Grinin Elli Tonu / YORUM





Fifty Shades of Grey / 576 SAYFAPuanım:4

Fragmanın sürekli sosyal medyada yayınlanması üzerine "Grinin Elli Tonu"nu sonunda okudum ve bitti. Bu kitabı en son okuyan benim herhalde. (= (Bu arada bayağı uzun bir kitap. Tam 576 sayfa, az değil.)


Kitaba başlamadan önce bende bir önyargı oluşmuştu. Yetişkin Kurgu tarzı pek tercih ettiğim kitaplar arasına girmiyor. Yine de önyargımı kırıp okumaya başladım ve bitti.


Her ne kadar bazı noktalara sinir olsam da (Grey'in Ana'ya şaplak atması gibi) beni fazla rahatsız eden bir kitap değildi. Değinmek istediğim bir nokta daha var; Ana çok çabuk Christian'a aşık olmadı mı? Yani daha doğru düzgün tanımadığın sadece adını bildiğin bir adama kapılmak bana saçma geldi. (Başlarda birbirlerinden etkilene, aşık olan çiftleri sevemiyorum.)


Christian'ın, Ana'yı takip etmesi, onu ailesi ile tanıştırması...o sahneler çok hoştu. Birlikte helikoptere binmelerini okurken de ayrı bir zevk aldım. Ve Christian Grey farklı "zevkleri" olan bir adam. Aman dikkat! (=


Neyse...

Grey'in teklifini kabul etmesi ise bende bir şok etkisi yarattı. Sonuçta Grey gizemli bir adam ve ne olacağı, ne yapacağı hiç belli olmayan bir adam.


Ana; masumluğuna inanmadığım bir karakter. Tamam ilkini Christian'a vermiş olabilir ama resmen adamın başına çullandı. Dedim, bu kız nasıl masumluk abidesi. (=


Grey; Her ne kadar "Gizemli, Zengin, Karizmatik ve Ateşli" olsa da sırlarla dolu olan hayatı insanı cezbediyor. Ve Ana ile birbirlerini tamamladıklarını düşünüyorum. Çünkü Gey bütün "ilk"lerini Ana ile beraber yaşadı. Grey'in üzerinde Ana'nın yatıştırıcı bir etkisi olduğunu düşünüyorum.


Ana'nın Grey'e maket hediye etmesi, Grey'in Ana le birlikte uyuması çok hoştu. (Bu sahnelere benden bir yıldız) (=

Bir konuya daha değinmek istiyorum. Kitabı edebi bulmayanlar var. Bu konu da bayağı bir tartışıldı. Sonuçta siz böyle bir kitap okuyorsanız onun literatüre tarzından bir kitap olmasını beklemeyin!


Kitapta duygular krema gibi anlatılmış, düşünceler sığ kalmamıştı. (Bana göre) Yazarın üslubu da gayet güzel bence. Önyargımdan dolayı serinin devam kitaplarını almamıştım ama okuduktan sonra almadığıma pişman oldum. Çünkü devam kitabını okumak için can atıyorum.


18 yaş ve üstü-ki bunu herkes biliyor- okunabilir nitelikte bir kitap. Ağır erotizm içeriyor. Ona göre hareket edin derim. :)

Pinterest shareGoogle Plus share

Mim#Kendinle Yüzleş

 
 

 
Son zamanlarda bir mimlenmedir gidiyor. Ee hal böyle olunca Kristal Kitap beni mimlemiş. Sorulara şöyle bir baktığımda oldukça zorlayıcı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. İnsanı bir kaç kere düşündüren sorular...
*
 
1.Geçmişin olmasaydı bugün ortaya koymakta olduğun şey ne olurdu?

Geçmiş, yaşanmışlık hissi. Geçmişimiz bizi şekillendiren bir olgu. Eğer geçmişimiz olmasaydı biz de şu an var olmazdık. Benim şuan ki konumumu geçmişteki yaşanmışlıklara borçluyum.

2.Annen, baban senin için ne ifade ediyor? İkisinin de yeri ayrı. Onları seviyorum. Bazen beni deli edip çileden çıkarsalar da bu benim asabim ve sabırsız tavrımdan kaynaklanıyor. Sonuçta "annem" benim "meleğim" babam ise tanıdığım ilk erkek, ilk "kahramanım". Ne olursa olsun yanımızdan hiç ayrılmayan ve desteğini esirgemeyen tek insan onlar. Kıymetlerini bilmek lazım.
 
3.İmkansız olduğunu düşündüğün her şeyin kapılarını açmak için ne kadar gönüllü olurdun?
İmkansız olduğunu düşündüğüm bir şeyin kapılarını açmak için önce büyük bir çaba sarf etmem gerekirdi. Bunu da planlı çalışma ve düzen üzerine kurabilirdim. Basamakları yavaş yavaş çıkmayı denerdim. Her ne kadar sabırsız olsam da vazgeçmeyi seven biri değilim. Ayrıca çok inatçı bir yapıya sahibim. O yüzden bu işin peşini bırakmazdım. Ben imkansızlıklar için yaratılmışım.
 
4.Şu an sen kimsin ve ne kadar büyük parlak ve faydalı bir macera ortaya koyacaksın?
Şu an ben; üniversite 2.sınıf öğrencisi olup başka da bir şey olmayan biriyim. Okumaktan başka gayesi olmayan ama çalışma hayatına atılmak için de can atan sabırsız biriyim. Okulum bittikten sonra yüksek lisans yapmak istiyorum ve bir de dil öğrenmek istiyorum. Sonra da vatana millete hayırlı bir birey olup hayırlı vatandaşlar yetiştirmek istiyorum. Bir de sonra da psikoloji okumayışünüyorum. Hep içimde ukte kalmıştı, belki bir gün bu bölüme de el atarım, kim bilir.
 
5.Kalbin daha önce kırılmamış olsaydı ne kadar neşeli, inanılmaz, olağanüstü, değerli ve tümüyle doyurucu bir ilişki içinde olurdun?
Güzel bir soru. (= Ben kelimenin tam anlamıyla soğuk nevalenin tekiyim. İnsanlarla öyle kolay kolay iletişim kuramam. İlk adımı karşı taraftan beklerim. Kalbim daha önce kırılmamış olsaydı insanlarla arama bu kadar sınır koymazdım sanırım. Güven eksikliği denen durum yaşanmazdı.

Kalbim daha önce kırılmamış ve üstüne basılıp çiğnenmemiş olsaydı içinde bulunduğum sevgiye daha çok değer verirdim. O sevginin içine kendimi adardım. O sevgiyle birlikte ben de büyürdüm. Her şey daha anlamlı olurdu.

Kalbim daha önce kırılmamış olsaydı şu an içinde olduğum kişi olmazdım sanırım. Daha neşeli, insanları mutlu etmeyi seven ve onlara güvenen biri olurdum. İnsanlarla aramda mesafeler olmazdı. Böyle soğuk nevalenin teki olmazdım anlayacağınız.
 
 
*
Bende Sıradan Bir Otaku, ve Kitap Soluğu'nu mimliyorum. Şimdi sıra sizde sevgili kitap kurtları :)
 
Pinterest shareGoogle Plus share

Saraydan Hikayeler (Prens ve Muhafız) / YORUM

 
Puanım:4
 
Bu kitapta Aspen'in ve Maxon'ın hikayesini dinledik. Yorumlara gelecek olursak;
Maxon; "Görünenin altında gizli kalmış gerçekler yatıyor" tabirini Maxon için kullanabiliriz. Beni bayağı bir şaşırttı. Özellikle aile ilişkileri çok şaşırtıcıydı. Maxon'ın babası -Kral Clarkson-'a çok sinir oldum diyebilirim. Sağ gösterip sol çakan tiplerden biri ve hem karısını hem de oğlunu ezip onlar hakkında söz sahibi olması çok kötü. Maxon göründüğü gibi bir değil, bunu unutmayın!
Aspen; Sağlam yürekli adam. Ne olursa olsun sevdiği kızdan vazgeçmeyen adam. Aspen sarayda kalıyorsa bunun tek nedeni America'dır. Sırf onu bir kaç dakika görebilmek için koşulları zorlaması çok hoş. America'ya olan sevgisi insanın gözlerini yaşartıyor. -Aspen'in America'ya hatıra olarak kıyafetinin kol düğmesinin koparıp vermesi çok güzeldi. Off, insanın sen nasıl bir adamsın böyle diyesi geliyor, benden söylemesi- (=
 
Sarayda yaşanan olaylara Maxon'ın ve Aspen'in gözünden de bakmış olduk ve yayınevinin bu güzel novella'yı yayınlaması da çok iyi olmuş. Böylece iki adamın düşüncelerini ve gizli kalmış gerçekleri de öğrenmiş olduk.
Ve son bir şey; America'nın işi çok zor!
 

Pinterest shareGoogle Plus share

Elit / YORUM

 
Puanım:4
 
ELİT / The Selection#2America artık bir elit ve sarayda sadece 6 kız kaldı. Ve ortada kıyasıya bir yarış var. Savaş desek daha doğru olur. Herkes prenses olmanın ve Maxon'ı etkilemenin peşinde. 6 kızla başlayan yarış 3 kızla sona yaklaşıyor. Geriye kalanlar; Celeste (Bu ne bir tek biçim isim ya kereste gibi) (= , Kriss ve America.
Bu kitapta anlayamadığım tek şey karakterlerin tutumları. Bir tek Aspen'in niyeti belli o da America ile evlenmek. America ise kimi seçeceğinden emin değil. Asıl beni sinir eden ikisini de bir arada idare etmesi. Buradan sana sesleniyorum America; sus ve kalbinin sesini dinle. Maxon mı yoksa Aspen mi? (Bir karar ver artık ya!!!) (=
Bu arada America'nın kız kardeşi May'i çok sevdim. Böyle kıpır kıpır ısırasım geldi o çocuksu yanaklarını. (=
 
Marlee ve Carter'in yasak aşkının ortaya çıkması ve çok ağır şartlar altında cezalandırılması çok kötüydü. O sahneleri okurken çok hüzünlendim. Marlee'ye içim acıdı. Ah Marlee. :( Ne çok sevmiştim halbuki bu kızı..
Ve Marlee'ye olan işkenceden sonra Maxon'ın onlara sahip çıkması bir artı puan. Onları gizlice sarayda tutması ve çalıştırması çok hoştu. Bu konuda Maxon benden bir artı puan aldı. Ama onun dışında bu kitapta biraz gıcık oldum. Aslında iktidar için yapıyor bir konuda hak vermek lazım ama böyle yaparak (yani Celeste ve Kriss'e de umut vererek) America'nın aklını ve kalbini karıştırıyor.


Neyse...
Acısıyla tatlısıyla ilk kitaptan daha güzel buldum bu kitabı. Kızlar arasındaki gerilim de göz doldurucu. Okurken kendinizden geçiyorsunuz. Ve bir diğer kitabı okumak için can atıyorsunuz. Ve macera kaldığı yerden devam ediyor.

 

Pinterest shareGoogle Plus share

Beni Seç / YORUM

 
Beni Seç / The Selection#1
 
 
Keyifle ve bir solukta okuduğum bir kitaptı. Yalnız America karakterine biraz uyuz oldum. Yani Maxon mı Aspen mi bir türlü karar veremiyor.(Benim için Maxon) İşin kötü yanı ise ikisine de umut vermesi. Kitaplarda en sevmediğim noktalardan biri de; kızın iki erkeğin arasında kalmış olması. Maxon'ı seçerse aklı Aspen'de kalacak, Aspen'i seçerse de bu kez aklı Maxon'da kalacak. Anlayacağınız America'nın işi çok zor. Aspen onun ilk aşkı olmasına rağmen ondan vazgeçebilecek midir? Maxon'ın şefkati ve yardımseverliğini bir kenar bırakıp onu yüz üstü bırakıp çekip gidebilecek midir? Bu soruların cevabını gerçekten merak ediyorum. Yazarın kast sistemine de vurgu yapması çok hoşuma gitti. Bu sınıfsal ayrıcalıkları hiç sevmiyorum. Yazarın bu konuya değinmesi de çok hoş olmuş. Kızların saraya alınması ve eğitimden geçmesi bana "Muhteşem Yüzyıl"ı hatırlattı. Mer'de Maxon'ın gözdesi konumunda zaten :) Bir de kızlaın prens için hazırlanması bana sanki defileye çıkacaklarmış da hazırlanıyorlarmış gibi hissettirdi. Kızlar gözümde bir nevi "Victoria Secret Melekleri" konumuna dönüştü. Her yerde kameraların olması ve kızların sürekli izlenmesi de bana "Biri Bizi Gözetliyor Evi"ni hatırlattı ve okurken o sahnelerde çok güldüm. Yazarın kalemi güçlü ve keyfi verici o yüzden bir an önce bu seriye başlayın derim, pişman olmazsınız. :)))
PUANIM: 4

Pinterest shareGoogle Plus share
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI