmıyor, sayfalar arasında sürükleniyor gibi hissediyorsunuz. 
Karakterlerin yetişkin olması da ayrı bir güzel. Bu tarz kitaplar pek olmadığı için Kristin Ashley bu yönüyle türdeşlerinden sıyrılıyor. 

Basit bir kurgu gibi dursa da işin içinde aile draması, kadın olmak, yükümlülükler, aile olmak, arkadaşlık ve gerçek sevgi gibi kavramlar da devreye giriyor. O yüzden kurguyu basit düşünmeyin, derinlere inin ve satır aralarındaki duyguyu, karmaşayı hissedin. 

Sinir olduğum karakterleri bir kaşık suda boğasım, sevdiğim karakterleri de bağrıma basasım geldi. 😍 Okurken Mara'nın yerinde olmayı çok istediğim oldu. Mitch tarafından sevilmek apayrı güzel bir duygu. 😍 İnsan özenmeden, kıskanmadan edemiyor. 😜 

Mara'nın gıcık eden bir yanı da var ama yaşadıklarını düşününce onu anlayabiliyorum. Ve tüm yaşadıklarına rağmen ayakta kalma çabası hayranlık verici. 👏 

Bu arada seriye üçüncü kitaptan başlayarak bodoslama daldım. 😂 Her kitapta farklı karakterler ve olaylar olduğu için bağımsız olarak okunabilir. Sizde seri sıralamasına bağlı kalmadan okuyabilirsiniz. 😇 

İlk satırından son satırına kadar sevdiğim ve beğenerek okuduğum bir kurgu oldu. İşaretlediğim yerleri ara ara özledikçe yeniden okuyacağım. 😍 Çünkü deli gibi sevmek ruhumda var. 😂 

Bu kitabı herkes okusun istiyorum. O yüzden okuyun. 😉 Veee yayınevi serinin devam kitabını umarım en kısa sürede çıkarır. Çünkü 4.kitap için acayip sabırsızlanıyorum. (Bu kitap hakkında saatlerce konuşabilirim. O yüzden lafı fazla uzatmadan, kaçıyorum.) 😁 

Son olarak okuyun, okutun efenim. 😇

Kanun Adamı
Kristen Ashley
Romantik / Kurgu / Yabancı
Orijinal İsim: Law Man Sayfa sayısı: 536
Ebat: 13,8 x 21 cm
Yayın Tarihi: Nisan 2016
ISBN: 978-605-09-3403-8
Pinterest shareGoogle Plus share

Bodyguard || Alıntılar



"Seni öpmemin tek nedeni bu değildi," dedi Chandler. 
Alana'nın elleri Chandler'ın omzunda dona kalırken gözleri kısıldı. "Değil miydi?" 
Chandler çenesini eğdi ve alnını onun alnına bastırdı. Ilık nefesi onun dudaklarının üstünde dans ederken Alana'nın omzundaki parmakları sert kaslarına batıyordu. "Hayır, değildi. Chad'i aramak için evimin kapısında belirdiğin andan bu yana seni öpmek istiyordum." Şaşkınlık bir bomba gibi Alana'nın içinde patladı. O zaman onu öpmek mi istemişti? Alana erkeklerin genellikle uzun süreli arzu hissettikleri kadınlardan olmadığını biliyordu ama Chandler'a inandı. Öpme şeklinden bunu hissediyordu. "Ve ciddiyim," diye devam etti Chandler, dudaklarıyla Alana'nın yanağını okşayıp ürpermesine neden olarak. "Bir otelde kalmayacaksın. Burada kalacaksın." Göz göze gelmeleri için geri çekildi. "Yanında başka biri olmayacak. Yalnızca ben olacağım." 


Düzeltme: taşaklarına tekme atacaktı. "İkinci olarak, dolabımın içindekilerin tamamen harap olmasının senin için bu kadar iyi bir haber olmasına çok sevindim. Üçüncü olarak, seninle giysi alışverişine gitmektense hız yapan bir belediye otobüsünün önünde koşmayı tercih ederim." 
"Vay canına, kulağa çok etkileyici geliyor." Dişlerini sıkmaktan Alana'nın çenesi ağrıyordu. "Ve son olarak, burada kalamam." 
Chandler'ın duruşundaki uyuşukluk bir anda yok oldu ve doğruldu. "Burada kalacaksın, Alana." 
"Otele geri dönebilirim ve..."
"Kesinlikle olmaz," dedi Chandler onun sözünü keserek. "Bir otelde kalmak senin için güvenli değil." 

"Bu bir erkek giysisine benziyor." Chandler onun elinde tuttuğu siyah, sönük takıma dudak bükerek baktı. 
Alana gözlerini devirdi. "Hayır, benzemiyor." 
Chandler cekete bakarak kaşlarını çattı. "Omuzların da vatka mı var? Hangi yıldan kalmış?" 
Alana söylenerek bir rafın etrafında dolandı. Chandler diğer tatlı lakapların yanı sıra "piç" ve "dallama" gibi sözcükleri seçerek söylendi. "Sanırım etek giymem gerektiğini düşünüyorsun." İki rafın arasında Alana'yı kıstıran Chandler gülmemeye çalıştı. "Etekle sorunun nedir? Güzel bacaklara sahip olduğuna bahse girerim." Eğildi ve nefesi kesilen Alana'nın koyu renk gözlerindeki ani parıltıyı fark etti. Bakışlarını ondan ayırmayan Chandler dudaklarını uzatıp hafifçe Alana'nın yüzünde gezdirdi ve yavaşça bir tutam saçını çekti. İpek gibi yumuşaktı. "Bugün saçlarını açık bırakmışsın." 
Gözlüğünün ardında, Alana'nın gözleri kızgınlıkla parıldadı. "Senin yüzünden değil." 
"Bunu kendi kendine söylemeye devam et." Chandler doğrulurken etrafta tuhaf bir kimse olup olmadığını görmek için mağazayı gözleriyle taradı. Garip görünen kimse yoktu. Mağazadaki tek kişi kasanın önünde, sırtı onlara dönük duruyordu. 
Alana bir askıyı öyle sıkı tuttu ki Chandler onun plastiği parçalayacağını düşündü. Şu anki duruma bakılırsa Chandler onun dün gece kucağında birkaç dakika sessiz ve sakin oturduğuna inanamazdı. 
"Saçlarımı açık bırakmamın tek nedeni dün gece uyurken odama birinin gelip saç tokalarımı ve bantlarımı almış olması." 
Chandler gülmemek için kendini zor tutarak gözlerini açtı. "Gerçekten mi?" 
Alana burnundan soluyarak o korkunç siyah takımı askıya bıraktı. "Sanırım evinde lastik bantlara düşkün küçük bir yaratık var çünkü çantamdan onlar da yok olmuştu." 
Chandler artık dayanamadı ve gülmeye başladı. Alana'nın yanaklarının ne kadar kızardığına bakınca, görenler onların politika ya da ciddi bir konuda tartıştıklarını düşünebilirdi. Alana ona birçok erkeği korkutacak bir bakış attı. Ama Chandler'ı çelik gibi sertleştirmekten başka bir işe yaramadı. 


"Bu da ne?" Chandler başını çevirdiği anda giyinme odasının kapısının üstünde uçan kırmızı dantel parçasını gördü. Chandler'ın dudakları bir gülümsemeyle aralandı. Alana onun seçtiği kotlar hakkında yakınırken, Chandler giysi yığının içine kırmızı dantel bir iç çamaşırı atmıştı. 
Bir saniye sonra giyinme odasının kapısı aralandı ve Alana'nın pembe yanaklarıyla ateş saçan bakışları ortaya çıktı. iki küçük fildişi bant dışında omuzları çıplaktı. "Seni domuz! Direğe sarılarak dans eden striptizcinin giyeceği şeyle yatamam." 
Chandler şimdi Alana'yı o iç çamaşırıyla direğe tutunup dans ederken hayal ediyordu. Gözlüğü gözündeyken.
Düşüncelerini hissetmiş gibi Alana'nın gözleri tehlikeli şekilde kısıldı. 
"Sorun değil." Chandler bacaklarını uzattı ve bir ayağını diğerinin üstüne attı. Az önce yanlış düşünmüştü. Hâlâ sonuna gelmemişlerdi. "Çıplak da uyuyabilirsin. Dürüst olmak gerekirse bu fikri daha çok sevdim." 
Pinterest shareGoogle Plus share

Yetim Kraliçe || YORUM



Öncelikle "I hate you, Tobiah!" 😒

Bu söz kitap boyunca @otakukutuphanesi ile mottomuz oldu.

Spoiler olacağından dolayı ser verip sır vermiyorum ama okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Kitap epik fantastik olduğu için başta tereddütlüydüm. Çünkü pek okuduğum bir tür değildi.

Fakat yazarın diğer serisini sevdiğim için yeni serisine de şans vermek istedim.

Sıkıldığım, kızdığım,öfkelendiğim kısımlar ve karakterler olsa da kitabı genel olarak sevdim.

Özellikle Wilhelmina'nın vatanını geri almak için verdiği mücadeleye hayran kaldım.

Wil'in başına kitap boyunca o kadar çok şey geldi ki onu koruyup kollama ihtiyacı ile dolup, taştım.

Wil, kendinden başka güvenecek kimsesi olmayan yalnız bir karakter.

Ama buna rağmen verdiği mücadele, yapmak zorunda oldukları ile gönlümü fethetti.

Ve kitap boyunca herkesten şüphelendiğim de bir gerçek..Wil, dışında hiç bir karakter bende güven oluşturmadı.

Vatanı uğruna göze aldıkları ve mücadelesi ile gönlümü fethettiği için Wilhelmina, en sevdiğim karakter oldu.

Yazar, kitap boyunca ince eleyip sık dokumuş. Kitabı okurken "bir hareket, bir numara olmayacak mı?" diye bekliyorsunuz.

Ama yazar her şeyi sona saklamış. Ki yazarın bu düşüncesini de takdir etti. Sizi yavaş yavaş içine çeken bir kalemi var.

Yazarın kurguladığı dünyayı sevdim. Karakterlerindeki kararlılığı sevdim. 
Kitabı bitirdim bitirmesine ama üzerinden bir kaç gün geçmesine rağmen hala aklımda. 
Bir türlü aklımdan çıkaramıyorum ki bu konu da yalnız değilim. (@otakukutuphanesi de öyle) 
@otakukutuphanesi ile devam kitabı için sabırsızlanıyoruz. Umarım yayınevi 2.kitap için bizi fazla bekletmez. 😇

Son olarak epik fantastik türünü seviyorsanız "Yetim Kraliçe'ye de bir şans vermelisiniz. 😄
Pinterest shareGoogle Plus share

Bodyguard || YORUM


"Bu bir erkek giysisine benziyor."
"Hayır, benzemiyor."
"Omuzlarında vatka mı var? Hangi yıldan kalmış?"
"Sanırım etek giymem gerektiğini düşünüyorsun."
"Etekle sorunun nedir? Güzel bacaklara sahip olduğuna bahse girerim. Bugün saçlarını açık bırakmışsın"
"Senin yüzünden değil."
"Bunu kendi kendine söylemeye devam et."
"Saçlarımı açık bırakmamın tek nedeni dün gece uyurken odama birinin gelip saç tokalarımı ve bantlarımı almış olması."
Chandler gülmemek için kendini zor tutarak gözlerini açtı "Gerçekten mi?"
Alana burnundan soluyarak o korkunç siyah takımı askıya bıraktı."Sanırım evinde lastik bantlara düşkün küçük bir yaratık var. Çünkü çantamdan onlarda yok olmuştu."
Chandler artık dayanamadı ve gülmeye başladı.
(Syf;96-97)

* * * * * * * * * * * * * * * * * * 


Çoook güzeldi! ♥️
Seri de en sevdiğim kitaptı diyebilirim. (Gerçi ikinci kitap da güzeldi) :D 
Bende bir bodyguard istiyorum! Mümkünse Chandler olsun! ♥️
Jennifer, seriyi çok güzel bir kitapla noktalamış, resmen veda etmek istemedim.
Kitap bitsin istemedim. Alana ve Chandler.. Karakterler çok tatlıydı..♥️
Chandler, Alana'nın kendini keşfetmesini sağladı. Helal olsun! :D 
Sahiplenici, hazır cevap ve ne istediğini bilen karakterleri seviyorum.
Ehh, bodyguard da bunlar bolca var. İkili arasındaki bazı diyalogları kahkaha atarak okudum.
Cidden! Bazı sahneler çok komikti özellikle karakterlerin laf dalaşına girmeleri ve hazır cevap olmaları beni güldürdü. Keyifli ve güzel bir kitaptı. Akıcı bir dili olduğunu söylememe gerek yok sanırım. ;) 
Beni tanıyorsanız yazarı ne kadar sevdiğimi bilirsiniz. Bodyguard'ı da sevdim! ♥️
Eğer bu türü okumayı seviyorsanız kesinlikle bir şans vermelisiniz. (= 
Pinterest shareGoogle Plus share

Direniş || Lux#5 || Yorum



Vay canına! Bir macera daha son buldu. Neler yaşanmadı ki..

Bazı şeyler çok kolay oldu bazı şeyler de çok saçmaydı bana göre. Daemon ve Dee'nin taraf değiştirmesi, yazarın bize böyle hissettirmesi... Neler oluyor dedim bir an.. Ama sonra her şey ortaya çıktı. Dee olayı katlanılmazdı.. Çok uzatılmıştı bana göre.. Son bölümlere doğru düzeldi neyse ki... 

Archer ile Dee güzel bir ikili olduklarını da söylemeden geçemeyeceğim. Archer'i pek bir sevdim, yahu! ♥️
Pinterest shareGoogle Plus share

Köken || Lux#4 || Yorum

 

Unutuluş'u okumamın ardından hemen Köken'e başladım. Kitabı okumayı bu kadar ertelememin sebebi seriyi bitirmek istemememden kaynaklanıyor. Her neyse...

Köken beni oldukça şaşırttı! Her sayfasında ayrı bir heyecan vardı ve "acaba bir sonraki bölümde ne olacak" diye diye okudum kitabı.. Üzüldüğüm şeylerde oldu, kızdığım şeyler de... Ama genel olarak beklentimi karşıladı kitap..
Pinterest shareGoogle Plus share

Unutuluş || Lux#1.5 || Yorum


Yazarı ne kadar sevdiğimi beni tanıyan herkes bilir. Bu kitabın çıkacağını düşünmüyordum aslında ama çıktığını görünce çok sevindim. Son zamanlarda Dex beni oldukça şaşırtıyor. Ne diyelim efendim, güzel haberlerini bekliyoruz. (=
Pinterest shareGoogle Plus share

Kimi Seçtiğine Dikkat Et || Yorum


Birinci Kitabın Yorumu İçin; TIK TIK!
İkinci Kitabın Yorumu İçin: TIK TIK!


Herkese Merhaba!
Çıkmasını dört gözle beklediğim serinin son kitabının yorumu ile karşınızdayım!

Kitaba başlamadan önce Layla Böceği'nin kimi seçeceğini biliyordum. Bunu bilmem beni şaşırtması aslında. Layla'nın kimi seçeceğine dair tahminim vardı. Gönlüm Roth'dan yanaydı ve oldu. Sanırım Jennifer da büyük bir Roth hayranı.. Kitabını ithaf şekli de çok tatlıydı..
Pinterest shareGoogle Plus share

Cam Şato || Throne of Glass#1 || Yorum


Görseli bir blogdan almıştım sanırım, hatırlamıyorum. :(

Herkese Merhaba.
Yeni bir kitap yorumu ile karşınızdayım..
Nereden başlasam, nasıl anlatsam bilmiyorum. Karmakarışık duygular içerisindeyim.


Celaena, bir suikastçı. Ama kitap boyunca doğru düzgün bir numarasını göremedim. Sonlara doğru o düello sahnesinde biraz hareket vardı ama bana yeterli gelmedi. Celaena, biraz pasif kaldı bana göre. Ne bileyim ben daha böyle vurdulu kırdılı bir şey bekliyordum ama bir suikastçıdan çok bir leydi gibiydi. Celaena, herksin korkuyla baktığı, adını duyan herkesin ardına bakmadan kaçtığı bir suikastçı iken böyle pasif kalması beni deli etti. Cam Şato'ya gelmeden önce bir köleydi. Belki bu süreçte, eli zayıflamış olabilir. Ama bilmiyorum, ya... Benim beklentim yüksekti, o yüzden böyle hissediyor olabilirim. Hani insan suikastçı deyince böyle asıp kesen bir karakter bekliyor ama Celaena öyle bir karakter değil. Gerçi kendisi 18 yaşında ve biz kız olduğu için ve bunun haricinde acı dolu bir çok şey yaşamış olduğu için bu durumu ruh haline verebiliriz. Neyse ki yaşadıkları onu bir canavara dönüştürmemiş. Onun ruhu güçlü ve hala yerinde... Ve iyi..


Pinterest shareGoogle Plus share

[A Wicked Saga#1] Lanetli ~ Jennifer L. Armentrout │Yorum


Herkese Merhaba
Çok sevdiğim yazarın yeni kitabının yorumu ile karşınızdayım.

Kitabımızın ana karakteri Ivy, öz ailesini ve sevgilisini kaybetmiş bir Düzen üyesidir. Düzen, New Orleans'ı Fae'lerden korumak için özel insanlar tarafından oluşturulmuş bir gurup diyebiliriz. Fae'ler, insan kanı ile beslenen, oldukça hızlı ve şekil değiştiren yaratıklar. Düzen üyeleri de insanları Fae'ler ve diğer yaratıklardan koruyor. 

Hikayenin esas oğlanı Ren ise tam bu devrede giriyor. Ren, Düzen üyelerine yeni katılıyor ama onun asıl amacı Buçukluk'u yakalayıp öldürmek. Yani Ren bir avcı konumunda.. Buçukluk ise bir Fae ile bir insanın çocuğu oluyor..
Pinterest shareGoogle Plus share
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI