Öncelikle ilk kitaptan daha çok sevdim. Kitabın belli bir kısmı boyunca Shane karakteri beni sinir etti. Bazı şeylere karşı bu kadar kör oluşu inanılmazdı. Yazarın Shane'e kin güttüğünü düşünüyorum. Yani Shane'in bu kadar umarsız bir karakter olacağını düşünmüyorum. Yazara biraz kuruldum. Neyseee. Ilya'ya çok üzüldüm. Depresyonlardan depresyon beğendi çocuk. Çok güzel ve olumlu gelişmeler oldu ikisinin hayatında ama Ilya için hala çözüme kavuşmayan şeyler var. Umarım üçüncü kitapta ikisi için özellikle Ilya için rahatlayabileceği, derin bir nefes alabileceği, aradığı huzura kavuşacabileceği bir hayatı olur. İkisi de dünyadaki tüm sevgiyi hak ediyorlar. Shane'nin ailesinin Ilya'yı ikinci oğulları gibi benimseyip ona sahip çıkmaları o kadar güzel ki.. Ilya'nın kimsesizliği beni çok üzüyor. David ile olan baba&oğul sahnelerinde duygulanmadım dersem yalan olur. Ilya’nın uçağın düşeceği korkusuyla Shane'e attığı mesajlar o an ki onu kaybetme bir daha görememe korkusu o sahne kalbimde bir yaradır. Hem duygulandım hem üzüldüm. Montreal takımının Shane'e karşı takındığı tavıra sinir oldum. Ne kadar nankörsünüz. Shane o takım için her şeyini ortaya koydu. Karşılığı bu olmamalıydı. Yazarın kalemini hala sevemiyorum. Çok basite indirgediğini düşünüyorum. Bölümler ve olaylar arası kopukluk hissediyorum. Yani daha güzel yazan fanficler okudum. Umarım dizinin ikinci sezonunda daha sağlam temeller üzerine kurulmuş, duyguları daha yoğun hissedeceğimiz bir sezon izleriz. ✨️
☆
"Belki kıskançtım."
"Devam et."
"Ben... Aptalcaydı, tamam mı? Gurur duymuyorum."
Gözlerini Shane'e çevirdiğinde, onun kendisine gülümsediğini gördü, ama bu hoş bir gülümseme değildi. Daha çok zafer kazanmış, kendini beğenmiş bir gülümsemeydi. "Gerçekten ne olacağını düşünüyordun?"
Ilya omuz silkti. "Belki onun iyi biri olduğunu düşünürdün. Yakışıklı. Rakip bir hokey oyuncusu olmadığını." Bir gün Shane'in, karanlık bir sırrı olmayan biriyle birlikte olabileceğini fark edeceğinden korkuyordu. Birini sevmenin bu kadar kolay olabileceğinden korkuyordu.
Shane yüksek sesle nefes verdi, öfkesi belliydi. "Bütün gün bunu yapmamaya çalıştım..." Gözleri aralık kapıya kaydı, muhtemelen ne kadar yüksek sesle konuştuğunun farkına vardı. Sesini neredeyse fisıltıya indirdi.
"Sana ne kadar aşık olduğumu belli etmemeye çalıştım."
"Shane..."
"Hayır. Kes sesini. Eğer bana gülümseyen ilk yakışıklı adam için seni terk etmeyeceğimi gerçekten anlamıyorsan, o zaman ne yaptığımızı bile bilmiyorum, Ilya."
"Özür dilerim,"' dedi Ilya, çünkü birdenbire gerçekten üzülmüştü. "Garip bir gündü."
☆
"Bunu izlediğinde göreceğin şey bu olacak. Hiçbir şey söylemediğim. Senin benim için her şey olduğunu söylemek istedim. Her şey. Tamam mı?"
"Sen de benim için her şeysin."
☆
"Sen çok fazla sorumluluk ve baskı altında olan bir insansın. Geçimini sağlamak için fiziksel olarak yorucu ve tehlikeli bir spor yapıyorsun. Çok büyük bir sır saklarken, aynı zamanda hayatın spot ışıkları altında geçiyor. Aşık olmana izin verilmeyen bir adama aşıksın. Çocukluğundan beri, kendini hiç doğru dürüst işleyemediğin bir travma taşıyorsun. Ayrıca her şeyi çok derinden hissediyorsun. Belki de kimsenin fark etmediği kadar derinden."
☆
Sen hayatımdaki en güzel şeysin. Seni seviyorum. Her zaman. Belki de seni ilk gördüğüm andan itibaren. Şu anda sadece seni düşünüyorum. Milyonlarca anı. Bunlar için teşekkür ederim. Ne olursa olsun, ben seninleyim. Kalbinde güvendeyim. Buna inanıyorum.
☆
"Kendinle savaşmak zorunda kalmana üzülüyorum. Ama beni asla korkutamazsın, tamam mı? Ve ben senden ya da bizden asla vazgeçmeyeceğim. Neye ihtiyacın olursa olsun, ben buradayım."
"Ya yapabileceğin bir şey yoksa?" diye sordu Ilya, küçük, korkmuş bir sesle. "Ya yardım edemezsen?"
Shane'in yüz hatları hokey kaptanı yüzüne dönüştü, kararlı ve korkusuz.
"O zaman yapabileceğim bir şey olana kadar yanında olacağım." Ilya'nın alnını öptü. "Seninle evleniyorum, Ilya. Seninle çocuk sahibi olmak istiyorum. Hall of Fame'e girdiğimizde senin eşin olmak istiyorum. Seni çok seviyorum."
☆
"Ona iyi bakacağım."
"Biliyorum. Söylemeye çalıştığım şey ve Yuna her zaman daha iyi bir konuşmacı olmuştur, Shane gibi harika bir oğlum olduğu için kendimi her zaman çok şanslı hissettim, ikinci bir oğlum olacağını hiç beklemiyordum."












