- Ana Sayfa
- Alıntılar
- Tanıtımlar
- Okudum
- SİHİRLİ KİTAPLIK İLE OKUMA ETKİNLİKLERİ
- ÖNERDİKLERİM
- Wattpad
- KİTAP GURMELERİ İLE BLOG TURLARI
YAYINEVİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YAYINEVİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Okuma Etkinliği#12 || Beni Aşka İnandır || Yorum
Okuma Etkinliği#12 || Beni Aşka İnandır || Cast
Etkinliğimizin 2.gününde karakterlerimizi tanıyalım!
- Kaya; oldukça esmer bir erkek. Siyah saçları, zeytin kadar kara gözleri ona oldukça yakışıyor. Gülünce yanağında bir gamze oluşuyor. Bu onun en büyük silahıydı. Kendimden biliyorum. Ben bile o zamanlar kapılıp gidiyordum bu gülüşe. (Kaya'nın Özge üzerindeki etkisi.) :D
OkumaEtkinliği#11 || Karmakarışık || Yorum
Bu kitabı anlatacak üç kelime söyle deseler; Eğlenceli, Komik ve Seksi derdim.
Cennetteki Kaplumbağalar || Yorum
Okuma Etkinliği#9 || Şimdi Benimsin || Yorum
- Bu kitabı nasıl anlatsam bilemiyorum. Öncelikle kitap tecavüzle başlıyor. Ve bu durum kitap için eksi bir durum. İnsanlarda ister istemez bir ön yargı oluşuyor. Ama buna rağmen kitabın akıcı bir dili olduğunu da kabul etmek gerek. Fırat ile Elif'in evliliği başta zoraki olsa da zamanla birbirlerine olan aşkları tüm yaşanmışlıkları silip süpürdü.
Okuma Etkinliği#8 - Ateş ve Buz │Yorum ve Çekiliş
Bu kitabı nasıl anlatsam bilemiyorum. Üç farklı kadın, üç farklı adam ve üç farklı hayat! Çelişkiler ve gözyaşlarıyla dolu bir hikaye. Hem yakacak hem de yanacak olanların hikayesi!
Etiketler:
Müptela,
OKUDUM,
Okuma Etkinliği,
PUANLAMA,
YAYINEVİ
Kitap Alışverişi#6
- Herkese Merhaba! Uzun zamandır alışveriş yazısı yazmıyordum. Bana kalsa bu yazıyı da paylaşmayacaktım ama Min Li Li sağ olsun çok ısrar etti. (Üzerimde baskı var, yetişin!) :D Bilmem kaçıncı kez gittiğim sahaftan kitap almadan dönmedim tabi. Aldıklarım 2 - 3 aylık alışverişimin toplamı. Ukitaptan da takas yapınca kitaplığıma bir çok yeni kitap girmiş oldu. Gelelim neler aldığıma;
KGBT 7. Tur || İngiliz Gelin Annabel | Yorum
Kitabı ilk elime aldığımda beğeneceğimi düşünmemiştim. Ama kitabı bitirdiğimde tam olarak şöyle hissetim; "Nerede bu kitabın ikincisi?" O derece çok sevdim ben kitabı. Her ne kadar kapak resmi paintte yapılmış gibi dursa da içeriğine diyecek yok! Redaksiyondan kaynaklı hatalar vardı ama ikinci kitapta düzeltirler diye umuyorum. Benim gibi fazla tarihi aşk okumamış biriyseniz bu kitabı okumanızı tavsiye ederim!
Amy Engel - Kurucunun Kızı │Tanıtım Etkinliği
Dehşet verici bir nükleer savaş sonrası Amerika Birleşik Devletleri büyük ölçüde yok edilmiş, sadece küçük bir grup hayatta kalmıştı. Geriye kalanları kimin yöneteceği konusunda Lattimer'lar ve Westfall'lar arasında çıkan savaşı Westfall ailesi kaybetmişti. Ve beş yıl sonra barış ve kontrol, her yıl yapılan bir törenle, kaybeden tarafın kızları ile kazanan tarafın erkeklerinin evlendirilmesiyle sağlanmaktaydı.
Bu yıl benim sıram gelmişti.
Etiketler:
TANITIM,
TANITIMLAR,
yabancı,
YAYINEVİ,
YeniKitap
Okuma Etkinliği#5 - Dönüm Noktası [Takvim]
Yakında başlayacak olan etkinliğimizin takvimini sizinle de paylaşalım istedik :) Biz dört kafadar Dönüm Noktasına etkinlik yapalım dedik. Alıntılarımız ve diğer çalışmalarımız için bizi takipte kalınız.
Kimmiş bu dört kafadar derseniz;
NOT: Etkinlik bitiminde linkleri buradan toplu olarak görebilirsiniz.
* * *
Umarım seveceğiniz bir etkinlik olur.
Okuma Etkinliği#5 - Dönüm Noktası 1.GÜN | Yorum
Kitap bitti ve ben öylece kalakaldım. Yani kitabın sonu muallakta bitti biraz. Trevor'ı ardında bıraktı mı, bırakmadı anlamadım. Bunun cevabını ikinci kitapta öğreneceğiz gibi görünüyor. Temennim Trevor'ı ikinci kitapta da görmek. Hatta mümkünse bol bol Trevor&Addison sahneleri olsun. :)
Kimi Öptüğüne Dikkat Et [Kitap Yorumu]
Bana "vay canına" dedirten, kendini heyecanla bir solukta okutan bir kitap oldu Kimi Öptüğüne Dikkat Et!
* * *
Yorumuma geçmeden önce karakterlere ve kitabın konusuna biraz değinmek istiyorum.
Layla, Yarı Muhafız Yarı İblis. 17 Yaşında. Çocukluğunu birlikte geçirdiği Zayne'den hoşlanıyor. Zayne, Layla'dan 4 yaş büyük ve bir muhafız. Birlikte olmaları imkansız. Layla her ne kadar yarı muhafız olsa da taşıdığı iblis kanı Zayne ile birlikte olmasına engel. Layla'nın İblis olan annesi Lilith babası ise bir muhafız. Babasının kim olduğunu söylemiyorum, kitabı okumayanlar için sürpriz olsun. :) Ve Roth.. İblislerin başı ve en kötüsü diyebiliriz. Amacı Lilith'in serbest kalmasına engel olmak.
Radin Efsanesi │Tanıtım
Eser Adı:RADİN EFSANESİ
Dili: Türkçe
Yazar:NİL SEFA ÖNEŞ
Yayın Yönetmeni: Nurettin Hacıkurtiş
Kitap Editörü: Pelin Vural
Kapak Tasarım: Murat Gündoğan
Sayfa Tasarımı: Ceyda Çakıcı Baş
Son Okuma: Selma Sibel Görgülü
Kitabın Türü: Roman
Özellikler:
Cilt Bilgisi: Karton Kapak
Kâğıt Bilgisi: İthal Kâğıt
Baskı Tarihi: Nisan 2015
Sayfa Sayısı:200
Kitap Boyutları: 13,5cm x 21cm
ISBN No: 978-605-4799-84-8
Etiket Fiyatı:16TL
İki farklı hayatın, iki farklı insanıydı Ceylin
ve Radin. Ceylin, varlıklı ve inançsız bir ailenin kızı, Radin ise mütevazi
hayatların erdemli adamıydı. Onları önce rüyalar birleştirdi. Henüz hayali kurulmadık
sabahlara uyandılar. Dramatik hayatların acı çekeniydi ikisi de. İç acılarının
toplamında birleşeceklerdi bir gün... Çok sonraları fark etseler de, aslında
kaderleri doğdukları gün ortak yazılmıştı. İkisi de nasıl büyük bir aşk
yaşayacaklarını bilmeden ve farkında olmadan birbirlerine yürüyorlardı. Ve bir
gün masallar adamı, Radin gün yüzüne çıktı. Enkaz altındaki Ceylin'e seslendi;
"Sesimi duyan var mı?" "Buradayım," dedi Ceylin. Uzattı
adam elini kadına. Kadın uzun süredir kaldığı göçüğün altından çıktı ve o
parlak ışığı gördü. Sonra da karanlık sırların büyük nehirlerinden sızıp,
birbirlerine döküldüler. Ceylin, nihavent makama yürürken, sonradan inandığı
kadere karşı güçlükle durabilecek, Radin'e kutsal bir aşkla bağlanacak ve baba
olarak seçtiği Adem'i de hisler aynasında görebilecekti.
"Yağmur, toprağı çok sevdi. Bu yüzden her
damlasını toprağa gizlemek istedi. Lakin arada bulut vardı ve bulut da yağmuru
sevdi; ama yağmurun, toprağa kavuşması için bulutdan ayrılması gerekiyordu. Ve
öyle de oldu...
Yağmur, bulutlardan ayrılıp, toprağa düştü.
İşte bu yüzden güzel, yağmurdan sonraki toprak
kokusu."
Rüzgar Çanı │Tanıtım
Eser Adı: RÜZGAR ÇANI
Dili: Türkçe
Yazar: AYNİL BEYLİK DEĞİŞMEZ
Yayın Yönetmeni: Nurettin Hacıkurtiş
Editör: Tayla Serpil Mızrak
Sayfa Tasarımı: Ceyda Çakıcı Baş
Kapak Resmi: Serhat Filiz
Kapak Uygulama: Murat Gündoğan
Kitabın Türü: Roman
Özellikler:
Cilt Bilgisi: Karton Kapak
Kâğıt Bilgisi: İthal Kâğıt
Baskı Tarihi: Nisan 2015
Sayfa Sayısı:360
Kitap Boyutları: 13,5cm x 21cm
ISBN No: 978-605-4799-85-5
Etiket Fiyatı:20TL
Geçirdiği hastalığının yanı sıra terk edilmenin üzüntüsünü İstanbul’da bırakarak,
hayalini kurduğu pastaneyi açmak için Urla’ya gelen Berna’yı,
sevdiği ve başarılı olduğu mimarlık mesleğini bırakmayı göze alan kardeşi Nil yalnız bırakmamıştı. Nil’in aşkı bulduğu bu şirin belde, Berna’ya da cömert davranıp geçmişin izlerini silecek miydi?
Rürgar çanının sakin ve huzur veren sesiyle birlikte pastaneye girdiği gibi, Berna’nın kalbine de yerleşen Demir, genç kızı ‘Her işte bir hayır vardır. Sakın isyan etme. Her kapanan kapı, yeni bir ışığa yol almak üzere tekrar açılır,' sözüne inandırabilecek miydi? İki gencin yoğun duygularla yaşadığı aşk günden güne alevlenirken, Berna’nın içini kemiren, sevdiği erkeğe açıklayamadığı sırrı neydi? Peki, genç kız sevdiği erkeğin geçmişi hakkında ne biliyordu?
Bu kitap geçmişte yaşadıkları acıları unutmak isteyen iki gencin yaşadığı tutkulu aşkın yanı sıra, size umudu ve hayalleri tüketmeden yaşama dört elle sarılmanın ne kadar önemli olduğunu ve hayatın umutsuzluklarla, pişmanlıklarla harcanamayacak kadar kısa olduğunu anlatmaktadır.
“Hayat başlar ve biter. Önemli olan ne kadar yaşadığınız değildir.
Başlama ve bitiş tarihi arasındaki o kısa çizgide neler yaşadığınız önemlidir.” Unutmayın! Her yeni gün yeni umutları da beraberinde getirir.
Hem de hiç beklemediğiniz bir anda…
Lanetli │Tanıtım
Sayfa Sayısı: 352
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Yayınevi: Yabancı
"Aşk, macera, tehlike, ihanet… bu seride hepsi var."
-The Bookish Babes-
"Dozunda macera ve aşk beni kitabın içine çekti ve sonuna kadar koltuğumun kenarında tuttu."
-Shelly Crane, New York Times ve USA TODAY Çok Satan Yazar-
"Bu hikâyede hiçbir şeyi tahmin etmeniz mümkün değil!"
-Magical Urban Fantasy Reads-
Evangeline gençlik yıllarında adeta görünmezdi. Koruyucu ailesi duygusuz bir robota benziyordu ve sınıf arkadaşları genel olarak o yokmuş gibi davranıyorlardı. On sekiz yaşına girmek üzereydi ama tamamen yalnızdı ve birileriyle bağ kurmak için yanıp tutuşuyordu. Herhangi birisiyle…
Bir kafede Sofie ile karşılaştığında aradığı kişiyi bulduğunu düşünmüştü. Sofie'nin asistanı olması için sunduğu teklifi kabul ederek her şeyini geride bırakıp Manhattan'a taşındığında, kendisini pırlantaların ve sınırsız harcanan paranın sıradan olduğu, lüks bir dünyanın içinde bulmuştu.
Tüm bu cömertliğin ortasında, etrafında dönen gariplikleri göz ardı etmesi son derece kolaydı: Sofie'nin sergilediği tuhaf ve şiddet eğilimli davranışları, canavar gibi koruma köpekleri. Hatta kâbuslarında gördüğü kanlı cinayetleri, mağaralarda yaşayan evsizleri ve beyaz gözlü iblisi, özellikle de yakışıklı Caden'ı. Ama bir gece uyandığında boynundaki diş izleri bu peri masalının çabucak uçup gitmesine neden olmuştu. Yavaş yavaş Sofie'nin ve arkadaşlarının sırları ortaya çıkıp da diş izlerinin açıklaması ve rüyaları netleştikçe, gerçeğin hayal bile edemeyeceği kadar korkunç ve gizemli olduğunu fark etmişti. Şimdi, Evangeline'in yalanlarla dolu bir dünyada hayatta nasıl kalacağına karar vermesi gerekiyordu!
(Tanıtım Bülteninden)
Etiketler:
TANITIM,
TANITIMLAR,
yabancı,
YAYINEVİ,
YeniKitap
Okuma Etkinliği#3 - Kıyıya Vuran Deniz Kabukları 2.Gün│Yorum + Çekiliş
Kalbiniz affetse bile ruhunuz ihaneti unutup yeniden sevmeyi öğrenebilir mi?
Dorset sahilini dalgalarıyla döven fırtınalı bir deniz… Kayaların tepesinde gün ışığında beyaz duvarlarıyla adeta inci gibi parlayan bir çiftlik evi…Clifftops.
Burası Dora'nın bir zamanlar evim dediği yerdir. Şimdi ise Dora sevdiği adamla Londra'da yaşamaktadır ve içinde yeni bir hayat büyümektedir. Ancak on bir sene önce yaşadığı o korkunç olaydan bu yana kendini bir türlü toparlayamıyordur. Dahası kendini bir anne adayı olarak yeterli görmemektedir.
Daha fazla bu şekilde yaşayamayacağını anlayan Dora, geçmişiyle yüzleşmek için çocukluğunun geçtiği o eve döner. İstediği cevapları annesinden öğrenecektir. Fakat döndüğünde hiçbir şeyin eski masumluğunu korumadığını görecektir. Çünkü her ailede sırlar vardır ve bazıları sonsuza kadar saklanmalıdır…
Kıyıya Vuran Deniz Kabukları, ihanet ve yalanlarla parçalanan bir ailenin umuda tutunuşunu anlatan muhteşem bir roman.
- Kıyıya Vuran Deniz Kabukları bir aile dramını gözler önüne seriyor. Okurken kimi yerlerde üzüleceğiniz, kimi yerlerde sinirleneceğiniz dokunaklı hikayesiyle sizi etkisi altına alacak.
- Helen, üç çocuğu ve eşiyle yaşadığı sahil kasabasında hayatını sürdürürken Alfie'nin ölümüyle her şey tepetaklak olur. Helen, oğlunun ölümünün yıkımıyla ve hissettiği suçluluk duygusuyla günden güne kahrolmaktadır. Evliliğindeki çıtırtılar da duyduğu suçluluk duygusundan kaynaklanmaktadır.
- Alfie, Cassie ve Dora ile gittiği sahil kenarında birden bire kaybolmuştur. Cesedi bulunamazken aile büyük bir yıkım altında kalmıştır. Helen suçluluk duygusuyla yanıp kavrulurken etrafına da mutsuzluk saçar. Richard, gerçekleri öğrendiğinde karısını ve çocuklarını bırakarak evi terk eder. Richard yeni bir hayata başlarken Helen pişmanlıklarıyla dolu bir hayat sürer.
* * * Helen ve Cassie karakterinden nefret ettiğimi söylemem gerekiyor. Helen, evli ve üç çocuklu bir kadının kocasını aldatması ve bunu defalarca kez yapması benim kabul edebileceğim bir şey değil. İhaneti kim kabul eder ki? O sahneleri okurken Helen'i boğmak istedim. Helen, sırf zevkleri için ailesine yalan söylerken küçük oğlu Alfie'yi 13 yaşlarındaki kardeşi Dora'ya emanet eder. Dora ve Cassie sahile giderlerken yanlarında Alfie'yi de götürmek zorundadırlar. Dora, Alfie dondurma almak için uzaklaştığında, onu Cassie ile bırakır. Cassie, karakteri gördüğüm en sorumsuz ve itici karakter bana göre. Bu arada Cassie'Nin lezbiyen olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim. Sırf kız arkadaşı Sam ile kendini tatmin etmek için Alfie'yi başından savması ve onu kayalıklara göndermesi onun ölümünde suçlu olduğunu gösteriyor.
* * * Alfie'nin ölümünde bütün suç Cassie ve Helen'in. Küçücük bir çocuğu daha 13 yaşlarındaki kızına emanet edip zevk uğruna onları yalnız bırakması kabul edilebilir değil. Hangi anne yapar bunu, sorarım size! Hele ki Cassie'nin Alfie'nin ölümünde Dora'yı suçlaması kadar aptalca bir şey görmedim! Gel de delirme! Cassie hissettiği suçluluk duygusu -yersen tabi- ile intihar etmeye kalkıştı. Ama onu da yüzüne gözüne bulaştırdı. Ki ben inanmıyorum. Eğer Cassie suçluluk duygusunu taşıyamayacak halde olsaydı intiharı tekrar denerdi. Her şeyi unutup gidip kendine yeni bir hayat kurmazdı.
* * * Kitapta geçmişin ve geleceğini anlatıldığı bölümler ile kitaba daha iyi odaklanıyorsunuz. Dora'nın yaşadıkları, pişmanlıkları, hissettiği suçluluk duygusu ile onun acılarına ortak olmuş gibi hissediyorsunuz. Yani anne ve kız kardeşi yıllarca Dora'yı suçlamış, saçmalığa bakar mısınız? Haliyle Dora da kendine olan inancını kaybetmiş bir halde yeni bir gelecek kuramamış kendine. Dan ile olan birlikteliğinden bile çekinirken bebeğiyle ne yapacağını düşünemez bir halde çare ararken ailesinin ona destek çıkmamasını hiç anlayamıyorum!
* * * Helen'in Richard gibi bir adamı aldatmasını da anlamıyorum. Hayır adam ailesini seven biri, sen git adamı aldat. Oldu mu şimdi Helen'ciğim! Ne çektiysen hak ettin bee Helen.. Dora'ya da acıdım ya, yaşadıklarını düşündükçe bağrıma basasım geldi. Ama en sonunda mutluluğu Dan ile buldu da birazcık da olsa rahata kavuştu.
* * * Helen'in Richard gibi bir adamı aldatmasını da anlamıyorum. Hayır adam ailesini seven biri, sen git adamı aldat. Oldu mu şimdi Helen'ciğim! Ne çektiysen hak ettin bee Helen.. Dora'ya da acıdım ya, yaşadıklarını düşündükçe bağrıma basasım geldi. Ama en sonunda mutluluğu Dan ile buldu da birazcık da olsa rahata kavuştu.
* * * Richard'ın yeni bir hayat kurması ve kızının yanında olması güzeldi. Dora'nın en azından bir destekçisi vardı. Dora'nın annesini ve kız kardeşini bu kadar kolay affetmesini beklemiyordum. Ben olsam affetmezdim! En sonunda her şey yoluna koyuldu ve Dora, onu seven Dan ve bebeğiyle yeni bir hayata başlangıç yapmış oldu.
* * * Kitabı okurken kızdığım yerler o kadar çok oldu ki karakterlerin kafasına kitabı fırlatasım geldi. Küçük Alfie üzüldüm. Hayatını doya doya yaşayamadan erken veda etmesi üzücüydü. Her ne kadar bana hitap eden bir tarz olmasa da üzerimde sinir, şaşkınlık, öfke, acıma ve hüzün gibi duygular hissettirdi bu kitap. Uzun lafın kısası; eğer Sarah Jio ve Kristin Hannah'ın kitaplarını okumayı seviyorsanız; Kıyıya Vuran Deniz Kabuklarını da seveceğinizi düşünüyorum.
Çekilişimize Katılmayı Unutmayınız!
Etiketler:
Okuma Etkinliği,
Orkinos Yayınları,
YAYINEVİ,
YeniKitap
Ünlü Aşk [Kitap Yorumu]
Bir gün gibi kısa bir sürede bitirdim kitabı. Eğlenceliydi. Okurken hem hüzünlendim, hem de sinirlendim. Okurken bana aynı anda bir çok hissettiren bir kitap oldu. Kitabı bitirdiğim de neden bunun ikincisi yok dedim.
Toprak karakterini hem sevdim hem sevemedim. Bencilce davranışları olmasa sevilebilirdi belki. (Okuyunca anlarsınız ne demek istediğimi..) En azından Melis'e yöneldi de Karen, Can'a kalmış oldu ve Toprak sorunu ortadan kalktı. Sergio karakteri kitapta en sevdiğim karakter oldu. Onun hikayesini de okumak isterim. Kitap boyunca o konuşsun ben dinleyeyim dedim ama sahnelerinin azlığı gözümden kaçmadı.
Genelde aşk üçgenleri olan kitapları sevmem ki.. bu kitapta aşk dörtgeni vardı. Toprak Karen'i seviyor, Karen Can'ı seviyor, Melis Toprak'ı seviyor. Önce Toprak Karen'le birlikteyken, gönlü Melis'e kaydı. Yani Karen'den vazgeçip ilgisini onu seven Melis'e yönlendirdi. Bu durum biraz sinir bozucu ama olayların akışında unutulup gidiliyor o olay. :D
Karen'in yakın koruma olması.. ne bileyim bana hep tuhaf hem de merak uyandırıcı geldi. Atraksiyonlu sahneler bana biraz saçma gelse de -sonuçta burası Amerika değil ve Karen bir FBI Ajanı değil- bu kadar hayalperest tavır insanı durup düşünmeye zorluyor. Ama sonuçta bu bir kurgu değil mi?
Kitaptaki aksiyon ve macera sahneleri güzeldi. Ama biraz daha aksiyon olsa hayır demezdim hani. Toprak ve Can'ın kardeş olduğunu öğrendiğim de öyle pek şaşırmadım. Yazarın ters köşe yapacağını tahmin etmiştim. Hani bekliyordum böyle bir şey..
Karen'in yaptığı fedakarlıkları okuyunca bağrıma basasım geldi. İki kardeşin arasına girmemek için aşkından vazgeçen bir kadın sevilmesin de ne yapsın. Yazar sonunu güzel bağlamış en azından :) Yeşilçam filmleri havasındaydı ama keyifliydi. Ben beğendim. Boş zamanlarınızda keyif alarak okuyacağınız türde bir kitap, önerilir...
Tesadüfen Aşk [Kitap Yorumu]

Kitabı okuyalı neredeyse bir ay oluyor ama ben üşengeçliğimden yeni yorum yazıyorum. Ee aradan zaman geçince haliyle hatırlamadığım şeyler olabilir. Başak Kızıltan'la ilk tanışmam oldu Tesadüfen Aşk. Büyük bir beklentiyle başladım kitaba ve hayal kırıklığına uğradım.
Kitap şimdiki zamanla ve karakterlerimizin -Ayaz ve Yeşim- ağzından anlatılıyor. Ben şimdiki zamanla anlatılmış kitapları pek sevmiyorum. Okurken keşke geçmiş zamanla anlatılsaydı derken buldum kendimi. Bir de karakterlerin ağzından değil de hakim bakış açısıyla anlatılsa nasıl olur diye düşündüm. Bu iki durum beni rahatsız etti ve haliyle kitabı sevmeme engel oldu diyebilirim. Okurken sıkıldığım yerler olmadı dersem yalan olur. Karakterleri sevemedim. Sevmediğim karakteristik özellikle bu kitap karakterlerinde hayat bulmuş gibiydi. Bana biraz dengesiz tipler gibi geldi karakterler. O yüzden sevemedim.
Kitapta karakterlerimiz öyle tesadüflere geldi ki şaşırsam mı nasıl davransam bilemedim. Hani bana "yok artık" dedirten durumlar olmadı değil. Cenker nefret edilesi karakterlerin demirbaşı benim gözümde. Yani bu nasıl bir manyaklıktır anlamadım. Okurken camdan aşağı atasım geldi çocuğu, o derece nefret ettim! Okuyunca ne demek istediğimi anlarsınız.
Ayaz-Alaz benzeşmesini sevmedim. Alaz, Ayaz'ın kuzeni. Yazar burada Alaz değil de başka bir isim kullansa daha doğru olurmuş. Okurken beni sıkan nedenlerden biri de bu oldu.
Kitapta bahsi geçen "aşk" bana pek samimi gelmedi. "Tesadüf"lerin boyutu da beni rahatsız etti. Yazarın ilk kitabı mı bilmiyorum ama bir şans daha verip Buselik ve Aksiseda kitaplarını da okumayı düşünüyorum.
Maalesef pek bana hitap eden bir kitap olmadı Tesadüfen Aşk.
Etiketler:
Başak Kızıltan,
OKUDUM,
postiga,
PUANLAMA,
YAYINEVİ
Okuma Etkinliği#2 - Romantik Oyun 1.Gün│Yorum ve Çekiliş
* * * NOT: SPOİLER İÇERİR! * * *
Tanıtım Yazısı İçin: TIK TIK!
Bir Otaku'nun Dünyası Yorumu İçin: TIK TIK!
Her şey Steven(St. , Stev) ile Tina'nın iddiaya girmesiyle başlar. Oynayacakları Romantizm Oyununun onları birbirlerine daha çok yaklaştıracağından ve saklı kalmış gerçekleri ortaya çıkaracağından habersizdirler.
Başta her şey güzel giderken Tina, Stev'e farklı gözlerle bakmaya başlar. En sonunda ona aşık olduğunu fark ettiğindeyse işler karmakarışık bir hale gelir. Çünkü Tina kendini Stev'e layık görmemektedir. Bunun bilinciyle saçma sapan hareketler de bulunur. Stev'i kendinden uzaklaştırmaya çalışır. Halbuki Stev, Tina'ya karşı boş değildir. Her şey ortaya çıktığında Tina ve Stev artık -eskisi gibi- değildir. Eskisinden daha iyi bir haldedirler.
Bizim bu romantik Stev'imiz meğersem Tina'yı ilk gördüğünden beri ona vurgunmuş! Ama bir türlü ona söyleyememiş, sevgisini hep içine atmış. Günün birinde oynadıkları oyunla artık dayanamayacağını anlayan Stev aşkını Tina'ya itiraf eder. Tina'nın da ona karşı boş olmadığını öğrenen Stev artık hayallerine kavuşmuştur.
Kitapta öyle romantik ve eğlenceli sahneler vardı ki okurken hem güldüm hem de sinirlendim. Tina bazen çok konuşabiliyor da. :D Hani dedim; "kızım bir sus, bir çocuğu dinle!" O derece delirtti beni Tina. Stev'in ise Tina'yı etkilemek için yaptığı sürprizler çok hoştu. Stev ve Tina'nın birbirlerine "ezik" diye takılmalarını sevmedim. Tamam ilk başlarda sevimli olabiliyordu ama sık sık tekrarlanınca bu durum beni rahatsız etti. Tina'nın susmak bilmeyen çenesi ve kendine güvensizliği beni deli etti.
Yok neymiş Stev'e göre değilmiş. Stev'in kriterlerine uymuyormuş. Kızı parçalayacaktım ya! Biraz sakin olup etrafına bakınsa Stev'in de aynı duygular içerisinde olduğunu görecek! En sonunda maymun gözünü açtı da kavuştular. Yoksa böyle sürekli didişmeleri bir yerden sonra çekilmez bir hale gelebilirdi.
Liz ve Christopher'ın ilişkileri ise fırtınalı bir şekilde başladı. Hem de ne başlangıç! Chris, Liz'i daha ilk görüşte canından bezdirdi. En büyük aşklar nefretler başlar diye boşuna dememişler. Bence ilerde bu ikisi çok büyük bir aşk yaşayacaklar, benden söylemesi.. :D
Sienna.. Tina'nın üvey ablası. Ama öyle bildiğimiz üvey ablalardan değil. Bu arada Chris, Tina'nın üvey kuzeni gibi bir şey oluyor. Onu da söylemden geçmeyeyim dedim. :) Her neyse.. Sienna ve Tina öz abla-kardeş gibiler. İkisinin arasındaki ilişkiyi sevdim. :)
Leila'yı öldürebiliyor muyuz!!! Kitabı okuyup da bu karakterden nefret etmeyen yoktur herhalde. Stev'e ahtapot gibi yapışması yok mu? Deli etti beni. Ama tabi Tina meydanı boş bırakır mı, kaptı Stev'i o cadının elinden. Avucunu yala Leila! :D
Dili gayet akıcı okurken sizi içine çeken bir hikayesi var. İlk bakışta basit bir ilk aşk hikayesi gibi görünse de mevzular derin. Kitabın içinde bazı ailevi durumlarda var. Ona değinmiyorum, siz kitabı okuyunca anlarsınız ne demek istediğimi.. :) Stev karakterini okurken "yok mu bize de bi Steven" dedim yani! :D Okuyanlar neden böyle bir şey dediğimi de anlayacaktır. Kitap seriymiş bu arada buradan da duyurayım dedim:) İkinci kitapta umarım Liz ve Chris'in hikayesini okuruz. Tina'nın kendiyle çatışması ve "ezik" kelimesinin rahatsız edici bir boyuta ulaşması sebebiyle bir puan kırdım. O da benden kaynaklı bir problem. Renkler ve zevkler tartışılmaz tabi, siz sevebilirsiniz belki.. Kitabı elinize alın ve keyifle okuyacağınız bir ilk aşk hikayesine hazır olun! :D
Çekilişimize Katılmayı Unutmayınız!
Etiketler:
Elif Yılmaz,
OKUDUM,
Okuma Etkinliği,
Önerdiklerim,
postiga,
Tavsiye Ettiklerim,
YAYINEVİ
Evrenin Ötesi [Kitap Yorumu]
- Bu kitabı beğenmeyen bir tek benim herhalde. Kitabın yorumunu girmeyecektim aslında, çünkü yarım bırakmıştım. Ama en sonunda inat ettim ve kitabı bitirdim. Kitap çarpıcı bir şekilde başlıyor. Ama bundan sonrası benim için bir hayal kırıklığı oldu. Tek diyebileceğim, kitabın bana işkence etmiş olduğu. Okurken gerçekten çok sıkıldım. Bu durumda kitabı okurken zevk aldığım da pek söylenemez. Hani okumak için, bitsin diye okudum. Okurken "bu kadar güzel bir kurgusu olan kitap daha ne kadar sıkıcı anlatılabilirdi ki.." diye düşünüp durdum. Problem arık anlatımda mı yoksa bende mi bilmiyorum. Filmi olsa izlenebilirdi belki..Ama bana göre kitap olmamış! Eğer bu seriye başlayacaksanız iki kere düşünün derim. :)
Sanki ortadan ikiye ayrılıyor gibi hissediyordum.
Bir zamanlar buzdum.
Şimdiyse acının ta kendisiyim.
- Her şey Amy ve ailesinin Godspeed denen bir uzay gemisinde görev yapmak üzere 300 yıl kadar dondurulması ile başlar. Ama birinin Amy'nin bulunduğu kapsülün fişini çekmesi ile her şey daha yeni başlamıştır. Godspeed'e bir katil vardır .Amy şans eseri hayatta kalmıştır ama diğer iki kişinin sonu ölümle sonuçlanmıştır. Amy bütün gerçekleri öğrendiğinde Bilge ölmüş ve yerine Çırak geçmiştir. Yani artık Godspeed'in yeni lideri Çırak'tır.
Gökyüzünün ne kadar önemli olduğunu onu kaybedene dek hiç düşünmemiştim.
- En sonunda ortaya çıktığında bütün bunları yapanın kim olduğunu öğreniyorsunuz. Ayrıca Amy'nin fişini çeken de Çırak'mış. Kitap Amy ve Çırak'ın ağzından anlatılıyor. Çırak'ın bakış açısıyla yazılan bölümler ban sıkıcı geldi. Keşke olayları hep Amy anlatsaydı. Belki kitaba daha farklı bir açıdan yaklaşabilirdim. Pek bana hitap eden bir kitap değil. Ama yine de ikinci kitaba bir göz atacağım. Kurgusundan dolayı iki puan veriyorum. Dediğim gibi seriye başlayacaksanız iki kere düşünün! :D
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




































