Röportaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Röportaj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Jennifer Royce│Yazar Röportajı



Jennifer Royce Kimdir? 
Emekli olduğuna pişman olup çocuklarına geri dönenlerden. Yazmayı en az öğretmenlik kadar seven biri. İkisi pek bir arada gitmiyor zira yorucu bir tempodan sonra yazacak pek durumunuz olmuyor. 

Jennifer Royce Nelerden Hoşlanır? 
Historical Romans türünün yanında bilimkurgu ve fantastik türde film ve dizilerden, Yeni yemek tarifleri denemekten, Dikiş dikmekten, şapkalarımı kendim dikiyorum mesela  Örgü örmekten ve özellikle ördüklerimi hediye etmekten, Sınıfta anlattığım konuyla ilgili doğaçlama öyküler oluşturmaktan ( Bu sayede çocuk hikayeleri dosyam hayli kabardı.) Bir gün bu öykülerin kitaplaşmasını istiyorum. Sevdiğim kitaplardan ve şarkılardan asla vazgeçemeyen ve defalarca döne döne okumaktan ve dinlemekten çevresindekileri bıktıran, Gezmekten ve yeni yerler görmekten çok keyif alan biriyim. 

Jennifer Royce Yazarken; 
Her yerde yazabilirim. Genellikle televizyon karşısında  Kurgularımı anlık görüntüler üzerine kuruyorum. Bir sahneden yola çıkarak öncesini ve sonrasını oluşturuyorum. Bu oluşumlarda beni heyecanlandıracak yeni bir fikir varsa o heyecanla yazmaya karar veriyorum. Ve aylar boyunca o kurgunun olayları ve kahramanlarıyla yatıp onlarla kalkıyorum. Yazarken ve gün içinde aşırı çay tüketirim. Kahve çok alışkanlığım değildir. Tükendiğimi hissettiğimde uzun soluklu aralar veriyorum. Dolmak için kitaplar, filmler ve dizilere ağırlık veriyorum. 

Neden Historical Romance? 
Bununla ilgili bir teorim var. Kitap okuma aşkını Pamuk Prenses, Uyuyan Güzel, Rapunzel, Külkedisi gibi kitaplarla kazanmış olan biri olarak o kitapların anlatıldığı devir ve resimler bu türe aşık olmama neden olmuş olabilir.

Jennifer Royce Nasıl Biridir? 
İnsanları incitmekten aşırı derecede korkan, kimseye hayır diyemeyen, ondan rica edilen ya da istenen bir şeyi yerine getirmek için her şeyi yapan, sorumluluklarına aşırı derecede bağlı, önceliği sevdikleri olan utangaç biridir.
Pinterest shareGoogle Plus share

Lemariz Müjde Albayrak || Yazar Röportajı

1. Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkürler. Klasik bir soru ile başlayalım. Lemariz kimdir? Kendinizden kısaca bahseder misiniz?
💙Merhabalar. Esas ben çok teşekkür ederim benimle bu keyifli serüveni paylaştığınız için. Gözlerimden kalpler fışkırarak bakıyorum. Siz göremiyorsunuz ama kocaman bir gülümseme var yüzümde sayenizde. Gelelim soruya, Lemariz bir hayalperesttir. Uçsuz bucaksız hayaller aleminde yaşamını somut dünya ile hayal dünyası arasında bölmek yerine iki dünyayı bir birine karıştırmış bir sihirbazdırda diyebiliriz. Bunu nasıl yapıyorsun derseniz sanırım aldığım eğitime borçluyum. Lisans eğitimim Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi. Sonrasında da pazarlama ağırlıklı işletme yüksek lisansı yaptım (MBA). Halen daha da bu alanlarda çalışıyorum. Bu da bana bir çok farklı dünyanın kapılarını aralıyor ve bende o dünyaları kitaplarıma taşıyarak okurlarıma ulaştırıyorum. Neden hayalperest dediğime gelirsek, çünkü ben tüm gerçekliği hayallerle süsleyerek masallar yazan biriyim. 
2. Yazarlık serüveniniz nasıl başladı?
💙Yazarlık serüveni kendimi yazarak ifade etmenle başladı diyebilirim. Yani takriben yazmayı ilk öğrenmemler başladı desem sanırım abartmamış olurum. Kendimi yazmayı ilk öğrendiğim zamanlardan itibaren yazarak ifade eder, öfkemi, sevincimi kağıda dökerdim. Ebeveynlerime mektuplar yazardım bana kızdıklarında. Daha sonraları bu hikayelere dönüştü ve lise yıllarımda kısa öyküler yazmaya başladım ancak utangaç bir gençtim, nadir olarak paylaşırdım. Bir gün yüksek lisansımda çok sevdiğim, reklamcılığın duayeni bir hocamız bizlerden boş bir kağıt çıkartmamızı istedi ve tek bir soru sordu: "Büyüyünce ne olacaksınız?" Bende tek bir cevap verdim ve dedim ki büyüyünce mutlaka en az bir roman yazacağım ve ben  yazar olacağım. O soruya verilen cevapların kaçı bir gün gerçek oldu bilmiyorum ama benimki gerçek oldu. 
3. Safir hikâyesi nasıl ortaya çıktı? Nede Historical Romance?
💙Safir benim çok zorlandığım bir dönemde girdi yaşamıma. Safir'i yazmaya başladığım dönemde ailevi bir dolu ve ciddi sağlık sorunları ardı ardına geliyprdu ve benim yazmakta olduğum Yoksun hikayesi tüm bu korkulu bekleyişler sırasında tıkandı. Benim için çok zorlu bir süreçti ama sağolsun canım gibi sevdiğim dostlarım beni yalnız bırakmadılar. Bırakmadıkları gibi her gün Yoksun sormaya başlamışlardı. Bende dedim ki onlara size bu hikayede ki karakterlerin atasını yazayım mı? Ben ne okumak istiyorsam onu yazarım ve o süreçte okumak istediğim şey kesinlikle tarihi romantik kurgulardı. Öykü Odabaş, İrem, Yağmur ve kendime diye özel olarak başladığım bu kurgu Hissiz serisinin karakterlerinin atası olmaktan çıktı ve kendi başına benim okumayı çok sevdiğim türde bir romana dönüştü. Ben buna yazmanın büyüsü diyorum. Sonuçta ben aşk yazıyorum, hangi zamanda, hangi mekanda ya da hangi gerçeklikte olduğunun hiç bir önemi yok. Belki bir gün karşınıza bir cinayet romanı ya da bir bilimkurgu ile çıkarım ama yine aşk yazarım. En çok hoşuma gidende o türü daha önce hiç okumamış, türe mesafeli okurlarımın ben yazdığım için okumaya başlayarak türü sevmeleri. Bu paha biçilemez. 
4. Kaleminizden Safir’in devamı niteliğinde yeni bir kurgu okuyacak mıyız?
💙Evet. Tam devamı denemez ama yine tarihi romantik türde kitaplarım olacak inşallah. Ufukta da Marrok ve Alistaire'in aşkı var. Ben şahsen onları okumayı çok istiyorum, umarım benimle okumayı isteyip merak edenler vardır. 
5. Kurgularınızı oluştururken hangi aşamalara dikkat ediyorsunuz?
💙Hayali aşk romanları yazıyorum ve bunlarda bir ölçüde gerçeklikten bahsedemeyiz. Hepsi birer masal ve masallarda prens üç başlı ejderhayla bile savaşabilir. Lakin ne var ki her ne kadar masalsı bir düzlemde yazıyor olsam bile her bir hareketin, tepkinin, olay - mekan örgüsünün belirli bir gerçeklik düzlemine bağlı kalması gerekir. Bu yüzden karakterlerimi oluştururken çok katı çizgilerle belirlememeye ve olaylar zincirinde bu adam/kadın bu olaya ne tepki verirdi diye tartmaya özen gösteririm. En dikkat ettiğim bir diğer şeyde sonunu baştan belirlemek. Her güzel şeyin bir sonu olmalı ki tadı damakta kalmalı. Aksi halde sezonu gereksiz uzatılıp reytingi düşen diziler gibi olur yazılan eser. Olay örgüsünde belirli iniş çıkışlar ve mutlaka son belirlenip o sona doğru kaba hatları belirlenen çizgide ilerlenirse o zaman yazarda yazdığı şeyin içinde kaybolmaz. 
6. Tarzınız dışında farklı bir tür yazmak isteseydiniz bu hangi tür olurdu?
💙Kesinlikle cinayet ve fantastik. Belki bir gün yazarım ancak onlarıda da aşk romanı formuna sokacağımdan acaba başka bir tür olarak kabul eder misiniz?
7. Wattpad serüveniniz nasıl başladı? Kurgularınızı paylaşmaya nasıl karar verdiniz?
💙Wattpad serüvenim uykusuz geçen hamilelik sonrası emzirme dönemimde başladı. Online kitaplar okurken buldum ve uzunca bir süre takipte kaldım. Daha önce forumlar vardı ve bir sürede facebook'dan yayınlanan kitaplar ancak ben her ikisinede eser hakları açısından güven duymuyordum. Wattpad de doğru isimlerle tanıştım ve onların sayesinde wattpad'in hukuki boyutlarını, öğrendim. Bu sayede de wattpad'de paylaşmayı denedim. 
8. Yazdıklarınızda sizi yansıtan ya da gerçek hayattan esinlendiğiniz yönler oldu mu?
💙Gerçek hayattan aldığım çok şeyde oldu. Frezya'da ki tüm karakterler örneğin gerçek hayattan doğan karakterler. Bir gün haberlerde polisin yaptığı fuhuş operasyonunda tutullananlar arasında yetiştirme yurdu bekçisinin olduğunu ve yurttaki kız çocuklarını kandırdıklarını izledim ve böylece Hacer doğdu. Zaman zaman kendimide yansıtıyorum hikayelere ama aramızda sır kalsın, misal Safir'de ki Caci benim olmak istediğim yaşlılık. Şimdi Aşk Hali'ni yazıyorum ve orada bir çok kişiye abartılı gelebilecek olan ve nefret edilen baba karakteri çok eski bir arkadaşımın birebir babası olur. 
9. Bir gün kitap çıkarma hayalleri olan hikâye yazarlarına söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?
💙Yazın, hiç bıkmadan, usanmadan yazın ama yazdıklarınızı ilk siz okuyun. Kendi yazdıklarınızı hakkaniyetle okuyabilmek içinde önce çok kitap okuyun. Öyle üç beş tane tek türden değil, dini kitaplardan tutunda tıbbi kitaplara kadar her ne varsa okuyun. Yazmak belli bir kültür ve yaşanmışlık birikimidir. Yazarın yazı dünyası kendi yaşadığı dünya ile kısıtlıdır. Bilmediğiniz bir şeyi yazamazsınız öyle değil mi? Hepsinden ötesi, yazmak isteyenlere altın niteliğinde bir şey söylemek, bir ipucu vermek isterim: araştırın. Okumayan, araştırmayan ve yazmaktan bıkan yazar olmaz. Bu yüzden de aslında bir yazar olmak için basılı bir kitabınızın olup olmamasının hiç bir önemi yok. Her basılı kitabı olanın yazar olmadığı gibi her kitabı basılı olmayana da yazar değil denmez bence.  
10. Son olarak okuyucularınıza neler söylemek istersiniz?
💙Okuyun ve bir hobi edinin demek isterim. Okumak sonu olmayan dipsiz bir açlık. Okudukça daha çok okumak istersiniz. Bu yüzden ayrım yapmadan okuyun ve her şeyi, özellikle de size ait olmayan karşıt fikirleri okuyun ki neye karşı olduğunuzu en az kendi tezinizi savunmak kadar iyi bilin. Ancak böylece çürütülmeyen tezleriniz olur. Hobi de size farklı dünyaların kapısını açar. Gelişmek insanlara has bir özellik bu yüzden bu özelliği beslemek gerek diye düşünüyorum. 

Aşkla kalın, sevin ve sevilin...

Pinterest shareGoogle Plus share

Elya Şeytanı / Hasibe || Yazar Röportajı


1. Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkürler. Klasik bir soru ile başlayalım. Hasibe kimdir? Kendinizden kısaca bahseder misiniz?

1989 Konya doğumluyum. İlk, orta, lise eğitimimi Konya’da tamamladım. Yükseköğrenimime ülke değişikliği nedeniyle ara verdim. Eşimin memuriyeti dolayısıyla birkaç Anadolu şehri gezdikten sonra şuan aynı sebepten Almanya’nın Kuzey ren Vestfalen eyaletinde yaşamaktayım. Şuan yazarlık dışında bir iş yapmıyorum. Okuldan arta kalan zamanlarında prenses kostümleriyle evde dolaşıp sihirler yapan masal tutkunu iki kızım var. Hatta kendilerine ayakkabı denettirilmesinden yorulan komşularımız ve gün aşırı kendisine zehirli elma ısırttırılmak suretiyle zehirlenmeye çalışılan bir babamız var. Şimdilerde Elsa’yla Anna yeni idolleri. Dünyayı buza dönüştürmeye filan çalışıyorlar. Ne diyelim hakkımızda hayırlısı olsun =) Az konuşur çok dinlerim. Kitap okumayı, film seyretmeyi ve doğa gezilerini çok severim. Düsturum azim eşittir başarı, hayat felsefem; Mutluyken söz, kızgınken cevap, üzgünken karar verme…

2. Yazarlık serüveniniz nasıl başladı?

Yazarlık benim hep hayal ettiğim bir meslekti. İlk okuldan itibaren hikayelere ve masallara saplantılı biriydim. Şiir ve öykü defterlerim vardı. Böyle her yaprağına çiçekli böcekli stickerlar yapıştırır kutsal kitapmış gibi saklardım. Bağrıma bastırıp onlarla uyuduğum günler olurdu. Öykü, deneme ve şiir defterlerim hep oldu. Orta ve lise yıllarımda bu dallarda birçok derece ve ödüllere sahip oldum. İlk kitap çalışmam 2012 yılında oldu. Çevremde yazar, yayıncı ya da editör gibi meslek erbaplarından hiç kimse yoktu. Tamamen kendi çabalarımla dosyamı hazırlayıp bir yayın evine gönderdim. İki ay kadar süren bir bekleyişin ardından olumsuz cevap geldi ve bu cevap bana İsrafil sura üflemiş gibi bir yıkım yaşattı =) Bir yıl kadar yazılarıma küstükten sonra bu kadar küslüğün kâfi olduğunu düşünüp yeniden denemeye karar verim. Ve bu kez çaldığım kapıdan olumlu yanıt geldi.

3. Elya Şeytanı hikâyesi nasıl ortaya çıktı?

Elya şeytanı kitabımın kurgusu çok enteresan bir zamanda ortaya çıktı. Kitabımdaki Hikâyenin geçtiği ilçe olan Edremit beni hep cezbeden bir yerdi. Ve yaşanılacak yer olduğunu düşünürdüm Gezip görmek bir müddet yaşamak için şartlar uygun olmayınca programımıza zorla bir üç günlük gezi sıkıştırıp 24.06.2014’de bir gezi planladık. Büyük beklentilerle çıktığım üç günlük Edremit tatilim, her tatilcinin başına gelebilecek en kötü ihtimal ile neticelendi ve ilk gece mide üşütmesi sebebiyle soluğu acil serviste aldık.. Ne kadar şansız biri olduğumu düşündüğüm o gece, böbrek taşı şikâyetiyle gelen genç bir kızın doktorun yakasına yapışarak çektiği ıstıraptan ötürü ötenazi isteğini kabul etmeyen doktorun, anasına bacısına saydırmasını etrafımdaki herkesle beraber kahkahalarla izlemiştim. Büyük şanssızlık yaşadığımı düşündüğüm o gece roman karakterim Asi’yle karşılaştım. O gece ve otelde dinlenerek geçirdiğim diğer gece kurgusunu oturttuğum bu romanımın sahneleri birbiri ardınca kurulmuştu. Edremit tatiliminse iki günü hasta, üçüncü günü de araba camından Edremit’e veda ederek geçti. Ben bu ilçeye âşık oldum ama, gönlümce gezip göremediğim için romanımdaki Edremit’le gerçek Edremit birbirinden bağımsızdır. Bu nedenle tüm Edremitli dostlarımın affına sığınıyorum. Bulduğum ilk fırsatta yeniden gidip uzun uzun sokaklarında yürümek, güzel havasını solumak istiyorum. Sana da selam olsun saçları düz fönlü, yırtık kot pantolonlu, böbrek hastası küfürbaz kız… Sen o gece küfürle gökleri yerlere indirmesen, belki de bu kurgu benim hayal sınırlarıma bile uğramayacaktı. Umarım bu kitap bir şekilde bir gün eline geçer ve şahsına yazılmış bu sayfaları eğlenerek okursun. Hem de bu kitabın ilham kaynağı olduğunu bilmeden. Umarım seni insan kimliğinden soyunduran böbreğindeki o taş seni ebediyen terk etmiştir ve sağlığına hiç kaybetmemek üzere kavuşmuşsundur =)

4. Yayınevlerine yazdıklarınızı gönderiyor muydunuz? Yoksa yayınevi mi sizi keşfetti?

Yayın evine çalışmamı mail attım. Uzun bir inceleme sürecinin ardından olumlu yanıt geldi.

5. Kurgularınızı oluştururken hangi aşamalara dikkat ediyorsunuz?

Ne denli başarılı oluyorum bilmiyorum ama, insanların kendilerinden birilerini bulabileceği ve kendisini hikâyenin içine katıp, okurken yaşayabileceği hikayeler yazmaya gayret ediyorum. Seçtiğim cümleler ve betimlemelerle o sahneyi okurun gözleri önüne serebilmeyi amaçlıyorum. Hikâyelerimin Türk aile yapımıza, kültürümüze, özümüze uygun gerçekçi kurgular olmasına dikkat ediyorum. Çoğu kitapta maalesef aile gerçeği saf dışı bırakılıyor. Olaylar esas kızın ve adamın üstünden gelişiyor ve ben bu tür kurgularla gerçek hayat arasında bir bağ kuramıyorum. Bu bağ olmadan da kitabın lezzetini alamıyorum. Bizde aile temel yapı taşıdır. Kayınvalide, dede, teyze, dayı, hala olmayan bir ailenin olması bizim toplumumuzda pek mümkün değildir. Avrupa’da 18 yaşına gelmiş bir birey ailesinden kopar lakin Türk toplumunda evlensen bile annen sırtına havlu koyar =)

6. Tarzınız dışında farklı bir tür yazmak isteseydiniz bu hangi tür olurdu?
Romantik, komedi, dram sevdiğim türlerdir. Bunun dışında şu sıralar bilim kurguya merak saldım. Kısmet olursa bu konuda da bir kitap yazmayı planlıyorum.

7. Kitabınızın basılacağını öğrendiğinizde ailenizin ve çevrenizin tepkisi ne oldu? Neler hissettiniz?

Ailem ve ikinci ailem dediğim eşimin ailesi beni her zaman destekledi. İlk duyduklarında “Ne zaman böyle bir şeye kalkışacağını tartışıyorduk bizde” şeklinde cümleler kuruldu. Onlar böyle bir girişime kesin gözüyle bakarak bekliyorlardı lakin aile çevresi dediğimiz akraba i taallûkattan gelen “Ne yazıyorsun?” sorusu beni benden almış yerlere çalmış durumda. Buradan selam ederim hepsine =)

8. Yazdıklarınızda sizi yansıtan ya da gerçek hayattan esinlendiğiniz yönler oldu mu?

Yazdıklarımda beni yansıtan bir karakter yok. Ben dünyaya sanki karakterler düşleyip yazmak için gönderilmiş gibiyim. Toplum içinde yok gibi sessizimdir. Konuşmayı hep yorucu bulurum. Eşim bir kadın olarak türümün tek örneği olduğumu düşünür. Dinlemek ve gözlemlemek benim için her şeyin üstünde bir zevktir. Karakterlerim hayatın içinden gözlemleyip fikir sahibi olduktan sonra bir kalıba oturtarak şekillendirdiğim kişilerdir. Hikâyelerimi de gerçek hayatta olan veya olması muhtemel olaylardan derlerim.

9. Bir gün kitap çıkarma hayalleri olan hikâye yazarlarına söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Bu konuda çok mesaj alıyorum. “ On iki yaşındayım yazar olabilir miyim?” “On üç yaşındayım yazdıklarımı nasıl yayınlatırım?” Gibi mesajlar azımsanmayacak kadar fazla. Arkadaşlar öncelikle acele etmeyin. Bu yaşta yazar olmaz demek istemiyorum olur lakin bana kalırsa hayallerinizi bu kadar erken tüketmeyin. Çünkü birkaç yıla kalmadan yazdığınız hiçbir şeyi beğenmez hale geleceksiniz. Farklı kitaplar okudukça ufkunuz ve kelime hazineniz gelişecek ve yayınlatmak istediğiniz yazılarınızı gülerek okuyacaksınız. Bu konuda kabiliyetiniz varsa ve bu mesleği gerçekten hedefinize oturtmuşsanız kesinlikle acele etmeyin. Önce tüm Türk ve dünya klasiklerini okuyun. Bunları okuduktan sonra az çok tarzınız ve ne tür yazarlardan hoşlandığınızı keşfedip, o yöndeki yazarları takip etmeye başlarsınız. Bunun yanında az çok sinema kültürüne sahip olmalarını da tavsiye ederim. Özellikle kitaptan uyarlanan filmleri izlesinler. Tabi bunları yaparken seçtikleri zaman okul ve derslerinden arta kalan zamanlar olmalı. Bunun dışında ben İtalyan romantik müziklerini dinlerken, sokaklarda insanları incelerken yazacağım sahneler kendiliğinden oluşur. Bu şekilde kendilerine neyin ilham olduğunu keşfetsinler. Sürekli ellerinin altında bir ajandaları ve yazdığından emin oldukları bir kalemleri (Birkaç kez mağduriyet yaşadım) bulunsun. Ve “Yılmak” “Yorulmak” gibi kavramları hayatlarından çıkartıp azimli olsunlar. Bunlar benim naçizane tavsiye edeceğim birkaç şey.


10. Son olarak okuyucularınıza neler söylemek istersiniz?

Satırlarıma değer verip hikâyelerime konuk olan her bir okurum benim için çok kıymetli hepsini çok seviyorum. Sayfalarımda dolaşan ellerine, gözlerine dert değmesin diyorum. Hepsine kucak dolusu kalpçikler gönderiyorum. İstek, şikâyet, öneri ve görüşleri için bana dönmelerini bekliyorum. 

Pinterest shareGoogle Plus share

Tuğba Y. Mazer || Yazar Röportajı


1. Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkürler. Klasik bir soru ile başlayalım. T. Y. Mazer kimdir? Kendinizden kısaca bahseder misiniz? 
Rica ederim, ben teşekkür ederim. 😊 Adım Tuğba, 87 doğumluyum evli ve bir canavar annesiyim. Şu an bir yandan çalışmakta bir yandan yüksek lisans yapmakta bir yandan da yazarlık yapmaktayım. Havacılık sektöründe Pazarlama biriminde çalışıyorum. İşimi çok seviyor olsam da, gerçek aşkım hayal etmek kurgulamak ve yazmak. 😊
2. Yazarlık serüveniniz nasıl başladı? 
Hayatım boyunca çok kitap okuyan bir insan oldum. Klasiklerden başlayıp, kurgu romanlarıyla devam ettim. Bir süre sonra çok fazla fikrim olduğunu düşünüp “ben neden yazmıyorum” dedim. Tabi ilkokul, ortaokul, lise boyunca şiir, kompozisyon yarışmalarına katılmış ödüller almıştım. Sonra lise, üniversite sınavları derken yazmayı hep erteledim. İlk kurgumu üniversite sonda yazmaya başladım.
3. Wattpad'i nasıl keşfettiniz? Wattpad de sizi hikayelerinizi paylaşmaya iten etken ne oldu?
Kardeşim ücretsiz hikaye okunan bir site olduğunu söylemişti. Tabi o zaman ben o kadar yoğunum ki, uygulamayı indirsem de 5-6 ay kullanmadım. Sonra bir gün hasta oldum ve can sıkıntısından Wattpad’i kurcalamaya başladım. Baktım ki hikaye yazıp paylaşabiliyorsun, ben de denemek istedim. 😊
4. Lacivert hikayesi nasıl ortaya çıktı?
Lacivert’i yazmaya başlarken aklımdaki tek detay evden kaçan genç bir kızı konu almaktı. Ama bu kaçış dramatik değil de heyecanlı olsun istedim. Sonra onun karşılaşacağı karakter de öyle özel olsun ki, okurken büyülenelim istedim. Bu yüzden de bilimkurguyu kullanarak James Hunter’ı mükemmelleştirdim. 😇
5. Yayınevlerine yazdıklarınızı gönderiyor muydunuz? Yoksa yayınevi mi sizi keşfetti?
Ephesus’dan başka bir yayınevine göndermedim. Açıkçası hemen kitaplaşsın da istemiyordum. Ama sonra bir şans oldu ve yayınevi sahibim sayın Mustafa Bey ile bir araya geldik, gerisi malum. 😊
6. Kurgularınızı oluştururken hangi aşamalara dikkat ediyorsunuz?
Her ayrıntıya dikkat etmeye çalışıyorum. Özellikle sahnelerin gerçekçi olmasına ve kurgu dışında günlük hayattan bir kesit ise doğru olmasına özen gösteriyorum. Bu da beraberinde uzun araştırmaları getiriyor. Örneğin; bir yaralanma sahnesi sonrası tedavi sürecini mi anlatıyorum, mutlaka bu alanla ilgili birine danışıyorum. 😊
7. Tarzınız dışında farklı bir tür yazmak isteseydiniz bu hangi tür olurdu?
İstediğim her tarzda yazıyorum sanırım. 😊
8. Can Yaman ile olan serüveniniz nasıl başladı? Kitabın tasarım aşamasında neler yaşandı? Kapakta Can Yaman'ın yer almasıyla ilgili neler hissettiniz?
Lacivert nam-ı diğer James Hunter benim için çok özel. Açıkçası kitap kapağında onun olmasını istedim ve bu figürün de öylece bir stok fotoğrafı olmasını istemiyordum. Bu yüzden çok beğendiğim bir oyuncu olan Can Yaman’la iletişime geçtim. Olur da (inşallah ) Lacivert’e bir gün senaryolaşma teklifi gelirse de böylece en başından beri Can’ı James olarak düşünmüş olur, yine beyaz perdede onu izleriz diye düşündüm. 
9. Bir gün kitap çıkarma hayalleri olan hikaye yazarlarına söylemek istediğiniz bir şeyler var mı? 
Yazmaktan vazgeçmesinler ve en önemlisi acele etmesinler. Efsane olmuş diye düşündükleri hikaye belki de a
slında yazmak istedikleri gibi değildir. Şahsen benim ilk yazdığım hikaye ağır romantizm barındırıyordu. Ama sonra Lacivert ile kendimi buldum Bir de çook araştırarak yazsınlar, kolaya kaçmasınlar. 😉
10. Son olarak okuyucularınıza neler söylemek istersiniz?
Onları çok seviyorum. Yazdıklarımın ruhunu anlayan beğenen, beğenmeyen herkese sonsuz teşekkürler. Onlardan daha değerli hiç bir şey yok. ❤️
Pinterest shareGoogle Plus share

Okuma Etkinliği #23 || ÖNYARGI || Yazar Röportajı





1.Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için teşekkürler. Klasik bir soru ile başlayalım. Delicia Black kimdir? Kendinizden kısaca bahseder misiniz?

Asıl ben teşekkür ederim kendimi ifade edebilme fırsatını verdiğiniz için. J 1995 İzmir doğumlu, Ege Üniversitesi’nde Tekstil Mühendisliği üçüncü sınıf öğrencisi, hayalperest, okuma bağımlısı, araştırma ve sürekli yeni bir şeyler öğrenme heveslisi, meraklı, fazlasıyla geveze, kafasındaki sesleri susturmak amacıyla kendini bildi bileli bir şeyler karalayan sıradan bir Türk kızıyım. :D
Pinterest shareGoogle Plus share

Okuma Etkinliği#14 || Gençlik Hatırası || Röportaj


Herkese Merhaba!
Etkinliğimizin üçüncü gününde yazarımız ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik..
Biz kendisini çok sevdik, umarım siz de keyifle okursunuz. :)
Pinterest shareGoogle Plus share

KGBT 12. Tur || Benim Küçük Gelinim || Röportaj

Turumuzun üçüncü gününde yazarımızla gerçekleştirdiğimiz keyifli röportajımız sizlerle..
1.Klasik bir soruyla başlayalım. Yasemin Yaman kimdir? Kendinizden kısaca bahseder misiniz? 
  • Yasemin Yaman doğma büyüme Trabzon’lu yeşile aşık biridir. Belki de köy yerinde büyüdüğüm için bu duyguları besliyorum. Sessizliği seven, canı sıkıldıkça bir şeyler karalayan, kitap okumadan duramayan ve hala üniversite öğrencisi olan biridir. KTÜ Orman End. Mühendisliği son sınıf öğrencisi ve yazmayı sadece rahatlamak amacıyla gerçekleştiren biri…
Pinterest shareGoogle Plus share

Nil Sefa Öneş || Röportaj



Klasik bir soru ile başlayalım. Nil Sefa Öneş kimdir? Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

  • Aslında kendimi anlatmayı pek beceremem, fakat içimde birkaç kişinin yaşadığını düşünüyorum epey zamandır. Sanırım bu da yazmanın verdiği bir şey olsa gerek. Bazen çok çılgın olabilirken en olmaz şeylerin baş rolünde kendimi bulabilirken bazen de çok sessiz sedasız kimliğime bürünebiliyorum. Ya da fırtına öncesi sessizlik diyelim buna :D Bunun dışında vücut geliştirme ve fitness antrenörüyüm. 
Pinterest shareGoogle Plus share

KGBT 10. Tur || Dengesiz Bir Adamın Anatomisi || Röportaj


Tur kitabımızın yazarıyla güzel bir röportaj gerçekleştirdik. 
Merak edenler için sizi röportaj köşemize alalım! 

Pinterest shareGoogle Plus share
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI