Sevgili Bay Daniels // YORUM



Mükemmeldi! ♥️
Tek kelimeyle bayıldım. ♥️ 
-Sevmediğim yönleri de var elbette.-
Ve bu yazar ne yazsa okurum! ♥️
Ülkemizde daha çok kitabı çıkmalı! ♥️
Kapak tasarımına, baskısına yazarın anlatımına, kurguya ve karakterlere bayıldım. ♥️

Daniels ve Ashlyn ikisinin de hayatları acılarla dolu. Ve bu ortak paydada bir araya geliyorlar. Birbirlerinin acılarını sarıp yeniden hayatta kalma çabalarını okuyoruz. 

Karakterler duygusal, naif, deli dolu, aşık ve tutkulu.. 
Sevgili Bay Daniels sen ne güzel bir adamsın! ♥️ 
Ne güzel seviyorsun be adam..
Ashlyn, sana hayranım kadın! ♥️
Olaylarla başa çıkma çabana, azmine, ayakta kalmana, duruşuna, Shakespeare sevgine..

Ashlyn'nin üvey kardeşleri Hailey ve Ryan ile olan ilişkileri çok güzeldi. Gabby ise ölmüş olsa da çok iyi bir ikiz kardeşti. Ölümünün ardından ikizi Ashlyn'e bıraktığı mektuplar ile ona hayatta kalmayı ve devam etmeyi öğretmesi çok hoş bir düşünceydi. ♥️ Beni kalbimden vurdu. Ashlyn'in ailesine biraz gıcık olmuş olabilirim. Ne olursa olsun insanın çocukları her şeyden önce gelir. Henry ve Rebecca'yı pek sevemedim o yüzden.. Aynı şekilde Hailey ve Ryan'ın annesi Rebecca'yı da sevemedim. Bence ne olursa olsun insan çocuklarının yanında olmalı, onları kabul etmeli ve onlara destek olmalı. Hailey'e de bir noktada kızmış olabilirim. Yani, ona değer vermeyen bir adam için kendinden bu kadar taviz vermesi sinir etti. Ryan ise çok tatlı bir çocuktu. Ve yazarın onun için yazdığı sonu beğenmedim. :( Ahh, Ryan! Kalbimde bir yara olarak kalacaksın. Hep, daha iyisini hak ediyordun. 

Daniels ve Ashlyn çiftine bayıldım. ♥️ Bütün övgüyü ve puanları da onlar hak ediyor. Böyle okurken insanın içini ısıtan hikayeleri her zaman sevmişimdir. Sevgili Bay Daniels'da onlardan biri.. Yalnız okurken Shakespeare'e olan ilgim arttı. Kitap sizi Shakespeare okumaya teşvik ediyor adeta. (=

Şöyle bir şey var ki sonu aceleye gelmiş gibi hissettim. Bilmiyorum belki de karakterleri çok sevdiğimden ve onlara veda etmeye henüz hazır olmadığımdan kaynaklanıyor olabilir. Ne bileyim, sonunu daha farklı hayal etmiştim, daha uzun, daha detaylı.. Çabuk bitmeyen.. Ama yine de.. Çok güzeldi, ya.. ♥️ Cidden çok sevdim! Her ne kadar sevmediğim karakterler ve davranışlar olsa da genel olarak sevdim kitabı. 

Kimi zaman üzüldüm, kimi zaman kahkaha attım, kimi zaman sinirlendim ama en çok da duygulandım. Bana bütün duyguları aynı anda yaşattı. Yazar, duyguları okuyucuya çok iyi bir şekilde yansıtmıştı. Bu da beni kalbimden vuran noktalardan biri.. Son olarak ilk satırından son satırına kadar beni alıp götüren, insanın içini ısıtan duygu yüklü bir romandı. 

Yazarın yeni çıkacaklar olan kitaplarını merakla bekliyorum. ♥️
Pinterest shareGoogle Plus share

Kara Kurt │ YORUM





Katiller Çetesi’nde heyecan Kara Kurt’la devam ediyor… Nora’nın ortaya çıkardığı sırların ardından, Niklas ve Victor arasındaki iş arkadaşlığı da kardeşlik de derinden sarsılmıştır. Fakat Niklas her şeye rağmen yalnızca kendisinin başarıyla yerine getirebileceği düşünülen bir görev için İtalya’ya gitmeyi kabul eder. Çünkü bunu kardeşinin ihanetine karşı bir merhamet –ya da bir intikam – fırsatı olarak görmektedir. Öte yandan Niklas’a İtalya’da Izabel ve çetenin yeni üyesi Nora da eşlik edecektir. Gelgelelim İtalya’da Birlik’in düşündüğünden çok daha zorlu bir süreç yaşanacak ve çete üyeleri hiç beklenmedik olaylarla yüzleşip zor kararlar vermeye mahkûm edileceklerdir.


Okurken beni şaşırtan, dengemi bozan, sinirlendiren, hüzünlendiren, hem nefret ettiren hem de delicesine sevdiren bir kitap oldu Kara Kurt. Izabel'e karşı içimde ufacık da olsa bir sevgi kırıntısı vardı. Ama bu kitapta o kırıntı savrulup gitti. Izabel çok değişik bir karakter. Konuşuyor ama icraat yok. Bir halt bildiği yok. Haliyle beni sinir etmekten başka bir numarası yok. Victor da Izabel yüzünden kaybediyor. Aslında Victor'un duruşunu seviyorum. Mantıklı yanını ve karizmasını seviyorum. Ama dediğim gibi Izabel onu aşağı çekiyor. Ve bence Victor'ın bir planı var. Bu da 6.kitabı daha çok merak etmeme neden oluyor. Niklas'ı ise sevemiyorum, ya.. Güvenemiyorum. Her an patlamaya hazır bir bomba gibi. Nora ise kadınım! Kadının bir karizması, asaleti var. Ve bu da kendisine hayran bıraktırıyor. Ama şöyle bir şey var ki.. Kitap boyunca aklımda, kalbimde ve ruhumda hep Fredrik vardı. Benim yaralı Çakal'ım.. Yazar niye Fredrik'i üzüyor bilmiyorum. Adam kaybolmuş gibi. En iyi yaptığı şeyi bile yapamaz bir halde gördüm onu. Kitap boyunca yanarım yanarım da yazarın Fredrik ile garson kıza bir sahne yazmamasına yanarım. Yani, neden? Fredrik'in adı geçince kalp atışları hızlanan insanlarız biz, nedennn? 


Ve Jessica, böylesine manyakça ve psikopatça bir kurguyu hangi kafayla yazıyorsun merak ediyorum? Muh-te-şem-di! Teori üstüne teori üretmeme rağmen her defasında beni şaşırtıp ters köşe yaptığın için en büyük övgüler sana! Muh-te-şem-sin!


Okurken beni etkileyen, kalbimi yoran ve yüreğimi paramparça eden sahneler olmadı değil. Cidden, zaman zaman kitabı yarım bırakıp bir süre ara verdiğim zamanlarda oldu. Jessica, sağ olsun bu konuda çok başarılı. (Yani, okuyucunun dengelerini bozma konusunda) Yazarın zekasına bir kez daha hayran kaldım. Ve bir serinin her kitabı mı bu kadar okuyucuyu kendisine bağlar.


Kara Kurt, Niklas & Izabel & Nora üçlüsüne odaklıydı. Bu yüzden aksiyonu boldu. Eh, biraz aşk kırıntıları da olsa tadından yenmezdi. Şimdi, durup düşünüyorum da o son neydi öyle.. (?) 6. Kitabı nasıl bekleyeceğim? Beni darmaduman eden bir kitap oldu. Yine ve yine söylüyorum ki bu seriye bayılıyorum! ♥️
Pinterest shareGoogle Plus share

Ve Sen Kuş Olur Gidersin │ Alıntılar



Anlıyorum ki hayat hep beklenmedik şeylerdir.
Kural böyle.. 
Sen yürüyeceksin ve beklenmedik şeylere hazır olmanın çarelerini arayacaksın. 
İyi de.. Bir şey beklenmiyorsa ona hazırlıklı olmak nasıl olacak? 


x x x 

Bazı anlarda cesaretim kırılıveriyor. Bir uçurtmaya, gözlerimi ayırmadan uzunca bir süre bakabilecek cesareti bile bulamıyorum kendimde. Uçurtmanın dengesi bozulacak, kuyruğu dolanacak ya da ipi kopacak gibi geliyor.


x x x

Arayışlar insanı yorar.
Hele aradıkların, kendi içinde gizlediğin şeylerse yorgunluğun kat kat artar. 


x x x

Tamamlanmamış bir cümledir insan.
Yalnızlığıyla bile bir araya gelemeyecek kadar ıssız.. 


x x x

İnsanlara bir şeyler anlatmaya çalışmak buharlı bir cama yazı yazmaya benziyor. Özenle yazıyorsun, apaçık belli oluyor anlattıkların. Sonra silinip gidiyor.


x x x

Alelacele koşarken birbirine bir şeyler söylemeye çalışan insanlar gibiyiz.

x x x

Gerçeği kabullenmek ise trajedidir tam anlamıyla. Modern zamanların illüzyonuyla sarhoş olan insanlar için  gerçeklik hep trajiktir. Yaşadıklarının bir kıyafet balosu olmadığının farkına varmak şaşırtır onları.

x x x 

İnsan çokça hayat ve bir de ölümdür.

x x x 

Ömür bir çay içimi kadar zaten.

x x x 

Ölüm adil bir yargılanmanın ilk duruşmasıdır.


x x x 

En kötüsü de insanın kendisine tahammülünü yitirmesi. Başkalarına zaten tahammül edemiyordum. O günden sonra kendime de tahammül edememeye başladım. Ama ne yazık ki kendimden kaçıp kurtulma şansım bulunmuyordu.

Pinterest shareGoogle Plus share

Ve Sen Kuş Olur Gidersin│Yorum


"Önceden söyleyebilecek bir sözüm yok... Söylenmesi gereken ne varsa söylemeye çalıştım. Bu benim gibi biri için çok kolay değil. Bir çırpıda anlatmaya çalıştım her şeyi. Durup düşünürsem anlatmaktan vazgeçebilirdim.

Bazı şeyleri, anlatmaktan ötürü de pişman olacağımın farkındayım.

İnsan, duygularının apaçık bir biçimde başkalarınca bilinmesini istemez sonuçta.

Bir öykü kahramanı olmanın rahatlığına bırakıyorum kendimi...
x x x x x x x x x x x x 

"İnsanlara bir şeyler anlatmaya çalışmak buharlı bir cama yazı yazmaya benziyor. Özenle yazıyorsun, apaçık belli oluyor anlattıkların. Sonra silinip gidiyor."


❤ Ve Sen Kuş Olur Gidersin'de babası tarafından terk edilmiş, annesini kaybetmiş, sevdiği kadına kavuşamamış, hayatta istedikleri olmamış, kendi karanlığında kaybolmuş bir adamın hikayesini okuyoruz.

❤ Başlarda sevmiş gibiydim ama sonra beni buhrana sürükler gibi oldu. Umutsuzluğa kapıldım. Ama yine de satırlardaki yaşamışlık hissini sevdim. Tarık Tufan duyguları hissettirmede oldukça başarılı. İçine çeken bir kalemi var. Her ne kadar umutsuzluğa sürüklese de okurken "Bende böyle düşünüyorum," derken buldum kendimi. Aslında kitaptaki kurgu "gerçek hayat" ve o yüzdendir ki yaşanmışlık hissini bu kadar yakından hissettim.

❤ Dediğim gibi kurgunun insanı buhrana sürükleyen bir yapısı var. Kimi zaman üzüldüm, kimi zaman isyan ettim ama ama en çok da sevdim. Tarık Tufan kalemiyle yeni tanıştığım bir yazar ve ilk kitabı "Ve Sen Kuş Olur Gidersin" oldu. Tarık Tufan'ın satırlarındaki yaşanmışlık hissinin verdiği etkiyle yazar devam edeceğim, takip edeceğim yazarlar arasına girdi. Diğer kitaplarına da bir şans vereceğim.

❤ Sürekli aynı tür kitaplar okumaktan sıkılmış olanlar ve farklı tür arayışlarında olanlar için Tarık Tufan'ın kalemi bir şansı hak ediyor. (=


"Susuyor olmam, acı çekmediğim anlamına gelmez."

Pinterest shareGoogle Plus share
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI