PUANLAMA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PUANLAMA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

KGBT 11. Tur || Yasak Cennet || Yorum


Sevdiğinizin uğruna kanatlarınızdan vazgeçer miydiniz?
Herkese Merhaba! Kitap Gurmelerinin 11. Blog Tur'u ile karşınızdayım. Benim çok sevdiğim ve herkese önerdiğim bir kitap yorumu ile karşınızdayım.

Bu kitabı nasıl anlatsam bilemiyorum. Okurken beni etkilediğini hatta bazı bölümlerde bir kaç damla göz yaşı dökmeme sebep olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. 
Pinterest shareGoogle Plus share

KGBT 10. Tur || Dengesiz Bir Adamın Anatomisi || Yorum



Aslı ile Can...
Birbirlerine ilk görüşte aşık oldular. 
Can'ın dengesizliği, Aslı'nın sükuneti ile bir süre idare ettiler. 
Her ne kadar "aşk bir dengesizlik işi" olsa da bu dengesizlik ikisini de tüketti. 
Ve Can sevdiği kadından onun iyiliği için vazgeçti.
Kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi? 
Pinterest shareGoogle Plus share

Opal || Lux Serisi 3 || Yorum


Herkese Merhaba!

Bugün Lux Serisinin 3.kitabı Opal yorumu ile karşınızdayım. Ben serinin ilk iki kitabını çok önceden okumuştum. O yüzden hatırlamadığım bir çok olay vardı. Ama Opal'i okuyunca eksiklerimi tamamlamış oldum. Ve bir karar aldım. Yeni bir seriye başlayacaksam devam kitaplarını aralarını fazla uzatmadan okuyacağım. Yoksa arada böyle unuttuğunuz şeyler olabilir. Siz, siz olun, benim yaptığım gibi yapmayın! :)

Pinterest shareGoogle Plus share

Koruyucu [Kitap Yorumu]


Herkese Merhaba!

Çok az "historical" okuyan ben bu kez bir historical kitap yorumu ile karşınızdayım!  Bir iki gün gibi kısa bir sürede bitti kitap.  Ben bu kitabı okuyalım 4 gün falan oluyor ama yorum yapmaya üşendiğimden daha yeni yazıyorum yorumumu. :/ (Daha fazla historical okumalıyım, daha fazlaaa) :D


Pinterest shareGoogle Plus share

Kalbimi Salla [Kitap Yorumu]




Herkese Merhaba!

Kitabı okuyalı 3 - 4 gün falan oluyor ama ben anca yorum yazıyorum. Sebep; üşengeçliğimden kaynaklı. :D Ee haliyle aradan zaman geçince ne yazacağını bilemiyor insan. Bende aynı bu durumdayım! Her neyse..
Pinterest shareGoogle Plus share

Okuma Etkinliği#8 - Ateş ve Buz │Yorum ve Çekiliş

Bu kitabı nasıl anlatsam bilemiyorum. Üç farklı kadın, üç farklı adam ve üç farklı hayat! Çelişkiler ve gözyaşlarıyla dolu bir hikaye. Hem yakacak hem de yanacak olanların hikayesi!

Pinterest shareGoogle Plus share

Okuma Etkinliği#7 - Aşkın Naz'lı Hali│Yorum ve Çekiliş

  • Naz, baba parası yiyen, çalıştığı işte bir kaç haftadan fazla barınamayan, zengin ve şımarık öğretmen kızımızdır. Ama ilk başta! Özellikle belirteyim bunu. İlerleyen sayfalarda Naz'ın değişimini okuduğunuzda tepe taklak olacaksınız, benden söylemesi. :)
Pinterest shareGoogle Plus share

Okuma Etkinliği#6 - 30 Yaşındaysanız Hayat Gerçekten Zor │Yorum


Bir varmış bir yokmuş misali başladı kitap. Masal gibiydi. Beni kah güldüren kah düşündüren bir kitaptı. Tadında bir chick-lit'di. Nazlı, 30 yaşında kocası tarafında aldatılan biraz komik biraz dengesiz, kararlı ve marifetli bir hanım kızımızdır. Nazlı, kocasından yediği kazığın zararları en aza indirgemek için elinden geleni ardına koymaz. Kocasını kapı dışarı edip belli bir miktar para aldıktan sonra kendine yeni bir ev alır ve yeni bir hayat yelken açar. Yıllar önce terk ettiği okuluna geri döner. Ama o da ne?
Pinterest shareGoogle Plus share

KGBT 7. Tur || İngiliz Gelin Annabel | Yorum


Kitabı ilk elime aldığımda beğeneceğimi düşünmemiştim. Ama kitabı bitirdiğimde tam olarak şöyle hissetim; "Nerede bu kitabın ikincisi?" O derece çok sevdim ben kitabı. Her ne kadar kapak resmi paintte yapılmış gibi dursa da içeriğine diyecek yok! Redaksiyondan kaynaklı hatalar vardı ama ikinci kitapta düzeltirler diye umuyorum. Benim gibi fazla tarihi aşk okumamış biriyseniz bu kitabı okumanızı tavsiye ederim! 
Pinterest shareGoogle Plus share

Kimi Öptüğüne Dikkat Et [Kitap Yorumu]

Bana "vay canına" dedirten, kendini heyecanla bir solukta okutan bir kitap oldu Kimi Öptüğüne Dikkat Et!
* * * 
Yorumuma geçmeden önce karakterlere ve kitabın konusuna biraz değinmek istiyorum. 

Layla, Yarı Muhafız Yarı İblis. 17 Yaşında. Çocukluğunu birlikte geçirdiği Zayne'den hoşlanıyor. Zayne, Layla'dan 4 yaş büyük ve bir muhafız. Birlikte olmaları imkansız. Layla her ne kadar yarı muhafız olsa da taşıdığı iblis kanı Zayne ile birlikte olmasına engel. Layla'nın İblis olan annesi Lilith babası ise bir muhafız. Babasının kim olduğunu söylemiyorum, kitabı okumayanlar için sürpriz olsun. :) Ve Roth.. İblislerin başı ve en kötüsü diyebiliriz. Amacı Lilith'in serbest kalmasına engel olmak. 

Pinterest shareGoogle Plus share

Ünlü Aşk [Kitap Yorumu]


Bir gün gibi kısa bir sürede bitirdim kitabı. Eğlenceliydi. Okurken hem hüzünlendim, hem de sinirlendim. Okurken bana aynı anda bir çok hissettiren bir kitap oldu. Kitabı bitirdiğim de neden bunun ikincisi yok dedim.

Toprak karakterini hem sevdim hem sevemedim. Bencilce davranışları olmasa sevilebilirdi belki. (Okuyunca anlarsınız ne demek istediğimi..) En azından Melis'e yöneldi de Karen, Can'a kalmış oldu ve Toprak sorunu ortadan kalktı. Sergio karakteri kitapta en sevdiğim karakter oldu. Onun hikayesini de okumak isterim. Kitap boyunca o konuşsun ben dinleyeyim dedim ama sahnelerinin azlığı gözümden kaçmadı.

Genelde aşk üçgenleri olan kitapları sevmem ki.. bu kitapta aşk dörtgeni vardı. Toprak Karen'i seviyor, Karen Can'ı seviyor, Melis Toprak'ı seviyor. Önce Toprak Karen'le birlikteyken, gönlü Melis'e kaydı. Yani Karen'den vazgeçip ilgisini onu seven Melis'e yönlendirdi. Bu durum biraz sinir bozucu ama olayların akışında unutulup gidiliyor o olay. :D


Karen'in yakın koruma olması.. ne bileyim bana hep tuhaf hem de merak uyandırıcı geldi. Atraksiyonlu sahneler bana biraz saçma gelse de -sonuçta burası Amerika değil ve Karen bir FBI Ajanı değil- bu kadar hayalperest tavır insanı durup düşünmeye zorluyor. Ama sonuçta bu bir kurgu değil mi? 

Kitaptaki aksiyon ve macera sahneleri güzeldi. Ama biraz daha aksiyon olsa hayır demezdim hani. Toprak ve Can'ın kardeş olduğunu öğrendiğim de öyle pek şaşırmadım. Yazarın ters köşe yapacağını tahmin etmiştim. Hani bekliyordum böyle bir şey..

Karen'in yaptığı fedakarlıkları okuyunca bağrıma basasım geldi. İki kardeşin arasına girmemek için aşkından vazgeçen bir kadın sevilmesin de ne yapsın. Yazar sonunu güzel bağlamış en azından :) Yeşilçam filmleri havasındaydı ama keyifliydi. Ben beğendim. Boş zamanlarınızda keyif alarak okuyacağınız türde bir kitap, önerilir... 
Pinterest shareGoogle Plus share

Tesadüfen Aşk [Kitap Yorumu]

 
Kitabı okuyalı neredeyse bir ay oluyor ama ben üşengeçliğimden yeni yorum yazıyorum. Ee aradan zaman geçince haliyle hatırlamadığım şeyler olabilir. Başak Kızıltan'la ilk tanışmam oldu Tesadüfen Aşk. Büyük bir beklentiyle başladım kitaba ve hayal kırıklığına uğradım.

Kitap şimdiki zamanla ve karakterlerimizin -Ayaz ve Yeşim- ağzından anlatılıyor. Ben şimdiki zamanla anlatılmış kitapları pek sevmiyorum. Okurken keşke geçmiş zamanla anlatılsaydı derken buldum kendimi. Bir de karakterlerin ağzından değil de hakim bakış açısıyla anlatılsa nasıl olur diye düşündüm. Bu iki durum beni rahatsız etti ve haliyle kitabı sevmeme engel oldu diyebilirim. Okurken sıkıldığım yerler olmadı dersem yalan olur. Karakterleri sevemedim. Sevmediğim karakteristik özellikle bu kitap karakterlerinde hayat bulmuş gibiydi. Bana biraz dengesiz tipler gibi geldi karakterler. O yüzden sevemedim. 

Kitapta karakterlerimiz öyle tesadüflere geldi ki şaşırsam mı nasıl davransam bilemedim. Hani bana "yok artık" dedirten durumlar olmadı değil. Cenker nefret edilesi karakterlerin demirbaşı benim gözümde. Yani bu nasıl bir manyaklıktır anlamadım. Okurken camdan aşağı atasım geldi çocuğu, o derece nefret ettim! Okuyunca ne demek istediğimi anlarsınız.

Ayaz-Alaz benzeşmesini sevmedim. Alaz, Ayaz'ın kuzeni. Yazar burada Alaz değil de başka bir isim kullansa daha doğru olurmuş. Okurken beni sıkan nedenlerden biri de bu oldu. 

Kitapta bahsi geçen "aşk" bana pek samimi gelmedi. "Tesadüf"lerin boyutu da beni rahatsız etti. Yazarın ilk kitabı mı bilmiyorum ama bir şans daha verip Buselik ve Aksiseda kitaplarını da okumayı düşünüyorum.

Maalesef pek bana hitap eden bir kitap olmadı Tesadüfen Aşk. 
Pinterest shareGoogle Plus share

Evrenin Ötesi [Kitap Yorumu]


  • Bu kitabı beğenmeyen bir tek benim herhalde. Kitabın yorumunu girmeyecektim aslında, çünkü yarım bırakmıştım. Ama en sonunda inat ettim ve kitabı bitirdim. Kitap çarpıcı bir şekilde başlıyor. Ama bundan sonrası benim için bir hayal kırıklığı oldu. Tek diyebileceğim, kitabın bana işkence etmiş olduğu. Okurken gerçekten çok sıkıldım. Bu durumda kitabı okurken zevk aldığım da pek söylenemez. Hani okumak için, bitsin diye okudum. Okurken "bu kadar güzel bir kurgusu olan kitap daha ne kadar sıkıcı anlatılabilirdi ki.." diye düşünüp durdum. Problem arık anlatımda mı yoksa bende mi bilmiyorum. Filmi olsa izlenebilirdi belki..Ama bana göre kitap olmamış! Eğer bu seriye başlayacaksanız iki kere düşünün derim. :)

Sanki ortadan ikiye ayrılıyor gibi hissediyordum.
Bir zamanlar buzdum.
Şimdiyse acının ta kendisiyim.
  • Her şey Amy ve ailesinin Godspeed denen bir uzay gemisinde görev yapmak üzere 300 yıl kadar dondurulması ile başlar. Ama birinin Amy'nin bulunduğu kapsülün fişini çekmesi ile her şey daha yeni başlamıştır. Godspeed'e bir katil vardır .Amy şans eseri hayatta kalmıştır ama diğer iki kişinin sonu ölümle sonuçlanmıştır. Amy bütün gerçekleri öğrendiğinde Bilge ölmüş ve yerine Çırak geçmiştir. Yani artık Godspeed'in yeni lideri Çırak'tır. 

Gökyüzünün ne kadar önemli olduğunu onu kaybedene dek hiç düşünmemiştim.
  • En sonunda ortaya çıktığında bütün bunları yapanın kim olduğunu öğreniyorsunuz. Ayrıca Amy'nin fişini çeken de Çırak'mış. Kitap Amy ve Çırak'ın ağzından anlatılıyor. Çırak'ın bakış açısıyla yazılan bölümler ban sıkıcı geldi. Keşke olayları hep Amy anlatsaydı. Belki kitaba daha farklı bir açıdan yaklaşabilirdim. Pek bana hitap eden bir kitap değil. Ama yine de ikinci kitaba bir göz atacağım. Kurgusundan dolayı iki puan veriyorum. Dediğim gibi seriye başlayacaksanız iki kere düşünün! :D 
Pinterest shareGoogle Plus share

[Bu Ay Neler Okudum?] Şubat│15



  • Beni Yarına Bırakma [Yorum] │ 3 PUAN
  • Delidolu [Yorum] │ 3 PUAN
  • Mabet [Yorum] │5 PUAN
  • Aynadaki Ben [Yorum] │2 PUAN
  • Daima Aşk [Yorum] │ 4 PUAN
  • Duvarların Dili Olsa [Yorum] │2 PUAN 
  • Masum Koza [Yorum] │3 PUAN
  • Umutsuz [Yorum] │ 5 PUAN
  • On Küçük Nefes [Yorum] │ 4 PUAN
  • Kimliksiz [Yorum] │5 PUAN
  • Aşka Zaman Ver [Yorum] │ 3 PUAN
  • Bilinmeyen Serisi; Tesadüfler [Yorum] │3 PUAN
Siz bu ay kaç kitap okudunuz? Neler okudunuz? 
Pinterest shareGoogle Plus share

Çırılçıplak / Yorum



PUANIM: 3

Bu kitap hakkında ne desem bilemiyorum. Öncelikle hakkında yapılan yorumlardan bahsedeceğim. 

"Çırılçıplak için 5 YILDIZ! Ethan'a aşık oldum ve Çırılçıplak'ın muhteşem olduğuna karar verdiğinizde bana teşekkür edersiniz! Son bir söz daha... Christian da kim?" Bu yorum o kadar komik ki.. Ben buna sadece gülerim.

Kitap zaten Elli Ton'un kopyası gibi. Zaten Christian Grey'den sonraki adamların hepsi birbirinin kopyası. "Sen benimsin" cümlesine de sinir olmaya başladım. O kadar çok karşımıza çıkar oldu ki.. İnandırıcı gelmiyor artık. Biraz yaratıcı olun!

Brynne'i sevmedim. Her kitapta gördüğümüz karakterler gibi. Geçmişte başına bir takım olaylar gelmiş ve bu yüzden kendini kapamış bir kadın. Onun hayatına mucize gibi düşen bir dominant bir adam! Klasik erotik kitap konuları işte.

Kitaba olan beklentim fazlaydı o yüzden böyle bir düşüş yaşadım sanırım. Kitabın kısa olmasını saymıyorum bile. Yazar seri yapacağım diye kitabı bölmeseymiş daha iyi olurmuş.İki satırlık boşluklarla ve 3 sayfalık "Bölüm 1" yazıları ile kitabın 50 sayfası neredeyse boş bırakılmış. 100 sayfalık kitabı uzatmak için ne yapacağını bilememiş yayın evi.

Ama yine de o mavi gözler bana bir dakika önce olduğundan daha yakındı ve parfümünün kokusunu alabiliyordum. Koku öyle müthiş şekilde lezizdi ki, böyle güzel kokup da insan olmak günahtı.

Kitap bana göre 100 sayfalık. Bir de bu kadar ince kitap için 16 TL fiyat biçmelerine ise bir şey demiyorum. Aslında diyecek çok sözüm var! Ama susuyorum. Ticari amaç deyip geçiyorum!

Brynne'in tanımadığı bir adamı öpmesi ve "hoop" diye hemen yatağa girmesi tepemi attırdı. Sen bu adam hakkında adından başka bir şey bilmiyorsun. Hadi yaptığı iş vs. onları biliyorsun tamam..

Ama bu adam nasıl biridir. Hırlı mıdır hırsız mıdır diye soruşturmadan "lak" diye yatağına girdi. Yani benim buna tahammülüm yok! Bir de kitapta aralarında duygusal bir bağ varmış gibi anlatılması.. Komik yani!

"Ama hiçbir şey senin şu anda, burada, benim evimde, önümde durman kadar güzel değil." Kafasını iki yana sallarken umutsuz göründü. "Hiçbir şey seninle kıyaslanamaz."

Kitapta beni şaşırtan Ethan'ın askerlik yapmasıydı. Yani beklemiyordum böyle bir şey okuyunca şaşırdım doğrusu. Kitabın sonu biraz saçma bitti yani bana göre komikti. Tam sevişme sırasında Brynne'in babasının araması ve Ethan'a saydırması komikti. 

Meğersem Byrnne'in babası Ethan'ı kızını korumak için tutmuş. Tabi bizim saf kızımız bunu bilmiyordu. Ee ben demiştim tanımadığın adamın yatağına ve hayatına girersen böyle kazık yersin. ;) 

Kitaba puanım 3. Yani okusanız da olur okumasanız da...
Pinterest shareGoogle Plus share

Sonlayanlar / Yorum


Puanım; 3,5 - 4 
DİKKAT! SPOİLER İÇERİR.
Kitaba puanım 3 ile 4 arasında gidip geliyordu. O yüzden tam karar veremedim. Ama ilk kitap kadar sürükleyici gelmedi bana. Yeni karakterlerin kitaba girmesi ve ilk kitaptaki karakterlerin geri plana atılmasını sevmedim. 

Ama...Kitabı bitirdiğimde "vay anasını" dedim. Ciddi ciddi dedim bunu. :D İlk kitap Blake'in sahte olmasıyla yani içinde bir başkasının olmasıyla bitmişti ve ikinci kitapta Blake'i göremedik. Halbuki ben kapaktaki adamın Blake olduğunu düşünmüştüm. Neree Blake haa, neredeeee! diye isyan edecektim ki.. -Ahaa! Şimdi "Spoiler"in anası geliyor- Bizim Blake diye bildiğimiz Hyden çıkmasın mı? Hyden de İhtiyar olmasın mı? 

Ben şok! Ben iptal! Ben vefat! Aynen bu tepkileri verdiğim doğrudur... Hyden'ı görüyor musunuz arkadaşlar. Adam başından beri bu işin içindeymiş ve tek amacı Başlayanları kurtarmak ve Callie'yi korumakmış. Ve tabi babasını -Brockman'i- ortadan kaldırmak. 

Küçük Tyler'ı ben daha çok görmek istiyorum kitapta. Umarım son kitap "Ortancalar" da yazar Tyler'a yer verir. Ve bir -Spoi- daha geliyor. Callie'in öldüğünü sandığı babası aslında ölmemiş. Bunu öğrendiğimde dedim ki "bu yazar benimle dalga geçiyor galiba".. Her bir bölümde yeni bir sır ortaya çıkıyor, insan "neyin kafası" bu moduna giriyor yani.

Kitap ilk başlarda biraz sıkıcı gelebilir ama ortalara doğru biraz hareket kazanıyor. Özellikle bütün sırlar ortaya çıkıp Brockman'den kurtulma planları yapıldığı sırada. Ve iyi haber kötü adamımız hükümet tarafından tutuklanıyor. -Ama bence bu işin altında bir iş var. Son kitapta yine göreceğiz bu Brock Amca'yı- :D 

Hyden ve Callie (Onları bu sahnede sevdim.)
"Demek benim için üzüldün, öyle mi?"
"Hayır." Gözleri gözlerimle buluştu. "Sana aşık oldum."
Donakaldım. Zaman durdu. (SAYFA:254)

Yanlış hatırlamıyorsam son kitap yurt dışında da basılmadı. Yani Türkiye de çıkması da uzun sürecek. O yüzden uzun bir süre daha bekleyeceğiz gibi görünüyor. Callie'nin ikilemleri, kime güveneceğini bilememesi ve bocalaması o sahneleri sevdim. 

Ama ben hala şoktayım. Blake dediğimiz adam İhtiyar çıkmasın! Ahh, Lissa bende şok etkisi yarattı bu sır. Umarım son kitapta Tyler-Callie-Ray çiftini görebiliriz. Onları böyle mutlu bir aile tablosu hallerini görmek istiyorum. İşin sonunda anneleri de "ben geldim" diye ortaya çıkmazsa artık bir şey demiyorum yani. Yazar şaşırtmayı seviyor.

Hah,son bir şey..Callie'nin ensesindeki yonga hala çıkarılmadı. Çıkarılamaz! Çünkü içinde patlayıcı var. Yani ölümden başka kurtulma şansı yok. Ve başkaları zihnine girip onu kontrol edebiliyor. Buna da bir çözüm bulamadılar. Ne olacak bu Callie'nin hali sorarım size! Bu kız normal kızlar gibi olmayacak mı? Son kitapta neler olacak çok merak ediyorum.  

Şiddetle tavsiye etmesem de boş zamanlarda okunabilecek hoş bir kitap. Bir şans verilmeli diye düşünüyorum. ;)

Pinterest shareGoogle Plus share

Pabucumun Ajanı / YORUM

 
Çok sevdiğim yazarın çok sevdiğim kitabına yorum yapma merasimini bir kaç gün bekletmek istedim. Aslında kitabı okuyalı 3-4 gün oluyor ama ben yeni yorum yapıyorum.
 
Öncelikle okurken kurduğu cümlelerle beni kahkahalara boğan Deniz Akın'a,
Narsist kelimesinin sözlük anlamı yakışıklı ve iç gıcıklayıcı Kurumsal Egoist Tuna Üstüner'e,
Ve bizi böyle bir kitapla ödüllendiren Asude'ye teşekkürlerimi sunuyorum.
 
-Asude, sen nasıl bir kitap yazmışsın böyle ya..
Bir kitap olacak kadar alıntı biriktirdim ben :D
 
-Ayrıca "grinin elli donu" olayına çok güldüm.
Aklıma geldikçe hala gülüyorum. :D
 
Deniz'i bazen böyle tutup kollarında sarsasım geldi ama dayandım. Yani bazı yerlerde "sus artık" dediğim de oldu ama o çatlak Deniz Akın sonunda Tuna'nın kalbini fethetti.
Tuna Bey'imiz de az değil hani. Dengesizlikleriyle hem beni hem de Deniz'i şaşırttı ve sinir etti. Hem diyor geçici bir şey hem de kıskançlık oklarını batırmaktan hiç vazgeçmiyor. Sen böyle yaparsan demezler mi "ne iş Tuna Bey?" diye. :D
 
Pabucumun Ajanı - II'yi okumak için can atsam da bir süre daha kütüphanemde misafir edeceğim. Hemen bitsin istemiyorum çünkü. ;)
 
-Ve son olarak Asude sen yazmayı hiç bırakma olur mu? Bizi kendinden mahrum etme Asude'mmm diye isyanlara girmeden bu konuyu burada kapatıyorum. :D  (İyice Asude manyağı çıktım bende :D)
 
* * *
 
Sonuç olarak; gülmek, kahkaha atmak ve Tuna Üstüner'in büyüsüne kapılmak istiyorsanız bu kitabı alın okuyun diyorum. Yani okuyun, okutun!
 
Puanım; 10 numara 5 yıldız
Pinterest shareGoogle Plus share

Benim İçin Öl / YORUM

 
Bana Alacakaranlık serisini biraz anımsatsa da ben beğendim. Üst üste beni sıkan iki kitaptan sonra bu kitap ilaç gibi geldi. Sayfalar su gibi aktı derler ya aynen öyleydi. 2-3 gün gibi kısa sürede okunabilecek, çerez bir kitap. Olayların Paris'te gerçekleşmesi de artı bir durum benim için. ;)
 
Jules ve Vincent arasında gidip gelmekteyim. Ama Vincent diyorum. :D Bir aşk üçgeni havası aldım ama, bakalım serinin ilerleyen bölümlerinde ne olacak.
 
Kitabın konusu; Kate ailesi öldükten sonra ablası ile dedesi ve büyükannesinin yanına taşınır ve orada hayatının aşkı Vincent ile karşılaşır. Vincent bir geri-dönendir. Yani bir nevi hayalet diyebiliriz. Ölümsüzler ve insanların hayatlarını kurtarmak için onların yerine ölebilirler.
 
Onları yok etmenin tek yolu ise kafalarını koparıp bedenlerini yakmak. Lucien az kalsın bunu başarıyordu. Devreye Vincent'in ruhu gitmedeydi tabi. O aksiyon sahneleri güzeldi, keyifliydi.
 
Puanım; 4
Pinterest shareGoogle Plus share

İt Dalaşı / YORUM

 
Her şey Rube ve Cameron Wolfe kardeşlerin evine boks işinde olan Perry Cole ile başlar. Serinin ilk kitabı Köpek Düşlerini severek okumuştum ama bu kitap işkence gibiydi benim için. Böyle bir kitap yazılmasa da olurmuş, okunmasa da olurmuş. Benim için zaman kaybıydı ve ben anladım ki Markus Zusak bana hitap etmiyor. Bu zamana kadar 3 kitabını okudum ve içlerinden bir tık önde olan Kitap Hırsızı vardı. Ama onun dışında benim için Markus Zusak bitmiştir. Okurken hem sıkıldım hem de harcadığım zamana üzüldüm. Jojo Moyes'ten sonra okumak istemediğim yazarlara bir yenisi daha eklendi; Markus Zusak. Üzgünüm canım ama benimle değilsin!
 
Puanım: 2
-Aslında 1 verirdim ama Ardında Bıraktığın Kadın'dan bir tık daha öndeydi.-
Pinterest shareGoogle Plus share

Ardında Bıraktığın Kadın / YORUM

 
Bu kitap kaç gündür elimde sürünüyor bir ben bilirim bir de kitabın kendisi. Ay başından beri okumaya çalışıyorum. Önce yarım bıraktım sonra yeniden başladım ama olmuyor arkadaş. 180.sayfaya kadar dayanabildim. Benim de sabrımın bir sınırı var. Jojo Moyes hiç üşenmeden 510 sayfa nasıl yazmış bu kitabı anlamadım. 200 sayfa olsa ne olurdu sanki. Bu kadar fazla uzatmanın ne gereği vardı ki.. Sadece Sophie'nin hikayesini okudum, Liv'in hikayesini de merak etmiyorum. Jojo Moyes'in bu zamana kadar 3 kitabını okudum ve okuduğum 3 kitapta beni hayal kırıklığına uğrattı. Yazarın kalemini, anlatım tarzını beğenmedim. Bana hitap etmiyor. İnsanı içine çeken tarzda yazmıyor bana göre. O 180 sayfayı okurken o kadar sıkıldım ki kitabı yere fırlatma aşamasına kadar geldim. Bu kitabı okurken sinirlerim bozuldu resmen. Harcadığım zamana üzüldüm. Okuyanlar, beğenenler ne düşünür bilmiyorum ama Jojo Moyes benim için bitmiştir. İstediği kadar kitap çıkartsın dönüp yüzüne bile bakmam. Kusura bakma Jojo Moyes ama tarz değilsin! diyerek bir göndermede de bulunduktan sonra yorumumu bitiriyorum.
* * *
Puanım; 1

Pinterest shareGoogle Plus share
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI